Skip to content Skip to navigation

Pembe Göller

Dr. Bülent Gözcelioğlu
29/05/2017 - 15:39

Bir gölün rengi ne olabilir sorusuna mavi, yeşil ve kahverengi dışında bir cevap vermek pek akla gelmeyebilir. Bununla beraber sıradışı durumlar da olmuyor değil. Sayıları fazla olmasa da dünya üzerinde pembe göller de var.

Göllerdeki renklenmeler suyun içinde yaşayan alglerden (su yosunu), gölün üzerinde bulunduğu kayalardan ya da bazı canlıların ölümü sonucu açığa çıkan kimyasallardan kaynaklanabilir. Suyun içinde yaşayan alglerin sayısı bazı dönemlerde çok fazla artar ve alglerin rengi tüm ortamı kaplayabilir. Alg patlaması olarak da bilinen bu durum çok farklı renklerde, şekillerde ve büyüklüklerde ortaya çıkabilir. Pembe göllerdeki rengin kaynağı Dunaliella salma adlı bir alg ile halobakterilerdir (Halobacteria cutirubrum). Algler özellikle sıcaklığın ve tuzluluğun arttığı yaz dönemlerinde kırmızı renkli beta-karoten adlı bir madde üretir. Bu madde, algleri yüksek enerjili güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korur. Aynı dönemde halobakteriler (zaten pembe renklidirler) de fazla ürediği için gölün rengi pembeye veya kırmızıya döner. Sıcaklığın etkisi azalınca ya da yağmurlar başlayınca beta-karoten üretimine gerek kalmaz, kırmızı-pembe renkler de kaybolur.

Pembe göllerin en bilineni ve en etkileyici olanı Avustralya’daki Hillier Gölü. 250 metre genişliğe ve 600 metre uzunluğa sahip Hillier Gölü’nün rengi yılın büyük bölümünde pembedir. Üstelik çevresi yeşil ağaçlarla çevrilidir. Bu da havadan çekilen fotoğraflarda karşıtlık (kontrast) oluşturur ve etkileyici bir manzara ortaya çıkarır. Bunun dışında Senegal’deki Retba Gölü, yine Avustralya’daki Hutt Lagünü ile Pembe Göl ve İspanya’daki Torrevieja Tuz Gölü de rengi pembe olan göllerdir. Ülkemizde de Bozcaada’daki Tuz Gölü pembe göller arasında sayılır. 

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

İnsan etkinliklerinin yapay depremler ortaya çıkarabildiği biliniyor. Durham ve Newcastle üniversitelerinde çalışan bir grup araştırmacı 2016’da yapay depremlerle ilgili bir veri tabanı oluşturmaya başladı.

Yerbilimleri

Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, yeraltından petrol ve kaya gazı çıkarmak için yapılan çalışmaların depremleri tetikleyebileceğini gösteriyor. Hatta bazı araştırmacılar petrol ve kaya gazı çıkarılan bölgeler için deprem tahminleri yapmaya bile başladı.

Yerbilimleri

Türkiye, Fransa ve Almanya’dan araştırmacılar fay hatlarının hareketini gözlemleyebilmek için yeni bir yöntem geliştirdi.

Yerbilimleri

Bazı depremlerden sonra görülen ve depremin neden olduğu hasarın artmasına yol açan bu durumun nedeni toprağın çamurumsu bir yapıya dönüşmesine neden olan sıvılaşmadır.

Yerbilimleri

Kraterlere sadece Dünya’da değil, Güneş Sistemi’nde bulunan kayaç yapısındaki başka gökcisimlerinde de rastlamak mümkün. Dünya üzerinde “onaylanmış” 188 krater var.

Yerbilimleri

Jeotermal kaynaklardan enerji elde edilirken kullanılan en yaygın yöntem, yeraltı sularının Dünya’nın merkezindeki yüksek sıcaklığın etkisiyle ısınması sonucu oluşan sıcak suyun ya da buharın sondaj yoluyla çıkarılmasıdır.

Yerbilimleri

Okyanuslara yakın yerlerde olan depremleri bazen tsunamiler izler.

Yerbilimleri

Kuzey Amerika ile Avrupa kıtasına aynı anda dokunabileceğiniz bir bölge olduğunu biliyor muydunuz?

Yerbilimleri

Yaşadığımız dünyada jeolojik oluşumlar bilim insanlarının yanı sıra sayıları azımsanmayacak kadar doğaseverin de ilgisini çeker. Bazalt sütunları da ilginç jeolojik oluşumlardan biri. 

Yerbilimleri

Gayzerler sıcak su buharının yeraltından yüzeye doğru fışkırarak çıktığı yer kabuğundaki açıklıklardır.