Skip to content Skip to navigation

Amatör Gökbilimciler Kahverengi Cüce Keşfetti

Dr. Mahir E. Ocak
19/06/2017 - 15:19

Dünya’ya yakın gökcisimlerini keşfetmenin yollarından biri farklı zamanlarda çekilmiş görüntüleri karşılaştırmaktır. Farklı görüntüler üst üste konulduğunda çok uzak gökcisimlerinin konumları neredeyse hiç değişmezken daha yakın olanların konumlarındaysa kaymalar görülür. Her ne kadar bu yöntem çok etkin olsa da sadece birkaç kişinin çabasıyla Dünya’nın yakınlarındaki çok sayıda gökcismini keşfetmek ve kataloglamak neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden NASA amatör gökbilimcilerin uzay teleskoplarının çektiği görüntülere erişmesine imkân veriyor ve Dünya’ya yakın gökcisimlerini keşfetmek için gönüllülerden yardım alıyor. Günümüzde 37.000’den fazla gönüllü, teleskoplar tarafından kaydedilen görüntüleri inceleyerek yeni gökcisimlerinin keşfedilmesinde profesyonel gökbilimcilere yardımcı oluyor. Bugüne kadar amatör gökbilimcilerin yardımıyla milyonlarca keşif yapıldı.

Dört gönüllü gökbilimcinin katkısıyla yakın zamanlarda bir kahverengi cüce keşfedildi. İlk olarak Tazmanya’da fen bilgisi öğretmenliği yapan Bob Fletcher, NASA’nın 15 Şubat’ta yayınladığı görüntülerde hareket eden çok solgun bir gökcismini fark etmiş. Daha sonra aynı gökcismi Sırbistan, Rusya ve ABD’den üç gönüllünün daha dikkatini çekmiş. Araştırmacılar tarafından yapılan incelemelerden sonra gökcismine Bob’un Cücesi ismi verilmiş. Daha önceleri bilinmeyen gökcisminin yüzey sıcaklığı Jüpiter’inkinden sadece birkaç yüz derece daha yüksek. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nin Astrofizik Bölümü’nde çalışan Dr. Hackie Faherty, çok solgun olduğu için Dünya’ya sadece 100 ışık yılı uzaklıktaki bu kahverengi cücenin daha önceleri fark edilemediğini söylüyor. The Astrophysical Journal’de yayımlanan makalenin yazarları arasında amatör gökbilimcilerin dördü de yer alıyor.

1

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) çalışan bir grup araştırmacı, hareketli aksamları olmayan bir itki sistemi tasarladı, üretti ve başarıyla test etti. Dr. Haofeng Xu ve arkadaşlarının Prof. Dr. Steven Barrett önderliğinde yaptığı çalışmanın sonuçları Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Gökyüzünde en kolay fark edilen takımyıldızlardan biri olan Avcı (Orion) Takımyıldızı, kış aylarında Kuzey Yarımküre’de gökyüzünün en önemli simgelerindendir. Bu nedenle de kış mevsiminin gelişinin habercisi olarak kabul edilir.

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz “Güneş Sistemi’nde başka bir gezegende yaşabilir miydik?” sorusunu, en yakınımızda olan Merkür, Venüs ve Mars’ın iklimi ve bu gezegenlerde yaşama imkânı üzerinden açıklıyor.

Gökbilim ve Uzay

Yerli uyduların mercek, prizma ayna gibi optik bileşen ihtiyacını karşılayacak Optik Sistemler Araştırma Laboratuvarı TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü çatısı altında kuruldu.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) 20. yaş gününü kutluyor. ISS’yi oluşturan ilk modül olan Zarya, 20 Kasım 1998’de fırlatılmış ve Dünya’nın çevresindeki yörüngesine yerleşmişti.

Gökbilim ve Uzay

1772 yılında Wittenberg Üniversitesi’nden Johann Daniel Titius gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıkları arasında bir ilişki olduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler genç yıldızların etrafında dönen gaz ve toz bulutlarının içinde doğar. Bir araya gelen toz zerreleri giderek büyür; çakıl taşı, kaya ve dağ büyüklüğünde parçalar oluştururlar. 

Gökbilim ve Uzay

Boğa Takımyıldızı’ndaki Ülker (Pleiades) ve Boğa (Hyades) yıldız kümeleri kasım ayında Güneş’in batışından sonra doğu ufkunun üzerinden yükseliyor.

Gökbilim ve Uzay

Enerji kaynağı olarak güneş panellerinin kullanıldığı Vanguard 1 uydusunun fırlatılmasından bugüne güneş panelleri sayesinde uydular uzun yıllar görev yapabildi. Peki, uzay araçlarında kullanılan güneş panelleri uzaydaki zorlayıcı koşullara nasıl dayanabiliyor?

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz Güneş’te meydana gelen değişimlerin Dünya’nın iklimini nasıl etkilediğini anlatıyor.