Skip to content Skip to navigation

Gökyüzü Fotoğrafçılığı

Alp Akoğlu
21/04/2017 - 10:56

Dijital (sayısal) fotoğraf makineleri yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Peki, basit bir dijital fotoğraf makinesiyle bile çok güzel gökyüzü fotoğrafları çekebileceğinizi biliyor musunuz? Eğer gökyüzü fotoğrafçılığına ilgi duyuyorsanız, başlangıçta gereksiniminiz olan şey artık hemen hepimizin sahip olduğu basit bir makineden fazlası değil.

Geleneksel filmli makinelerle dijital makinelerin çalışma şekilleri birbirine çok benzer. Aralarındaki en önemli fark, görüntünün birinde filmle, ötekinde ise ışığı sayısal değerlere dönüştüren bir algılayıcıyla kaydedilmesi.

Günlük yaşamımızda genellikle anı fotoğrafı çekmek için kullandığımız makineler poz (ışıklama) süresi, diyafram ayarı, beyaz dengesi ve odak ayarı gibi, fotoğrafı doğrudan etkileyen bazı ayarları otomatik olarak yapar. Hatta makinenin içerdiği yazılım, görüntüyü belli ölçüde işleyerek bize olabildiğince güzel bir fotoğraf oluşturur.

Ne var ki dijital makinelerin otomatik olarak yaptığı bu ayarların çoğu, gökyüzü fotoğrafı çekerken işimize yaramaz. Bu ayarları kendimiz yaparsak, genellikle daha iyi sonuçlar elde ederiz. İşte bu nedenle gökyüzü fotoğrafçılığında deneyim büyük önem taşır. Bu da bu konuda yazılmış kaynakları okumanın yanı sıra özellikle başlangıçta çok sayıda çekim yaparak deneme yanılma yoluyla kazanılır.

Işık ve Renk: Güneş, Ay ve birkaç gezegen dışında, gökyüzünde fotoğraflayabileceğimiz cisimler çok sönüktür. Bu nedenle, olabildiğince çok miktarda ışık kaydetmek önem taşır. Fotoğraf makineleri algılayıcı yüzeye düşen ışık miktarını, mercekle ışığa duyarlı algılayıcının arasında bulunan örtücü (perde) ve diyafram adı verilen iki düzenekle ayarlar. Perde, poz süresini ayarlarken diyafram da ışığın geçtiği deliğin büyüklüğünü değiştirir.

Birçok makine “M” (manual) durumuna getirildiğinde bu ayarları fotoğrafçının yapmasına olanak tanır. Gökyüzü fotoğrafçılığında amaç genellikle algılayıcı yüzeye olabildiğince çok ışık düşürmek olduğundan, diyafram hemen her zaman en açık değerde tutulur. Gereksinim duyulan pozlama miktarı da perdenin açık kalacağı sürenin ayarlanmasıyla belirlenir.

Hemen her fotoğraf makinesi, algılayıcı yüzeyin duyarlılığının değiştirilebilmesine de olanak tanır. Algılayıcının duyarlılığı ISO değeriyle gösterilir. ISO değeri basit makinelerde 100 ile 400 arasında değişirken, DSLR (Dijital Tek Lens Refleks) makinelerde 100.000’i aşabilir. ISO değerleriyle makinenin duyarlılığı arasında doğrudan bir orantı bulunur. Örneğin 3200 ISO ile 1 saniye ışıklanan bir fotoğrafa benzer bir fotoğraf elde etmek için 100 ISO ile 32 saniyelik bir poz süresi gerekir. ISO değerleriyle ilgili bilinmesi gereken en önemli ayrıntı, değer arttıkça görüntünün niteliğinin bozulmasıdır. Birkaç denemede, istediğiniz nitelikte görüntüyü hangi ISO değerinde elde edeceğinizi bulabilirsiniz.

İşin içine matematik girince durum biraz karmaşık görünebilir, ancak bir fotoğrafçının bu basit hesapları bilmesi gerekir. Ne var ki gökyüzü fotoğrafçıları, vereceğimiz ipucu sayesinde işlerini kolaylaştırabilirler: Elimizdeki üç değişkenin (poz, diyafram ve ISO değerleri) ikisini sabitleyerek yeterince tatmin edici sonuçlar almak mümkün. Diyaframı en açık değere (en düşük sayı), ISO değerini de makinenin olanak tanıdığı en yüksek değere sabitleyin. Eğer fotoğraflar rahatsız edici derecede noktacıklı çıkıyorsa, ISO değerini biraz düşürebilirsiniz. Böylece, yalnızca poz süresini değiştirerek çok değişik gökyüzü fotoğrafları çekebilirsiniz.

Gökyüzü fotoğrafı çekerken beyaz dengesini (white balance) de sizin seçmeniz gerekebilir. Dijital makinelerde beyaz dengesi ayarı otomatik olarak yapılır. Böylece, değişen ışık ve renk koşullarında makinenin gerçeğe yakın görüntü elde etmesi sağlanır. Birçok makine bunu fotoğrafçının ayarlamasına olanak tanır. Otomatik beyaz dengesi, gündüz fotoğraflarında genellikle başarılı sonuçlar verir. Ne var ki gece ve gökyüzü fotoğraflarında sonuçlar her zaman tatmin edici olmaz. En iyisi, gece fotoğrafı çekerken “gün ışığı” (daylight) ayarında çekim yapmak. Eğer ışık kirliliğinin fazla olduğu bir yerde çekim yapıyorsanız, beyaz ayarını “tungsten” olarak da seçebilirsiniz, böylece lambaların gökyüzüne yansıyan sarımsı rengi belli ölçüde gün ışığına yaklaştırılmış olur. Gökyüzü fotoğrafı çekerken, makinenin flaşını kapalı konuma getirmeyi unutmayın.

 

Odak Ayarı: Gökyüzü fotoğrafçılığı konusunda deneyimi olan birçok amatör gökbilimci bile makinenin odak ayarını yaparken sıkıntı yaşar. Eski model, otomatik odak ayarı (autofocus) olmayan makinelerde, odak ayarı merceğin çevrilerek hareket ettirilmesiyle sağlanırdı. Bu objektiflerde, ayar sonsuz yönüne tamamen çevrildiğinde fotoğraf makinesi sonsuza odaklanırdı. Ne var ki elle ayarlamaya olanak tanısalar bile, günümüzün objektifleri sonsuzdan öte bir noktaya kadar döndürülebiliyor. Bu, makinenin otomatik odaklama yapabilmesi için bir zorunluluk. Ancak, bu durum gökyüzü fotoğrafçılarının işini zorlaştırıyor.

Otomatik odak ayarı, Ay ya da alacakaranlıkta ufuk fotoğrafları çekimleri hariç gökyüzü fotoğrafları çekerken hemen hiç işe yaramaz. Makine ayarlama yapamadığı için fotoğraf çekmeye izin vermez. Ya da fotoğraf net olmaz. Birçok fotoğraf makinesi, bu ayarın elle (eğer makineniz DSLR değilse, bazı düğmelere basılarak) yapılmasına olanak tanır.

Odaklama genellikle deneme-yanılma yoluyla yapılır. Fotoğrafı çekmeden önce, ilk olarak gökyüzündeki parlak bir gezegenin ya da yıldızın görüntüsü ekranda (DSLR kullanıyorsanız bakaçta) en küçük ve net görünecek şekilde odak ayarı yapmalısınız. Ardından çekeceğiniz fotoğrafları ekranda büyüterek incelemeli ve en iyi ayara ulaşana kadar çekim yapmalısınız. Özellikle gökyüzü fotoğrafçılığı için tasarlanmış bazı DSLR makinelerde, belirli bir alanın büyütülmüş görüntüsü eş zamanlı olarak ekrana yansıtılır. Bunlarda odak ayarı yapmak çok daha kolay olur.

Eğer fotoğraf makinenizde “sonsuz” seçeneği varsa, bunu kullanmayı da deneyebilirsiniz. Ancak, sıradan fotoğraf makineleri gökyüzü fotoğrafçılığı için tasarlanmadığından, bu özellik her makinede iyi sonuç vermeyebilir. Eğer bir DSLR makine kullanıyorsanız, objektif size elle ayarlama olanağı tanıyacağı için belirlediğiniz en iyi değeri objektifin üzerine işaretleyebilirsiniz. Eğer yalnızca gökyüzü fotoğrafları çekmeye ayırabileceğiniz bir objektifiniz varsa, odak ayarını yaptıktan sonra odak ayarı halkasını bir bantla sabitleyebilirsiniz. Böylece her gece yeniden ayar yapmak zorunda kalmazsınız.

Odak ayarını olabildiğince iyi yaptıktan sonra bile çektiğiniz fotoğraflar bulanık oluyorsa, diyaframın açıklığını 1-2 durak kısabilirsiniz. Bu durumda uzun poz süresini aynı oranda artırmanız gerekecektir. Ancak çektiğiniz fotoğraflar daha net olacaktır.

Gökyüzü fotoğrafı çekilirken genellikle uzun poz süreleri verildiğinden, fotoğraf makinesinin bir şekilde sabitlenmesi gerekir. Bunun için genellikle bir üçayak kullanılır.

Gökyüzü fotoğrafçılığı, üzerine uzun uzun yazılabilecek bir konu. Burada sözünü ettiğimiz gibi en basit şekliyle yapılabilir. Bir teleskoba bağlanacak bir fotoğraf makinesiyle gökyüzünün derinliklerine de dalabilirsiniz. Şimdilik, bu bilgiler ışığında gökyüzü fotoğrafları çekmeye başlayabilirsiniz. Önerimiz, gökyüzü fotoğrafçılığına ışık kirliliğinden biraz olsun uzaklaşıp gökyüzündeki takımyıldızların, akşam alacakaranlığında ufkun üzerindeki gezegenlerin fotoğraflarını çekerek başlamanız. Her konu için örneğin 1 saniyeden 30 saniyeye kadar (fotoğraf makinesi izin verdiği ölçüde) değişen poz süreleri vererek fotoğraf çekin ve ortaya çıkan sonuçları inceleyin.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) içinde dolanan top şeklindeki bu sevimli robot aslında bir drone.

Gökbilim ve Uzay

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) tarafından tamamı Türkiye’de Türk mühendislerce tasarlanıp üretilen ilk yerli üretim yer gözlem uydumuz RASAT bugün yörüngedeki 6. yılını doldurdu.

Gökbilim ve Uzay

Devasa bir asteroidin Dünya’ya çarpması ya da yakınlarımızda gerçekleşebilecek bir süpernova patlaması... Dünyamız kozmolojik felaketlere ne kadar dayanıklı?

Gökbilim ve Uzay

Ağustos ayı Türkiye’den gözlemlenebilecek iki önemli gökyüzü olayına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ilki Perseid göktaşı yağmuru.

Gökbilim ve Uzay

Cambridge Üniversitesi’nde çalışan bir grup gökbilimci bugüne kadar bilinen en küçük yıldızı keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler Scott Shephard, David Tholen ve Chadwick Trujilo Jüpiter’in etrafında dönen iki yeni uydu keşfetti. Böylece Jüpiter’in bilinen uydularının sayısı 67’den 69’a çıktı.

Gökbilim ve Uzay

TÜBİTAK’ın ev sahipliği yaptığı 2. Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması, TUSAŞ -Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI) Kahramankazan, Ankara Yerleşkesi’nde bugün başladı.

Gökbilim ve Uzay

Origami (Japonca “oru” katlamak, “kami” kâğıt anlamına gelir) eski bir Japon sanatı. Geçmişi 1600’lü yıllara dayanan bu sanat, günümüzde farklı mühendislik alanlarında şekil değiştirebilen tasarımların geliştirilmesinde kullanılıyor.

Gökbilim ve Uzay

Ay’ın ilk oluştuğunda Dünya’ya bugünkünden daha yakın olduğu düşünülüyor. Bilgisayar simülasyonları aradaki mesafenin bir zamanlar 22.500 km olduğunu gösteriyor.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler ilk kez birbirinin etrafında dönen bir karadelik çifti tespit etti. Dünya’ya yaklaşık 750 milyon ışık yılı uzaklıktaki karadeliklerin toplam kütlesi Güneş’inkinin 15 milyar katı civarında.