Skip to content Skip to navigation

Evren Neden Genişliyor?

Dr. Mahir E. Ocak
27/02/2017 - 14:23

Gökbilimciler yakın gelecekte Einstein’ın genel görelilik kuramını bir sınavdan daha geçirmeyi planlıyor.

Einstein genel görelilik kuramını geliştirirken, statik bir evren modeli elde edebilmek için denklemlere kozmolojik sabit adı verilen bir terim eklemiş, ancak daha sonraları yapılan gözlemler evrenin statik olmadığını aksine giderek genişlediğini gösterince kozmolojik sabiti denklemlerden çıkarmıştı.

Yaklaşık 20 yıl önce yapılan gözlemler evrenin genişleme hızının giderek arttığını gösterince kozmolojik sabit yeniden önem kazandı. Çünkü genişleme hızındaki artışı açıklamak için var olduğu öne sürülen karanlık enerji, kozmolojik sabitle açıklanabilir. Karanlık enerji olmadan genel görelilik kuramı evrenin büyük ölçekteki yapısıyla ilgili gözlemsel verileri açıklayamıyor.

Edinburgh Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yakın zamanlarda yaptığı çalışmalar, kütleçekimsel dalgaların yayılma hızının ölçülmesiyle karanlık enerji hakkında bir fikir edinilebileceğini gösteriyor. Eğer kütleçekimsel dalgaların genel görelilik kuramının öngördüğü gibi ışık hızıyla yayıldığı bulunursa evrenin genişlemesini karanlık enerji olmadan açıklamaya çalışan alternatif kütleçekim kuramlarının yanlış olduğu anlaşılacak, kozmolojik sabitin ve dolayısıyla karanlık enerjinin varlığıyla ilgili iddialar desteklenecektir. Ancak eğer kütleçekimsel dalgaların yayılma hızının ışık hızından farklı olduğu anlaşılırsa genel görelilik kuramının yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.

Kütleçekimsel dalgalar ilk olarak geçen sene LIGO dedektörlerinde doğrudan gözlemlenmişti. Araştırmacılar, öne sürdükleri deneylerin de LIGO dedektörlerinde yapılabileceğini söylüyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) kuantum fiziği deneylerinin yapılacağı bir Soğuk Atom Laboratuvarı kurmaya hazırlanıyor. Laboratuvar, kurulumu tamamlandığında evrenin bilinen en soğuk yeri olacak.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilime biraz da olsa ilgi duyuyorsanız sizin de gökyüzünde ilk bakışta fark ettiğiniz yıldızların oluşturduğu şekiller vardır. Gözlem yaptıkça gökyüzündeki daha fazla şekil ve bu şekilleri oluşturan gökcisimleri hakkında bilgi sahibi olursunuz. 

Gökbilim ve Uzay

2018 TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Lisans Öğrencileri Yaz Programı başvuruları 4 Mayıs’ta sona eriyor.

Gökbilim ve Uzay

Karanlık maddenin doğası bugün hâlâ tartışma konusu. Ancak fizikçilerin çoğunun üzerinde anlaştığı bir nokta varsa o da karanlık maddenin gökadaların oluşumu açısından çok önemli olduğudur. 

Gökbilim ve Uzay

Yıldırım bir uçağa çarptığında hiç zarar vermeyebileceği gibi ciddi hasarlara da yol açabilir. Yıldırımların sebep olduğu son kaza 1988 yılında meydana geldi. Sonraki yıllarda ise yıldırımların uçaklar üzerinde etkilerinin belirlenmesi sayesinde etkin koruma teknikleri geliştirildi.

Gökbilim ve Uzay

2014’ten beri düzenlenen ODTÜ Bilim Günleri bu yıl 28-28 Nisan’da gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler Samanyolu’nun merkezindeki devasa karadeliğin etrafında onlarca karadelik keşfetti. Sonuçlar, yıllar önce öne sürülmüş, çok büyük kütleli karadeliklerin binlerce karadelik tarafından çevrelendiğini öne süren bir kuramı destekliyor. Dr. Charles J. Hailey ve arkadaşlarının konu hakkında yazdığı makale Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Güneş ışığı beyazdır fakat içinde birçok farklı rengi barındırır. Bu farklı renkleri, beyaz ışığı bir prizmadan geçirdiğimizde ya da bir gökkuşağı oluştuğu sırada görebiliriz. Güneş’ten gelen beyaz ışık Dünya atmosferinde yol alırken birçok parçacıkla çarpışarak saçılır.

Gökbilim ve Uzay

Ankara Üniversitesi Kreiken Rasathanesi her yıl olduğu gibi bu yıl da kapılarını 7'den 77'ye tüm  gökyüzü meraklılarına açıyor. 21 Nisan’da başlayacak Halk Günü etkinlikleri ekim ayı sonuna kadar devam edecek ve ayda bir gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası bir araştırma grubu yeni bir ötegezegen keşfetti. K2-229b adı verilen, Dünya’ya yaklaşık 340 ışık yılı mesafedeki gezegenin çok yoğun bir çekirdeğe sahip olması bakımından Merkür’e benzediği belirtiliyor.