Skip to content Skip to navigation

Kanserin Kökeni

Dr. Mahir E. Ocak
18/03/2016 - 16:56

Boston Çocuk Hastanesi’nde çalışan araştırmacılar ilk kez bir hücrenin kansere yakalanmasını ve zaman içerisinde gelişerek tümöre dönüşmesini görüntüledi. Dr. C. K. Kaufman ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Çeşitli mutasyonların kanseri tetiklediği biliniyor. Ancak kanserle ilişkilendirilen mutasyonların meydana geldiği her durumda kanser ortaya çıkmıyor. Dr. Kaufman ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalar hangi durumlarda mutasyonların kanserle sonuçlandığı hakkında önemli bilgiler veriyor. Araştırmacıların elde ettiği sonuçlar, kansere yakalanan hücrelerin tamamında hücrenin kök hücre durumuna geri dönmesine sebep olan bir değişiklik yaşandığını gösteriyor.

Araştırmacılar zebra balıkları üzerinde yaptıkları deneyler sırasında balığın hücrelerini, crestin adlı bir gen aktifleştiği zaman yeşil ışık yayacak hale getirmişler. Bu gen genellikle sadece embriyo gelişimi sırasında hücreler kök hücre durumundayken aktiftir. Ancak gözlemlenen yetişkin balıklarda ara sıra crestin geninin aktifleştiğini gösteren yeşil ışıklar görülmüş ve bu balıkların tamamında tümörler gelişmiş. Sonuçlar, onkogenler (kanserle ilişkilendirilen genler) aktifleştiğinde ya da tümörlerin oluşmasını engelleyen genler aktif olmadığında kanserin tetiklendiğini, ancak sadece hücrenin daha ilkel, embriyonik bir duruma geri dönerek çoğalmaya başladığı durumlarda hastalığın ortaya çıktığını gösteriyor.

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Gece uyumadan önce sosyal medyada neler olduğuna bakayım derken uykunuzu yarım saat ertelediğiniz oluyor mu? Peki, sabahları nasıl uyanıyorsunuz? Bebekler gibi rahat uyumuş olarak mı, yoksa zaman hızla geçmiş ve uyumanızla uyanmanız bir olmuş gibi mi?

Tıp ve Sağlık

2015 yılında sağlık bilimleri alanındaki çalışmalarıyla TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ile araştırma konusu olan elektrokimyasal biyosensörler üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Tıp ve Sağlık

Yeni bir ortamda ilk defa uyuduğumuzda sıklıkla uyku problemi yaşarız. Bu, uyku araştırmalarında ilk gece etkisi olarak bilinir ve bir uyku bozukluğu türüdür.

Tıp ve Sağlık

Sıtma çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre 2016 yılında 91 ülkede 216 milyonun üzerinde insan sıtmaya yakalandı ve yaklaşık 445 bini öldü. Sivrisineklerle yayılan bu hastalıktan daha çok gelişmekte olan ülkeler muzdarip. Hastalıkların ve ölümlerin %90’ı Afrika kıtasında görülüyor.

Tıp ve Sağlık

Bugüne kadar birçoğumuz yolumuzu şaşırarak kaybolmuşuzdur. Böyle durumlarda etrafımızda bize yön verecek herhangi bir yapı ya da nesne arar, gideceğimiz yolu ona göre belirlemeye çalışırız. Ancak görüş alanımız içinde bu tür bir referans noktası yoksa yönümüzü bulmakta zorlanırız.

Tıp ve Sağlık

Kalp krizi günümüzün en yaygın ölüm sebeplerinden biri. Kalbe giden damarlarda tıkanıklık olduğunda, kalp kaslarına yeterli miktarda oksijen ulaşmadığında kalp krizi meydana geliyor.

Tıp ve Sağlık

Ağrı hoş olmayan bir durum. Peki, ağrıyı hissetmesek nasıl olurdu? Şimdilik bu soruyu tekrar ele almak üzere bir köşeye bırakalım.

Tıp ve Sağlık

Enerji içecekleri genellikle uyanık kalmayı sağladıkları, fiziksel ve bilişsel performansı artırdıkları düşüncesiyle tüketilir. Enerji içeceklerinin temel bileşeni kafeindir. Bu içecekler kafein dışında taurin, glukoronolakton, bazı B grubu vitaminleri, şeker gibi başka maddeler de içerebilir.

Tıp ve Sağlık

TÜBİTAK Popüler Bilim Dergileri Müdürlüğü 8-14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası’nı 10 ilde düzenleyeceği 11 etkinlikle kutluyor. Gençlerin bilim insanları ile doğrudan iletişim kurmasını sağlayan TÜBİTAK Bilim Söyleşileri ile bilim konularına olan farkındalıklarının artırılması hedefleniyor.

Tıp ve Sağlık

Evrak işleri ile uğraşırken ya da sevdiğiniz birinden gelen mektubu büyük bir hevesle açarken parmağınızın kesildiği oldu mu? Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız kâğıdın bu denli canımızı yakması hayli şaşırtıcı olabiliyor. Peki, küçücük bir kesik canımızı nasıl bu kadar acıtabiliyor?