Skip to content Skip to navigation

Uzayın Sınırında Gece Parlayan Bulutlar

Dr. Tuba Sarıgül
03/09/2014 - 14:33

Doğrudan göremesek bile su, küçük gaz molekülleri şeklinde her an çevremizde. Yaşadığımız ortamdaki hava toz zerrecikleri gibi küçük parçacıklar da barındırıyor. Hava soğuduğu zaman gaz halindeki su moleküllerinin bir kısmı ortamdaki katı parçacıkların üzerine -atmosferin sıcaklığına ve yüksekliğe bağlı olarak su damlacıkları ya da küçük buz kristalleri şeklinde- yoğunlaşır. Bu parçacıkların etrafındaki su damlacıkları zamanla büyür ve diğer su damlalarıyla birleşerek bulutları oluşturur.

Bulutlar birkaç farklı biçimde sınıflandırılıyor. Uluslararası sınıflandırma ise bulutların yüksekliklerine göre yapılıyor.

Alçak seviye bulutları, 2000 m yüksekliğe kadar görülebilen ve çoğunlukla su damlacıklarından oluşan bulutlardır. Genellikle yağmur ve kar gibi yağış getiren, koyu gri renkli nimbostratüs türü bulutların yanı sıra stratüs ve stratokümülüs türü bulutlar da bu grupta yer alır.

Orta seviye bulutları, 2000-6000 m yüksekliklerde görülür. Altostratüs ve altokümülüs olmak üzere iki türü bulunan bu bulutlar yüksekliğe, mevsime ve atmosferin sıcaklığına göre sıvı su damlacıklarından, buz kristallerinden ya da bunların karışımından oluşabilir.

Yüksek seviye bulutları, 6000-12.000 m yükseklikte görülür. Bu grupta yer alan sirrus, sirrostratüs ve sirrokümülüs türü bulutlar neredeyse tamamen buz kristallerinden oluşur.

Yukarı doğru büyüyen bulutlardan kümülüs ve kümülonimbus türü bulutlar, sıcak havanın yükselmesi sonucu soğuması ve yoğunlaşması ile oluşur. Bu bulutlar gökyüzü boyunca yayılmaz, atmosferin üst katmanlarına doğru dikey olarak büyürler. Kümülüs bulutları alçak irtifalarda bulundukları zaman iyi havanın habercisidir, fakat yükseldikçe yağışa neden olurlar. 12.000 m’yi aşan yüksekliklere ulaşabilen kümülonimbus türü bulutlar şiddetli yağış ve fırtınalara sebep olabilir.

Güneş battığı ve hava kararmaya başladığı halde bulutların hâlâ aydınlık olduğu bu olağan dışı durumun sebebi gece parlayan (noctilucent) bulutlardır. 80 km yüksekliğe ulaşabilen bu bulutların uzayın sınırında olduğu söylenebilir.

Bu tür bulutlara “gece parlayan” isminin verilmesi tesadüf değil. Çünkü Dünya’nın en yüksek bulutlarını oluşturan buz tanecikleri, güneş battıktan sonra, ufuk çizgisinin altındayken bile güneş ışınlarını yansıtabiliyor.

Gece parlayan bulutların keşfedilme hikâyeleri hayli ilginç. 1883 yılında Endonezya’daki Krakatoa Yanardağı’nın patlamasından sonra atmosferde 50 km yüksekliğe kadar ulaşan kül bulutlarının içindeki toz zerrecikleri, uzun süre dünya genelinde olağanüstü güzellikte gün batımlarının görülmesine neden oldu. Patlamadan üç yıl sonra Robert Leslie, karanlık gökyüzünde mavi aydınlık şeritler fark ettiği zaman gece parlayan bulutları keşfetmiş oldu ve gözlemleri Nature dergisinde yayımlandı. Başlangıçta volkanik kül bulutları olduğu zannedilen bu bulutlar, Krakatoa’nın külleri çöktükten sonra da gözlenmeye devam etti.

Nispeten geç keşfedildiğini söyleyebileceğimiz gece parlayan bulutlar, halen araştırmalara konu olmaya devam ediyor. 2007’de NASA tarafından atmosferin mezosfer katmanındaki buzları incelemek için uzaya gönderilen AIM uydusu, gece parlayan bulutların yapısıyla ilgili detaylı bilgiler sağlıyor. Bu bulutlar, su moleküllerinin atmosferin mezosfer tabakasındaki toz zerreciklerinin üzerinde yoğunlaşmasıyla oluşuyor. Genellikle -134˚C ila -148˚C sıcaklıklarda oluşan bulutların üzerinde küresel ısınmanın belirgin etkilerini görmek mümkün. Gece parlayan bulutların son yıllarda daha alçak irtifalarda görülmesinin nedeninin atmosferdeki sera gazlarının yoğunluğundaki artış olduğu düşünülüyor. Metan miktarındaki artış bulutların oluştuğu yüksekliklerdeki su buharı miktarını artırırken, karbondioksit mezosfer katmanında ani sıcaklık düşüşlerinin yaşanmasına neden oluyor. Bu etkiler aynı zamanda bulutların oluşma koşullarındaki değişikliklerin de sebebi.

Gece parlayan bulutların ilk kez neden 19. yüzyılda görüldüğü ve neden yaygınlaşmaya devam ettikleri halen bilinmiyor. Ancak bu etkileyici gizemin cevabı uzayın sınırında.

 

 

 

 

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

17 Ağustos 2017’de ABD’deki LIGO ve İtalya’daki Virgo dedektörleri kütleçekimsel dalga sinyalleri tespit etti. Kütleçekimsel dalgalardan yaklaşık 2 saniye sonra NASA’nın Fermi Gama Işını Uzay Teleskobu aynı doğrultuda kısa süreli gama ışını patlaması gözlemledi.

Gökbilim ve Uzay

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından 67P Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızının üzerine indirilen Rosetta uzay aracı, kuyrukluyıldızın çekirdeğinin kütlece %40’ını organik maddelerin oluşturduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’nin en küçük üyelerinden olan kuyrukluyıldızlar ve asteroitler birbirine benzeyen ancak birbirinden farklı özellikleri olan gökcisimleri. Kuyrukluyıldızlar da asteroitler de Güneş Sistemi’nin oluşumundan arta kalan maddelerden oluşuyor.

Gökbilim ve Uzay

Ekim ayının ilk günlerinde şafak vaktinde Mars ve Venüs gökyüzünde bir arada. Ayın ilk günlerinde Venüs’e göre ufka daha yakın olan Mars günler ilerledikçe yükselirken, Venüs ufka yaklaşıyor.

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimcinin yaptığı deneysel ve kuramsal çalışmalar TRAPPIST-1 sistemindeki bazı gezegenlerin yüzeyinde sıvı su bulunabileceğini gösteriyor.

Gökbilim ve Uzay

Higgs bozonu, parçacık fiziğinin standart modelinde yer alan temel parçacıklardan biridir. İlk kez 1960’larda var olduğu öne sürülen bu parçacığın gerçekten var olup olmadığı parçacık fiziğinin en temel sorusu olarak görülüyordu. 

Gökbilim ve Uzay

Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Samanyolu gibi büyük gökadalar sahip oldukları atomların yaklaşık yarısını, gökadalar arası madde transferi yoluyla, başka gökadalardan alıyor.

Gökbilim ve Uzay

Dev gezegenlerin içindeki koşulların oluşturulduğu deneylerde ilk kez “elmas yağmurları” gözlemlendi. Dr. D. Kraus ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları Nature Astronomy’de yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Bazı takımyıldızlar mevsim değişimlerinin habercisidir. Örneğin kasım ayında doğu yönünde ortaya çıkmaya başlayan Avcı (Orion) Takımyıldızı kışın geldiğini gösterir.

Gökbilim ve Uzay

Geceleri gökyüzünün karanlık olması ilk bakışta güneş ışığının Dünya’nın karanlıkta kalan kısmına ulaşamamasına bağlanabilir.