Skip to content Skip to navigation

Kaygılarınız Matematiği “Kâbusunuz” Yapmasın

Dr. Tuba Sarıgül
11/10/2017 - 16:14

Matematik problemleri çözmeyi eğlenceli bulanlardan mısınız? Yoksa matematik sınavlarında soruları gördüğünüz anda soğuk terler dökmeye ve bildiğinizi zannettiğiniz bütün bilgilerden şüphe duymaya mı başlarsınız? Eğer ikinci gruptaysanız kendinizi kötü hissetmeyin. Çünkü bu çok yaygın karşılaşılan bir durum. Bilimsel bir ismi bile var: matematik kaygısı.

Matematik kaygısı, matematik konularını anlama ve matematik problemlerini çözme konusunda yaşanan yoğun duygusal gerilim olarak tanımlanabilir. Matematik kaygısının çoğunlukla ortaokul ve lisede ortaya çıkmaya başladığı düşünülse de çocuklar daha önceki yaşlarda da matematik dersiyle ilgili olumsuz tecrübeler yaşayabiliyor.

Aklımıza neden matematik kaygısının üzerinde araştırmalar yapılan bir sorun olarak tanımlandığı sorusu gelebilir. Örneğin neden öğrencilerin kimya dersiyle ilgili yaşadıkları kaygılar psikolojik bir problem olarak kabul edilmiyor? Çünkü bilim insanları beyin görüntüleme yöntemlerini kullanarak matematik kaygısının beyindeki etkilerini görebiliyor.

Kısa süreli belleğin matematikle ilgili bilgilerin beyinde işlenmesinde önemli rolü var ve matematik kaygısı, belli bir zamanda işleyebileceği bilgi miktarı kısıtlı olan kısa süreli belleği meşgul ediyor. Dolayısıyla matematik problemi çözmeye çalışan bir öğrencinin kısa süreli belleği, sınırlı kaynaklarını hem matematik problemini anlamak hem de kaygıyla baş etmek için kullanıyor.

Kısa süreli bellek, duyu organları aracılığıyla algılanan bilgilerin sadece birkaçının beyinde kısa bir süre tutulabildiği bellek türüdür. Yani kısa süreli belleğin depolayabildiği bilgi miktarı ve süre açısından sınırlı bir kapasitesi vardır.

 

Matematik neden kaygı düzeyinin artmasına yol açar?

Matematik kaygısı başarıyı olumsuz etkiler. Peki, matematik kaygısının nedeni insanların matematik alanındaki yeteneklerinin yeterli olmaması mı? Yoksa matematikteki başarısız sonuçlar mı kaygıya neden oluyor?

Öğrencilerde matematik kaygısının ortaya çıkmasının ve matematikte başarısız olmalarının farklı nedenleri var. Özgüven eksikliği, başarısızlık korkusu, öğretim yöntemleri, öğrencinin öğrenme sürecine katılmaması bunlardan bazıları.

Bir konudaki başarımızı etkileyen çok önemli diğer bir faktör de o konuya olan yaklaşımımız. Çünkü duygular ile akademik başarı birbiriyle yakından ilişkili. Olumlu yaklaşım örneğin öğrenme sürecinden keyif almak başarıyı olumlu etkilerken, olumsuz yaklaşım örneğin sınav kaygısı başarısız sonuçlara neden olabilir.

Münih Üniversitesi’nden araştırmacılar duyguların matematik başarısını nasıl etkilediğini belirleyebilmek için bir araştırma yaptı. Araştırmada yaklaşık 3500 öğrencinin 5. sınıftan 9. sınıfa kadar matematik dersleriyle ilgili tutumları ve başarı düzeyleri incelendi. Her yılın sonunda öğrencilere matematik dersinden keyif mi aldıkları yoksa dersle ilgili endişe mi duydukları soruldu. Araştırmada ayrıca öğrencilerin matematik notlarının sonuçlarıyla ilgili ne hissettiklerine dair (gurur mu yoksa utanç mı duydukları) bilgi toplandı.

Sonuçta öğrencilerin matematik dersiyle ilgili duygularının bir sonraki yıldaki başarılarını etkilediği anlaşıldı. Tersi de geçerli: Yani çocukların yıl sonunda aldığı notlar bir sonraki yıl matematik dersiyle ilgili tutumlarını etkiliyor. Bu bilgiler öğrencilerin matematik kaygısını nasıl yenebilecekleri konusunda eğitimcilere yararlı bilgiler sağlayabilir.

 

İnsanların matematik konusundaki olumsuz tutumlarının ve kaygı duymalarının nedenlerinden biri matematik konularında yeteneklerinin sınırlı olduğuna inanmaları. Ancak bu inanış aslında insanların zekâ kavramıyla ilgili kanaatlerinin bir yansıması olabilir. Çünkü yapılan araştırmalar insanların matematik ve bilim konularındaki başarılarının zekâ kavramına yaklaşımlarıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Öğrenciler genellikle zekâ kavramıyla ilgili iki farklı görüşe sahiptir. Bazıları zihinsel kapasitelerinin bir sınırı olduğunu ve bunun değiştirilemeyeceğine inanır. Bazılarına göre ise zekâ dinamik bir yapıdadır ve geliştirilebilir. Dolayısıyla zekânın geliştirilebilir bir özellik olmadığına inanan bir öğrenci, matematik yeteneğinin sınırlı olduğu kanaatindeyse, matematik konularında başarılı olabilmesi için yapabileceği hiçbir şey olmadığını düşünecektir.

Zekâ kavramıyla ilgili kanaatin neden akademik başarı üzerinde etkisi olduğu sorusu akla gelebilir. Bilim insanları bu farkın nedeni olabilecek etkenlerin şunlar olabileceğini düşünüyor: Zekânın geliştirilebilir olduğunu düşünen öğrenciler, zihinsel kapasitenin değiştirilemeyeceğini düşünenlere göre, alacakları notlardan çok öğrenme sürecine odaklanıyor. Ayrıca bu öğrenciler, o konuyla ilgili yeteneklerinin seviyesi ne olursa olsun, çalışmanın gücüne çok daha fazla önem veriyor. Dolayısıyla bir zorlukla karşılaştıklarında kolayca pes etmiyor ve sorunun üstesinden gelmek için çaba sarf ediyorlar. Zihinsel kapasitenin değiştirilemeyeceğini düşünenler ise eğer o konuda yetenekleri yoksa çalışmanın herhangi bir etkisinin olmayacağını düşünüyor.

Öğrenme sürecinde kısa vadede karşılaşılan sorunlar yerine uzun vadedeki sonuçlara odaklanmak, stresin öğrenme üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmaya ve matematik konularında olumlu tutum geliştirmeye yardımcı olabilir.

 

Matematik kaygısıyla baş etmenin yolları

Matematik sadece okulda başarılı olunması gereken bir ders değil. Matematik bilim, teknoloji, mühendislik ve tasarım alanlarında kariyer yapmayı düşünen gençler, hatta günlük hayatımız için vazgeçilmez.

Sizin de matematik konusunda başarısızlık yaşamanızın nedeni matematik kaygısı ise bu sorunun üstesinden gelebilmek için uygulayabileceğiniz bazı yöntemler var.

 

Matematik kaygısı yaşadığınızın farkında olmak

Ancak bu durumda matematikle ilgili yaşadığınız kaygıları azaltmak için bazı şeyler yapabilirsiniz.

 

Etkinlik temelli öğrenme yaklaşımı

Tekrarlama ve ezberleme yerine süreci anlamaya odaklanmanız, matematik problemlerini yaşıtlarınızla tartışarak çözüm önerileri getirmeniz kaygı düzeyinizi azaltmanıza ve özgüveninizi yükseltmenize yardımcı olabilir.

Ailelere ve öğretmenlere düşen sorumluluklar 

Hata yapan öğrencilerin sınıf ortamında utanmaması ve özgüven kaybına neden olacak tecrübeler yaşamaması için öğretmenlerin özellikle duyarlı ve ilgili olması gerekiyor. Aileler ise çocuklarla birlikte yapabilecekleri etkinlikler sayesinde, çocukların matematiğin eğlenceli olduğu algısına sahip olarak büyüyebilmelerine yardımcı olabilirler.

 

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Matematik

Keloğlan, çiftlikteki 66 cüceye 5 sorudan oluşan bir sınav yapıyor. Bir cücenin sınavı geçmesi için sorulardan en az üçünü doğru çözmesi gerekiyor. Her soruyu doğru çözen cüce sayısı...

Matematik

Bilim Genç Ayın Matematik Sorusu köşesinde kasım ayı sorusunu doğru çözenler belli oldu.

Matematik

Okul hayatında matematik ile ilgili en çok duyulan cümle muhtemelen “Bu öğrendiğim ne işe...

Matematik

Yerleri ya da duvarları kaplayan genellikle üçgen, kare, altıgen gibi şekillerden oluşan yüzey kaplamaları hepimiz için hayli tanıdık ve sıradan.

Matematik

Matematiksel işlemlerde çok sık karşılaşılan ifadelerden biri (x+y)n.

Matematik

Her birinde bir veya birkaç bilye bulunan 13 kutunun herhangi ikisindeki bilye sayısı...

Matematik

Bilim Genç Ayın Matematik Sorusu köşesinde ekim ayı sorusunu doğru çözenler belli oldu.

Matematik

Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden Dr. Emre Sermutlu sonsuz tane sayının toplamı sonlu bir sayı olabilir mi sorusunu, tavşan ile kaplumbağa hikâyesinden örnekle yanıtlıyor.

Matematik

Başlangıçta tahtaya kendisi ya da toplamları N olan bir veya birkaç pozitif tam sayı yazılmıştır. Tahtadaki sayılardan birini ya da birkaçını seçip...

Matematik

Bilim Genç Ayın Matematik Sorusu köşesinde eylül ayı sorusunu doğru çözenler belli oldu.