Skip to content Skip to navigation

Yanardağlar Nasıl Sınıflandırılır?

Dr. Mahir E. Ocak
19/11/2014 - 17:01

Yanardağlar Dünya’nın merkezindeki magmadan gelen sıcak lavların, küllerin ve gazların yüzeye çıktığı yerkabuğundaki açıklıklardır. Yapılarına ve bulundukları yerlere göre çeşitli isimlerle sınıflandırılırlar. Kalkan yanardağlar, bileşik yanardağlar ve kül koni yanardağlar en çok bilinen ve en kolay ayırt edilebilen yanardağ tipleridir. Kalkan yanardağlar isimlerini savaşçı kalkanına benzeyen görünüşlerinden alır. Akışkanlığı yüksek lavların yüzlerce kilometrekarelik alana yayılması ile eğimi az, görünüşü kalkana benzeyen yanardağlar oluşur. Kalkan yanardağların en çok bilinen örneği Hawaii’deki Mauna Lua’dır. Kısa bir süre önce Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde bulunan Tamu Massif ise bilinen en büyük yanardağdır. Kül koni yanardağlar ise adlarından anlaşılabileceği gibi neredeyse tamamen küçük parçalar halinde külden oluşur ve hemen hemen hiç lav içermezler. Genişlikleri birkaç kilometreye, yükseklikleri ise birkaç yüz metreye ulaşır. Genel olarak yamaçları diktir ve kraterleri küçüktür. Arizona’daki Günbatımı Krateri bu yanardağ tipine bir örnektir. Bileşik yanardağlar -ya da katmanlı yanardağlar- ise yüksek dağlardır. Lav akışı olan değişik katmanlar içerirler. Japonya’daki Fuji Dağı ve Filipinler’deki Mayon Yanardağı en bilinen örnekleridir.

 

 

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Büyük Patlama kuramına göre, evrenin oluşumunun erken dönemlerinde sıcaklıklar, füzyon  tepkimelerinin (atom çekirdeklerinin birleşmesi) gerçekleşmesine müsaade edecek kadar yüksekti. Bu durum hidrojen, helyum, döteryum ve çok az miktarda lityum ve berilyum gibi hafif elementlerin oluşumuna zemin hazırladı.

Yerbilimleri

Nevada Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacı mantonun 800 kilometre derinlerinde su olduğuna dair bulgular elde etti. Dr. O. Tschauner ve arkadaşlarının yaptığı çalışmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Güneş Sistemi’ndeki kayaç gezegenlerin büyük oranda demir ve nikelden oluşan metal bir çekirdeğe sahip olduğu tahmin ediliyor. Kayaç gezegenler, temel olarak silikat mineralleri içeren kayaçlar ve metallerden meydana gelmiştir. 

Yerbilimleri

İnsan etkinliklerinin yapay depremler ortaya çıkarabildiği biliniyor. Durham ve Newcastle üniversitelerinde çalışan bir grup araştırmacı 2016’da yapay depremlerle ilgili bir veri tabanı oluşturmaya başladı.

Yerbilimleri

Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, yeraltından petrol ve kaya gazı çıkarmak için yapılan çalışmaların depremleri tetikleyebileceğini gösteriyor. Hatta bazı araştırmacılar petrol ve kaya gazı çıkarılan bölgeler için deprem tahminleri yapmaya bile başladı.

Yerbilimleri

Türkiye, Fransa ve Almanya’dan araştırmacılar fay hatlarının hareketini gözlemleyebilmek için yeni bir yöntem geliştirdi.

Yerbilimleri

Bazı depremlerden sonra görülen ve depremin neden olduğu hasarın artmasına yol açan bu durumun nedeni toprağın çamurumsu bir yapıya dönüşmesine neden olan sıvılaşmadır.

Yerbilimleri

Kraterlere sadece Dünya’da değil, Güneş Sistemi’ndeki başka kayaç gökcisimlerinde de rastlamak mümkün. Dünya üzerinde “onaylanmış” 188 krater var.

Yerbilimleri

Jeotermal kaynaklardan enerji elde edilirken kullanılan en yaygın yöntem, yeraltı sularının Dünya’nın merkezindeki yüksek sıcaklığın etkisiyle ısınması sonucu oluşan sıcak suyun ya da buharın sondaj yoluyla çıkarılmasıdır.

Yerbilimleri

Okyanuslara yakın yerlerde olan depremleri bazen tsunamiler izler.