Skip to content Skip to navigation

Sadece Arıların Değil Kelebeklerin de Başı Dertte

Dr. Özlem Kılıç Ekici
22/08/2014 - 11:29

Birçok bitkinin tarımsal üretimi için gerekli olan doğal tozlaştırıcıların hayatı ve geleceği büyük tehlike altında. Geçtiğimiz son birkaç yıldır medyada sıkça karşımıza çıkan Koloni Çöküş Bozukluğu/Sendromu’nu (CCD) çoğunuz duymuşsunuzdur. Özellikle 2006 yılından beri kendini hissettiren bu sendrom, kolonilerdeki işçi arıların, kraliçe arıyı ve bal peteği gözlerinde büyümeyi bekleyen larvaları arkalarında bırakarak, polen toplamak üzere kovandan ayrılıp bir daha geri dönmemeleri şeklinde tanımlanıyor. TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisi Ocak 2014 sayısında yayımlanan “Robot Arılar” yazımızda bu konuyu ayrıntılı bir şekilde anlatmıştık.

                

Dünyadaki çiçek açan bitki türlerinin yaklaşık %90’ının tozlaşabilmesi için böceklere ve diğer tozlaştırıcı hayvanlara ihtiyacı var. Doğal tozlaştırıcıların en önemlilerinden olan arıların ve kelebeklerin sayılarının azalması sadece gıda üretimini değil doğal hayatın güzelliğini ve çeşitliliğini de olumsuz yönde etkiler.

Yapılan çalışmalar sadece balarılarının değil, diğer yaban arılarının ve kelebeklerin de sayısının her geçen gün hızla azaldığını gösteriyor. Tam olarak nedeni bilinmese de, çok fazla kullanılan bazı zirai mücadele ilaçlarının ve habitat (yaşam alanı) kaybının doğal tozlaştırıcıların sayısının azalmasındaki etkisinin büyük olduğu belirtiliyor. Uzmanlar ABD’de yaban arısı ve çeşitli kelebek türlerinin popülasyonunun üçte birinin azaldığının altını çiziyor. Özellikle ortabatı eyaletlerinin yaşam alanlarındaki yaban arılarının ve monark kelebeklerinin nerdeyse %50’si yok olmuş durumda.

 

Araştırmalar neonicotinoids olarak bilinen ve böceklerin sinirlerini felç ederek onları öldüren bitki koruma ilacına yoğunlaşıyor. Bu pestisit sadece hedeflenen zararlı böceklere değil, doğal tozlaştırıcılara da zarar veriyor. Bu tür ilaçların kullanımı birçok Avrupa ülkesinde ya yasaklandı ya da birçoğunun kullanımı birtakım yasal düzenlemelerle kısıtlandı. Örneğin bu tür ilaçlar doğal tozlaştırıcıların sıklıkla uçtuğu sabah saatlerinde uygulanamıyor. Ancak ABD’de ve diğer gelişmekte olan ülkelerde bu tür ilaçlar hâlâ yoğun bir şekilde, bilinçsizce kullanılıyor.

Zirai mücadele ilaçlarının yanı sıra yaşam alanı kaybının da arıların ve kelebeklerin sayısının azalmasındaki rolü büyük. Doğal tozlaştırıcıların serbestçe uçuşup beslendikleri çoğu sulak alan, çayır ve kırlar günümüzde artık ya tarım arazisi ya da yerleşim alanı olarak kullanılıyor. Uzmanlar çok fazla kimyasalın kullanıldığı tarım arazilerinin bu tür böcekler için tehlikeli alanlar haline geldiğini belirtiyor.

Peki, bitkilerin tozlaşmasına yardımcı olan bu böcekleri korumak için neler yapmalı? Birçok ülkede ekolojik ve doğal yaşamı destekleme dernekleri üniversitelerle birlikte arıları ve kelebekleri kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle kamuoyunu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak adına birçok kampanya düzenleniyor. Örneğin arıların ve kelebeklerin en sevdiği bitkilerin bahçe ve balkonlara ekilmesi, bu böceklerin beslendiği ve ürediği doğal ortamların, çayırların ve sulak arazilerin korunması, tarım arazilerinin yakınına su kanallarının yapılması, özellikle bahçelerde ve fidanlıklarda kimyasal ilaç kullanılmaması yönünde çalışmalar mevcut. Amaç doğal bitki örtüsünü ve hayvan topluluğunu yeniden canlandırmak.

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Fotoğrafçılık çoğunlukla sanatsal bir etkinlik olarak düşünülse de doğa fotoğrafları aynı zamanda gözlemlerimizin bulunulan coğrafyaya ve zamana göre kayda geçirilmesini sağlayan bir belge niteliği taşır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Güvenli ve rahat bir doğa yürüyüşü için yürüyüşümüzü ve doğaya uyum sağlamamızı kolaylaştıracak bazı ekipmanlara ihtiyaç duyarız. Yanımıza almamız gereken malzemeler doğa yürüyüşünün günübirlik mi, konaklamalı mı olacağına göre değişebilir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Doğa fotoğrafçılığı son yıllarda doğaseverlerin yoğun ilgisini çekiyor. Fotoğraf teknolojileri ve dijital teknolojilerdeki ilerlemeler sayesinde çektiğimiz fotoğrafları geçmiştekinden daha kolay paylaşabiliyoruz. Bu sayede doğa fotoğrafları çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor ve çok daha fazla ilgi çekiyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Şehir hayatının gürültüsü, koşturmacası ve karmaşasının üzerimizde oluşturduğu stresin yanı sıra doğaya ve yeşile duyulan özlem içimizde doğaya çıkma isteği uyandırır. Ayrıca doğal hayatı gözlemleme, daha önce ziyaret etmediğimiz yerleri görme ya da yeryüzündeki sıradışı oluşumları keşfetme isteği duyarız. Bu nedenlerle yaşadığımız çevreden uzaklaşıp doğada çeşitli etkinlikler gerçekleştiririz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde ağustos ayında objektiflerinizi su altındaki yaşama, ışık oyunlarına ve ilgi çekici detaylara odaklamanızı istiyoruz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Lagünler deniz ya da okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göllerdir. “Deniz kulağı” olarak da isimlendirilirler. Dalgaların ve akıntıların taşıdığı kum ve çakıl gibi katı maddeler durgun alanlarda birikerek bir set oluşturur.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yakın zamanlara B. Z. Houlton, S. L. Morford ve R. A. Dahlgren tarafından Science’ta yayımlanan bir çalışma, topraktaki azotun yaklaşık dörtte birinin kaynağının kayalar olabileceğine işaret ediyor. Elde edilen sonuçlar azot döngüsünü anlamanın yanı sıra iklim modelleri açısından da önemli olabilir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Büyük Yeşil Duvar, Afrika’nın bir ucundan diğerine uzanarak çölün güneye doğru ilerleyişini durduracak geniş bir ağaç hattı oluşturma projesidir.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde mayıs ayında objektiflerinizi yaşadığınız bölgeye özgü bitki türlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #EndemikBitkiler etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Ekoloji / Çevre Bilim

Geri dönüştürülebilir malzemelerin, örneğin alüminyumun, camın ya da plastiğin geri dönüşümünün hem çevre kirliliği hem de ham madde kaynaklarının azalması sorununa çözüm olabileceği düşünülüyor.