Skip to content Skip to navigation

Kozmolojik Felaketler: Dünya’daki Canlıların Sonu Olabilir mi?

Dr. Tuba Sarıgül
09/08/2017 - 16:24

Devasa bir asteroidin Dünya’ya çarpması ya da yakınlarımızda gerçekleşebilecek bir süpernova patlaması... Dünyamız kozmolojik felaketlere ne kadar dayanıklı?

Yaklaşık 65 milyon önce Dünya’ya çarpan büyük bir asteroit dinozorların soyunun tükenmesine yol açmıştı. Çarpışma sonucu oluşan depremler, tsunamiler ve güneş ışığının yerin yüzeyine ulaşmasını engelleyen toz bulutları nedeniyle sadece dinozorlar değil, Dünya üzerindeki türlerin %75’i yok olmuştu. Peki, ne kadar güçlü kozmolojik bir felaket yeryüzündeki yaşamın tamamen yok olmasına neden olabilir?

Oxford ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, sonuçları Scientific Reports dergisinde yayımlanan araştırmalarında bu soruya cevap bulmaya çalıştı ve bu amaçla yeryüzündeki yaşamı tehdit eden üç kozmolojik olayın -devasa boyuttaki bir asteroidin Dünya’ya çarpması, süpernova ve gama ışını patlamaları- olası etkilerini analiz ettiler.

Yaşanacak bir felaketin canlılar üzerindeki etkisi düşünüldüğünde akla ilk olarak insan türü gelir. Ancak süpernova ve gama ışını patlamaları sonucu oluşan yüksek enerjili radyasyon birçok canlı türü için öldürücüdür. Ayrıca bu ışınlar ozon tabakasının yok olmasına neden olabilir. Ozon tabakasının yokluğunda yerin yüzeyindeki canlıları yüksek enerjili radyasyondan koruyan kalkan ortadan kalkmış olur. Ancak deniz tabanındaki bazı canlı türleri bu durumda da yaşamını devam ettirebilir. Örneğin tardigradlar (su ayısı olarak da isimlendirilir) bilinen en dayanıklı canlı türüdür.

Suda yaşayan mikroskobik canlılar olan tardigradlar -272°C gibi dondurucu soğukta ve 150°C gibi yüksek sıcaklıkta bile yaşamlarını sürdürebilirler. Tardigradlar ayrıca okyanus tabanındakinden altı kat fazla basınca, vakum koşullarına ve yüksek radyasyona karşı dayanıklıdır. Bu nedenle uzayda bile yaşayabilirler. Ancak tardigradlar su olmadan uzun süre zorlu koşullarda hayatta kalamazlar.

Tardigrad (su ayısı)

Gezegenimizdeki en dayanıklı canlı türünün ortadan kalkması için Dünya üzerindeki suyun tamamının dolayısıyla bütün okyanusların buharlaşması gereklidir. Bunun için gereken enerji miktarı ise (yaklaşık 6x1026 Joule yani Dünya’nın yıllık enerji tüketiminin bir milyon katı) çok yüksek. Oxford ve Harvard üniversitelerinden araştırmacılar Dünya üzerindeki suyun tamamının buharlaşmasına neden olabilecek şiddette kozmik bir olayın ne olabileceğini araştırdı.

Dünya’ya çarpan bir asteroit tardigradların yok olmasına sebep olabilir mi? Dünya üzerindeki suyun tamamını buharlaşabilmesi için Dünya’ya çarpan asteroidin kütlesinin 1,7x1018 kg’dan fazla (yaklaşık Plüton kadar) olması gerekiyor. Güneş Sistemi’nde bu büyüklükte bilinen 17 asteroit ve birkaç cüce gezegen var. Ancak bu gökcisimlerinin hiçbirinin Dünya ile çarpışabileceği öngörülmüyor.

Evrendeki en güçlü kozmik olaylardan biri süpernova patlamalarıdır. Bilim insanları yeryüzündeki suyun tamamını buharlaştırabilecek güçte bir süpernova patlamasının Dünya’dan yaklaşık 0,13 ışık yılı uzakta (Güneş Sistemi’ni çevreleyen Oort Bulutu’nun sınırları içinde) gerçekleşmesi gerektiğini belirledi. Bu, kozmolojik ölçekte değerlendirilirse süpernova patlamasının “yanı başımızda” gerçekleşmesi gerektiği anlamına geliyor. Güneş Sistemi’ne en yakın yıldız Proxima Centauri ise yaklaşık 4,2 ışık yılı uzağımızda.

NASA, ESA, R. Kirshner, M. Mutchler, R. Avila - Samanyolu Gökadası’nın komşusu Büyük Macellan Bulutu’ndaki Süpernova 1987A’nın Hubble Uzay Teleskobu tarafından çekilen görüntüsü

Gözlemlenebilir evrendeki en parlak ışık parlamaları olan gama ışını patlamaları süpernova patlamalarından yüzlerce kat daha güçlüdür. Gama ışını patlamaları çok kısa ömürlüdür (birkaç milisaniye ila birkaç saniye sürer) ve süpernova patlamalarından daha nadirdir. Gama ışınları evrendeki en yüksek enerjili radyasyon türüdür. Bilim insanları gama ışını patlamalarının yeryüzündeki suyun tamamının buharlaşmasını sağlayabilmesi için en fazla 45 ışık yılı uzağımızda gerçekleşmesi gerektiğini belirledi. Bu mesafe aralığında bir gama ışını patlamasının gerçekleşme olasılığı ise çok çok düşük, hatta neredeyse yok.

NASA/Swift/Aurore Simonnet - Yoğun toz bulutu içindeki bir gama ışını patlamasının benzetimi

Bu sonuçlar yeryüzündeki yaşamın tahmin edebileceğimizden çok daha dayanıklı olduğunu gösteriyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

21 Haziran yaz gündönümü yani gündüz süresinin en uzun, gece süresinin en kısa olduğu zaman.

Gökbilim ve Uzay

NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) kuantum fiziği deneylerinin yapılacağı bir Soğuk Atom Laboratuvarı kurmaya hazırlanıyor. Laboratuvar, kurulumu tamamlandığında evrenin bilinen en soğuk yeri olacak.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilime biraz da olsa ilgi duyuyorsanız sizin de gökyüzünde ilk bakışta fark ettiğiniz yıldızların oluşturduğu şekiller vardır. Gözlem yaptıkça gökyüzündeki daha fazla şekil ve bu şekilleri oluşturan gökcisimleri hakkında bilgi sahibi olursunuz. 

Gökbilim ve Uzay

2018 TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Lisans Öğrencileri Yaz Programı başvuruları 4 Mayıs’ta sona eriyor.

Gökbilim ve Uzay

Karanlık maddenin doğası bugün hâlâ tartışma konusu. Ancak fizikçilerin çoğunun üzerinde anlaştığı bir nokta varsa o da karanlık maddenin gökadaların oluşumu açısından çok önemli olduğudur. 

Gökbilim ve Uzay

2014’ten beri düzenlenen ODTÜ Bilim Günleri bu yıl 28-28 Nisan’da gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler Samanyolu’nun merkezindeki devasa karadeliğin etrafında onlarca karadelik keşfetti. Sonuçlar, yıllar önce öne sürülmüş, çok büyük kütleli karadeliklerin binlerce karadelik tarafından çevrelendiğini öne süren bir kuramı destekliyor. Dr. Charles J. Hailey ve arkadaşlarının konu hakkında yazdığı makale Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Güneş ışığı beyazdır fakat içinde birçok farklı rengi barındırır. Bu farklı renkleri, beyaz ışığı bir prizmadan geçirdiğimizde ya da bir gökkuşağı oluştuğu sırada görebiliriz. Güneş’ten gelen beyaz ışık Dünya atmosferinde yol alırken birçok parçacıkla çarpışarak saçılır.

Gökbilim ve Uzay

Ankara Üniversitesi Kreiken Rasathanesi her yıl olduğu gibi bu yıl da kapılarını 7'den 77'ye tüm  gökyüzü meraklılarına açıyor. 21 Nisan’da başlayacak Halk Günü etkinlikleri ekim ayı sonuna kadar devam edecek ve ayda bir gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası bir araştırma grubu yeni bir ötegezegen keşfetti. K2-229b adı verilen, Dünya’ya yaklaşık 340 ışık yılı mesafedeki gezegenin çok yoğun bir çekirdeğe sahip olması bakımından Merkür’e benzediği belirtiliyor.