Skip to content Skip to navigation

Silfra Çatlağı

Dr. Bülent Gözcelioğlu
26/04/2017 - 16:53

Kuzey Amerika ile Avrupa kıtasına aynı anda dokunabileceğiniz bir bölge olduğunu biliyor muydunuz?

Günümüzdeki kıtalar geçmişte Pangea adı verilen tek bir parça halindeydi. Daha sonra Pangea ayrılmaya başladı ve kıtalar bugünkü şeklini aldı. Ancak bu süreç sona ermedi, kıtalar birbirlerinden ayrılmaya hâlâ devam ediyor. Bu ayrılma o kadar yavaş gerçekleşiyor ki her şey durağanmış gibi görünüyor. Dünyanın bazı yerlerinde bu ayrılmanın izlerine rastlamak mümkün. Örneğin Türkiye her yıl 1-2 santimetre kadar Yunanistan’a yaklaşıyor. Öngörülere göre 50 milyon yıl sonra topraklarımız Yunanistan ile birleşmiş olacak. Bu durumun bir başka örneği Kuzey Amerika ile Avrupa kıta plakaları arasında daha yakından görülebilir. Ayrılmanın gözlendiği en iyi noktaysa İzlanda’nın başkenti Reykjavik'teki Silfra bölgesi. Thingvellir Milli Parkı’ndaki Thingvallavatn Gölü içinde yer alan ve Silfra Çatlağı ya da Silfra Yarığı olarak bilinen bu bölge Atlantik Okyanusu’nun ortasından geçen ve İzlanda’da karaya çıkan fayın uzantısı. Karadan da görülen çatlağın en ilgi çekici kısmı yani iki kıtanın birbirine en yakın olduğu kısım sualtında. Silfra Çatlağı bir insanın yüzebileceği genişlikte. En dar yeri 50 cm’ye kadar düşüyor. Her yıl yaklaşık 2 santimetre kadar genişleyen çatlaktaki suyun berraklığı ise bir diğer çarpıcı özellik. Sualtındaki görüş 100 metreden fazla. Akdeniz’deki en iyi görüşün 30-40 metre olduğu düşünüldüğünde bunun ne anlama geldiği daha iyi anlaşılabilir. Berraklığın nedeni buradaki suyun volkanik kayaçların içinden uzun yıllar boyunca süzülmesi. Suyun sıcaklığıysa yıl boyu 2oC - 4oC arasında. Beş farklı bölümden oluşan Silfra’da yalnızca 120 metre uzunluğa ve 45 metre genişliğe sahip “büyük çatlak” olarak bilinen bölümde tüplü ya da tüpsüz dalışa izin veriliyor. 

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

İtalya’daki Pisa Kulesi eğikliğiyle ünlü. Bir zamanlar Galileo’nun yerçekim ivmesinin kütleden bağımsız olduğunu göstermek için tepesinden gülleler attığı rivayet edilen kule, inşa edilirken kasten eğik yapılmamıştı.

Yerbilimleri

Büyük Patlama kuramına göre, evrenin oluşumunun erken dönemlerinde sıcaklıklar, füzyon  tepkimelerinin (atom çekirdeklerinin birleşmesi) gerçekleşmesine müsaade edecek kadar yüksekti. Bu durum hidrojen, helyum, döteryum ve çok az miktarda lityum ve berilyum gibi hafif elementlerin oluşumuna zemin hazırladı.

Yerbilimleri

Nevada Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacı mantonun 800 kilometre derinlerinde su olduğuna dair bulgular elde etti. Dr. O. Tschauner ve arkadaşlarının yaptığı çalışmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Güneş Sistemi’ndeki kayaç gezegenlerin büyük oranda demir ve nikelden oluşan metal bir çekirdeğe sahip olduğu tahmin ediliyor. Kayaç gezegenler, temel olarak silikat mineralleri içeren kayaçlar ve metallerden meydana gelmiştir. 

Yerbilimleri

İnsan etkinliklerinin yapay depremler ortaya çıkarabildiği biliniyor. Durham ve Newcastle üniversitelerinde çalışan bir grup araştırmacı 2016’da yapay depremlerle ilgili bir veri tabanı oluşturmaya başladı.

Yerbilimleri

Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, yeraltından petrol ve kaya gazı çıkarmak için yapılan çalışmaların depremleri tetikleyebileceğini gösteriyor. Hatta bazı araştırmacılar petrol ve kaya gazı çıkarılan bölgeler için deprem tahminleri yapmaya bile başladı.

Yerbilimleri

Türkiye, Fransa ve Almanya’dan araştırmacılar fay hatlarının hareketini gözlemleyebilmek için yeni bir yöntem geliştirdi.

Yerbilimleri

Bazı depremlerden sonra görülen ve depremin neden olduğu hasarın artmasına yol açan bu durumun nedeni toprağın çamurumsu bir yapıya dönüşmesine neden olan sıvılaşmadır.

Yerbilimleri

Kraterlere sadece Dünya’da değil, Güneş Sistemi’ndeki başka kayaç gökcisimlerinde de rastlamak mümkün. Dünya üzerinde “onaylanmış” 188 krater var.

Yerbilimleri

Jeotermal kaynaklardan enerji elde edilirken kullanılan en yaygın yöntem, yeraltı sularının Dünya’nın merkezindeki yüksek sıcaklığın etkisiyle ısınması sonucu oluşan sıcak suyun ya da buharın sondaj yoluyla çıkarılmasıdır.