Skip to content Skip to navigation

Biraz Kayak Biraz Fizik – II

Özgür Etişken
28/03/2017 - 08:04

Kayak sporunun ardındaki fiziksel olguları incelediğimiz yazının ilk bölümünde Alp disiplini dalına değinmiştik. Bu yazımızda ise kayakla atlama ve kayaklı koşu dallarına göz atacağız.

Kayakla atlama

Önceleri Norveç kış festivallerinde kendisine yer bulan bir spor dalıyken 1924 yılında Olimpiyat Oyunları’nın yarışma kategorileri arasına giren bu dalda amaç, eğimli bir yüzeyden hızlanarak gelen sporcunun en uzun mesafeye atlamaya çalışmasıdır.

Kayakla atlama dalında sporcunun temelde iki hedefi vardır: ilk aşamada olabildiğince hızlanarak eğimli bölgenin sonuna ulaşmak, diğeri ise olabildiğince havada kalmak. Bu dalda da Alp disiplinindeki fiziksel olgular geçerli olmakla birlikte, kayakçı ilk bölümdeki çökme pozisyonu ile hava sürtünmesini azaltırken, ikinci bölümde “V” pozisyonunu alarak havanın kaldırma kuvvetini, dolayısıyla da havada kalma süresini artırır.

 

Kayaklı koşu

Kayaklı koşuda potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşmesi gibi bir durum yoktur. Bu nedenle kayakçının bazı noktalardaki eğim ve tepelerin dışında kendi kendini iterek hızlanması gerekir. Dolayısıyla bu dalın ardındaki fiziksel olgular Alp disiplini ve kayakla atlamadakilerden hayli farklıdır.

Kayakçı ayaklarını ittikçe kar tarafından kayaklara dik yönde bir kuvvet oluşur. Kayak ve kar arasındaki sürtünme neredeyse sıfırdır. Bu kuvvetin hareket yönündeki bileşeni kayakçıyı ileriye iten kuvvettir. Ayak değiştirildiğinde bu kez kar tarafından diğer kayağa uygulanan kuvvet hareketi sağlar. Burada kayak ile hareket yönü arasındaki açı önemlidir. Açı arttıkça kuvvetin hareket yönündeki bileşeni büyür, dolayısıyla kayakçı daha hızlı hareket eder. Durmak istediğinde ise iki ayağını bu kez ters “V” şeklinde kapatır ve söz konusu kuvvet kayakların tersi yönde etki eder.

Kışın, karın ve manzaranın tadını çıkarmak için kayak yapma fırsatı bulduğunuzda, bu sporun ardındaki fiziksel olguları aklınıza getirmenizde fayda var!

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Fizik

Arthur Ashkin optik cımbızların icadı, Gérard Mourou ve Donna Strickland ise yüksek yoğunluklu yüksek enerjili lazer atımlarının üretilmesine imkân veren bir yöntem geliştirmeleri sebebiyle Nobel Fizik Ödülü'ne layık görüldü.

Fizik

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde yüzey gerilimi etkisiyle yüzen kâğıttan bir balık tasarlıyoruz.

Fizik

Fosil yakıtların alternatifi olabilecek yenilenebilir enerji kaynaklarının bulunmasına ve yaygınlaştırılmasına yönelik çabalar gün geçtikçe artıyor.

Fizik

Genel görelilik kuramı geliştirildiğinden beri pek çok testten başarıyla geçti. Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan bir makalede araştırmacılar, genel görelilik kuramının tahminleriyle uyumlu sonuçlar elde etti.

Fizik

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde yoğunluk ve basınç kavramlarından yararlanarak kendi kartezyen dalgıcımızı tasarlıyoruz.

Fizik

Metalik mavi renkli kelebekler, yanardöner renkli meyveler, altın rengi kabuğa sahip böcekler... Peki, bu renklerin hiçbirinin kaynağının boyalar ya da pigmentler olmadığını biliyor muydunuz? Öyleyse bu ışıl ışıl parıldayan renkler nasıl ortaya çıkıyor?

Fizik

ABD’de uzunluk ölçüsü olarak metre yerine yard, feet ve inç; kütle ölçüsü olarak kilogram yerine pound ve ons gibi metrik olmayan ölçü birimlerinin kullanılması dikkatinizi çekmiştir. Peki, ABD’de bu ölçü birimlerinin kullanılmasında Karayip korsanlarının da payı olduğunu biliyor muydunuz?

Fizik

Elektrik ve nükleer enerji santrallerinde soğutma amacıyla kullanılan suların büyük kısmı buharlaşarak atmosfere karışır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde çalışan bir grup araştırmacı bu kayıp suları geri kazanmak için yeni bir yöntem geliştirdi.

Fizik

Mikroakışkan çipler, mikrolitre ve daha küçük hacimlerdeki akışkanların mikro ölçekteki (metrenin milyonda biri) kanallar içerisinde kontrol edilm

Fizik

Baryon grubu parçacıklar üç kuarktan oluşur. Uluslararası bir araştırma grubu, di-Omega olarak adlandırılan bir parçacığın doğada var olabileceğini ileri sürdü. Baryon türü iki omega parçacığının bir araya gelmesiyle oluşan di-Omegaların Avrupa ve Japonya’daki parçacık hızlandırıcılarda üretilebileceği düşünülüyor.