Skip to content Skip to navigation

Karadelik Tamam, Peki Ya Beyazdelik?

Uğur Çontu
01/09/2017 - 10:00

Eğer bilim kurgu filmlerini seviyorsanız ya da gökbilime ilginiz varsa karadelik ifadesini defalarca duymuşsunuzdur. Einstein’ın 1915 yılında geliştirdiği genel görelilik kuramı tarafından varlıkları tahmin edilen bu gökcisimlerinin içine giren herhangi bir şey bir daha dışarı çıkamıyor. Biraz ürkütücü değil mi? Ama şu bir gerçek ki karadelikler varlığı kanıtlanmış, yani artık “kurgu” olmaktan çıkmış cisimlerdir. İlk karadelik 1965 yılında keşfedilmişti. Bugün Samanyolu’nun birkaç yüz milyon karadeliğe ev sahipliği yaptığı düşünülüyor. İnsanın aklına ilk olarak “bizden uzak olsunlar” demekten başka bir şey gelmiyor. Ancak endişelenmemize gerek yok, çünkü bilinen en yakın karadelik tahminen 1600 ışık yılı uzağımızda.

Bugün karadelikler kadar bilim insanlarının zihinlerini meşgul eden başka bir konu ise beyazdelikler. İlk olarak 1957’de kuramsal olarak var oldukları öne sürülmüş ancak henüz bir örneğine rastlanmamış bu gökcisimleri aslında karadeliklerin zamansal simetriğidir. Karadeliklerin tam aksine, beyazdelikler içlerindeki her şeyi dışarı püskürtürler ve bir kez dışarı çıkan bir şeyin bir daha içeri girmesi mümkün değildir. 2011 yılında öne sürülen bir iddiaya göre Büyük Patlama’nın kendisi de bir beyazdeliktir.

Beyazdelik kuramıyla ilgili önemli bir sorun bu cisimlerde meydana gelen fiziksel süreçlerin termodinamiğin ikinci yasasına aykırı olmasıdır. Bu yasa toplam entropinin zamanla artacağını söyler ancak beyazdelikler entropiyi artırmaz, azaltır.

Peki, beyazdelikler ile karadelikler arasında bir bağlantı var mıdır? Uzayzamandaki farklı noktaları birbirine bağladığı öne sürülen kuramsal tünellere “Einstein-Rosen” köprüleri ya da daha yaygın kullanılan isimleriyle solucan delikleri deniyor. Bu tünellerin bir ucu karadelik diğeriyse beyazdeliktir. Karadeliğin içine giren herhangi bir şey evrenin bambaşka bir yerinde beyazdelikten dışarı çıkar. Solucan deliklerinin mantığını şu klasik örnekle açıklayabiliriz: Elimize bir kâğıt alalım ve üzerinde iki nokta işaretleyelim. Bu iki nokta arasındaki mesafeyi cetvelle ölçebiliriz. Şimdi kâğıdı katlayıp noktaları birbirine değecek hale getirelim. Sonuçta iki nokta birbirine kavuşmuş oldu. Bu örnekte kâğıt uzayzaman düzlemiyken, kâğıdın yani uzayzamanın bükülmesi sonucu bir solucan deliği oluşmuş ve iki nokta birbirine cetvelle ölçtüğümüzden çok daha fazla yaklaşmıştır.

Bugüne kadar keşfedilmiş herhangi bir solucan deliği yok. Ancak var oldukları düşüncesi bile son derece heyecan verici. Tüm bunlar akıllara pek çok soru getiriyor. Eğer Büyük Patlama bir beyazdelik ise beyazdeliklerin doğurduğu başka evrenler de var mıdır? Ya da evrenimiz çok daha büyük bir evren içindeki mini bir evren olabilir mi? Solucan delikleri sayesinde evrenin bilinmeyen çok uzak noktalarına yolculuk yapılabilir mi?

Şunu unutmamak gerekir ki, 500 yıl önce Dünya’nın yuvarlak olup olmadığı ve Güneş’in etrafında dönüp dönmediği tartışılıyordu. 200 yıl önce evrenin ne kadar büyük olduğu bilinmiyordu. 100 yıl önce zamanın mutlak olduğu ve tüm gözlemciler için aynı hızla aktığı düşünülüyordu. 80 yıl önce ilk defa ortaya atıldığında karadelikler de bir kuramdan ibaretti. Kim bilir, belki bir gün beyazdeliklerle ilgili sorularımızın da cevaplarını bulabiliriz.

Kaynaklar:

1

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Gökbilime biraz da olsa ilgi duyuyorsanız sizin de gökyüzünde ilk bakışta fark ettiğiniz yıldızların oluşturduğu şekiller vardır. Gözlem yaptıkça gökyüzündeki daha fazla şekil ve bu şekilleri oluşturan gökcisimleri hakkında bilgi sahibi olursunuz. 

Gökbilim ve Uzay

2018 TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Lisans Öğrencileri Yaz Programı başvuruları 4 Mayıs’ta sona eriyor.

Gökbilim ve Uzay

Karanlık maddenin doğası bugün hâlâ tartışma konusu. Ancak fizikçilerin çoğunun üzerinde anlaştığı bir nokta varsa o da karanlık maddenin gökadaların oluşumu açısından çok önemli olduğudur. 

Gökbilim ve Uzay

Yıldırım bir uçağa çarptığında hiç zarar vermeyebileceği gibi ciddi hasarlara da yol açabilir. Yıldırımların sebep olduğu son kaza 1988 yılında meydana geldi. Sonraki yıllarda ise yıldırımların uçaklar üzerinde etkilerinin belirlenmesi sayesinde etkin koruma teknikleri geliştirildi.

Gökbilim ve Uzay

2014’ten beri düzenlenen ODTÜ Bilim Günleri bu yıl 28-28 Nisan’da gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler Samanyolu’nun merkezindeki devasa karadeliğin etrafında onlarca karadelik keşfetti. Sonuçlar, yıllar önce öne sürülmüş, çok büyük kütleli karadeliklerin binlerce karadelik tarafından çevrelendiğini öne süren bir kuramı destekliyor. Dr. Charles J. Hailey ve arkadaşlarının konu hakkında yazdığı makale Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Güneş ışığı beyazdır fakat içinde birçok farklı rengi barındırır. Bu farklı renkleri, beyaz ışığı bir prizmadan geçirdiğimizde ya da bir gökkuşağı oluştuğu sırada görebiliriz. Güneş’ten gelen beyaz ışık Dünya atmosferinde yol alırken birçok parçacıkla çarpışarak saçılır.

Gökbilim ve Uzay

Ankara Üniversitesi Kreiken Rasathanesi her yıl olduğu gibi bu yıl da kapılarını 7'den 77'ye tüm  gökyüzü meraklılarına açıyor. 21 Nisan’da başlayacak Halk Günü etkinlikleri ekim ayı sonuna kadar devam edecek ve ayda bir gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası bir araştırma grubu yeni bir ötegezegen keşfetti. K2-229b adı verilen, Dünya’ya yaklaşık 340 ışık yılı mesafedeki gezegenin çok yoğun bir çekirdeğe sahip olması bakımından Merkür’e benzediği belirtiliyor. 

Gökbilim ve Uzay

Dünya üzerindeki bir noktanın konumunu enlem ve boylam bilgilerine göre veririz. Peki, gökcisimlerinin örneğin yıldızların, gezegenlerin ve uyduların gökyüzündeki konumlarını nasıl belirleyebiliriz?