Skip to content Skip to navigation

Yaprak Damarlarının Mimarisi

Dr. Özlem Kılıç Ekici
03/03/2015 - 09:16

Yapraklar, bitkinin yaşamasını sağlayan en önemli organlardandır; nefes alıp verirler, terlerler ve bitkinin topraktan aldığı maddeleri güneş ışığından yararlanarak fotosentezle besin haline getirirler. Bitkiye yeşil rengini veren klorofil bu süreçte önemli rol oynar. Besin maddeleri ve su yaprak yüzeyinde iletim borusu görevi gören yaprak damarlarıyla taşınır. Kaliforniya Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, zaman içinde gelişen ve farklılaşan yapraklardaki damarların detaylı yapısını temel alan yeni matematiksel kurallar ve formüller ortaya koydu. Bu kurallar sayesinde fosil kayıtlara bakılarak bitkilerin yaşadığı dönemdeki yapısal ve fiziksel özellikleri tahmin edilebiliyor. Elde edilen bulguların ekoloji çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını düşünen araştırmacılar, oluşturulan formüller ve kuramlar sayesinde küçücük yaprak parçacıklarına bakarak yaprakların gerçek büyüklüğü hakkında fikir sahibi olabiliyor. Fosil kayıtların bu şekilde yorumlanmasıyla eski çağlardaki iklim değişiklikleri hakkında daha doğru tahminler yapılabiliyor.

Yaprak büyüklüğü ve yaprak damar sistemleri arasında kurulan matematiksel bağlantılar, yaprak yüzeyindeki bazı doğal desenlerin nasıl oluştuğu konusuna açıklık getiriyor. Araştırma ekibi çeşitli bölgelerden toplanan farklı bitkilerin yaprakları arasında birtakım ilişkiler buldu. Örneğin geniş yapraklardaki ana damarların yaprak yüzeyinde birbirlerinden uzak olduğu görüldü. Bu ilişki, yaprağın fiziksel yapısına, fotosentez ve terleme gibi fizyolojik etkinliklerine bağlı olmaksızın tüm geniş yapraklarda aynıydı. Bunun aksine, küçük yapraklardaki ana damarların yaprak yüzeyinde birbirlerine çok yakın, nerdeyse üst üste yerleştiği görüldü.

Yaprağın büyüklüğünün, bitkilerin çevrelerine uyumunu belirleyen özelliklerden biri olduğu biliniyor. Örneğin küçük yapraklı bitkiler genelde kuru ve güneşli ortamlarda yaşar. Bu tür bitkilerin yapraklarındaki damar desenleri sayesinde kuraklığa karşı daha dayanıklı olduğu belirtiliyor. Çünkü birbirine yakın olan damarlar kuraklık sırasında suyun daha kolay taşınmasını sağlıyor. Araştırmalar sırasında bu yaprakların etrafının çok ince bir hava katmanı ile çevrili olduğu da görülmüş. İnce hava katmanı yaprakların çok fazla ısınmasını engellediği gibi daha hızlı soğumalarını da sağlıyor. Ayrıca yaprak damarlarının bilgisayar görüntüleri incelendiğinde, küçük yapraklardaki ana damarlar birbirlerine çok yakın olduğu için, birim yaprak alanı başına düşen ana damarların hem uzunluğunun hem de sayısının çok fazla olduğu anlaşıldı. Ana damarların uzunluğunun ve sayısının fazla olması damarların herhangi bir yerinde bir tıkanıklık meydana  geldiğinde suyun rahatça taşınması için alternatif yollar bulunabilmesi açısından avantaj sağlıyor.

Temelde bitkilerin yaprakları birbirini takip eden iki aşamada gelişir. İlk önce tomurcuk şeklindeki yaprak belli belirsiz büyümeye başlar. Daha sonra büyüme ve gelişme belirgin bir şekilde hızlanır ve yaprak gerçek büyüklüğüne ulaşır. Ana damarlar çok yavaş gerçekleşen ilk aşamada oluşur ve ikinci aşama başlamadan önce ana damarların yaprak üzerindeki sayısı ve yoğunluğu son halini alır. Hızlı gerçekleşen ikinci aşama sırasında ana damarlar yaprağın uzunluğuna ve genişliğine bağlı olarak birbirlerinden uzaklaşır, yaprak yüzeyine yayılır ve kalınlaşırlar. Ara damarlar ise asıl olarak ikinci aşamada ana damarların arasında oluşmaya başlar. Yaprak gelişmesini tamamlarken ara damarların dallanması da tamamlanır.

Araştırmada ana damarların büyük yapraklarda birbirlerinden uzakta bulunduğu ve daha geniş bir alana yayıldığı, ara damarların sayısının ise yaprak büyüklüğünden bağımsız olarak çok fazla olabildiği gözlenmiş.

Yaprak damarlarının zaman içindeki değişimi incelendiğinde, milyonlarca yıl önce çiçekli bitkilerin neden birçok geniş yapraklı bitki türünden daha baskın olduğu ve yaygınlaştığı da anlaşılıyor. Genelde çiçekli bitkilerin yapraklarında birçok damar olur. Özellikle de ara damarların sayısı ve yaprak yüzeyinde kapladıkları alan çok fazladır. Bu da çiçekli bitkilerin her türlü iklim koşulunda daha etkili fotosentez yapabilmesini ve dolayısıyla hayatta kalabilme şanslarının yüksek olmasını sağlıyor.

Kaynaklar:

1

İlgili İçerikler

Biyoloji

Bazı kimyasal tepkimelerin sonucu ışık yayılır. Örneğin gündelik hayatta ateşten yayılan alev, yanma tepkimesi sonucu oluşan bir ışık yayılımıdır. Kimyada bu olaya “kimyasal ışıldama” ya da “kemilüminesans” denir. Bir canlı tarafından gerçekleştirilen kimyasal tepkime sonucu ışık yayılmasına ise “biyolüminesans” denir. Yani biyolüminesans da bir çeşit kimyasal ışıldamadır.

Biyoloji

Bir grup araştırmacı tarafından geliştirilen bir program sayesinde artık herhangi birisinin DNA origamiyle herhangi bir şekilde yapılar üretmesi mümkün hale geldi.

Biyoloji

Bir grup bilim insanı artan plastik kirliliğine karşı doğada çözünebilen biyolojik polimer üretmeyi başardı.

Biyoloji

Sürüngenler sınıfı içinde yer alan kertenkele grubunun üyesi olan bukalemunlar ülkemizde nadir bulunan sürüngen türlerinden biri.

Biyoloji

Sizler için derlediğimiz, 2018 yılında bilim ve teknoloji alanında yaşanan önemli gelişmeleri üç bölüm halinde yayınlıyoruz.

Biyoloji

Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) öğrencileri tarafından düzenlenen uygulamalı laboratuvar etkinliği OpenLAB 14-15 Aralık 2018 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Biyoloji

Princeton Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bonnie Bassler ve öğrencisi Justin Silpe, VP882 olarak adlandırılan, bakteriler arasındaki iletişimi dinleyen bir virüs keşfetti ve bu virüsü çeşitli bakterileri öldürmek için kullanmayı başardı. 

Biyoloji

İtalya’daki Ferrara Üniversitesi’nden Elisabetta Caselli ve çalışma arkadaşları 17.

Biyoloji

Mağaralar, ağaç kovukları, madenler, tavan araları ve çatılar... Bunlar tünedikleri yerlerden sadece birkaçı. Geceleri avlanmalarının yanı sıra dünyadaki tek uçan memeli de onlar. Evet, yarasalar! Yarasalar da tıpkı inek, fare, kedi, tavşan, yunus gibi yavrularını emzirerek büyütür.

Biyoloji

Türkiye’de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sınırlı bir alanda yaşayan çöl varanı (Varanus griseus griseus) dünyada Suriye, Filistin, Ürdün ve Irak gibi ülkelerde görülür. Yetişkin olanları çoğunlukla sarı-turuncu renktedir ve vücutlarında siyah geniş çizgiler bulunur.