Skip to content Skip to navigation

Yıldızların Uzaklığı Nasıl Ölçülür? – II

Uğur Contu
27/05/2015 - 16:49

10.000 Işık Yılından Daha Uzak Yıldızlar

Dünya’ya 10.000 ışık yılından daha uzak olan yıldızlar ile aramızdaki mesafe, paralaks açısı 0’a çok yakın (0,0000001⁰’den küçük) olduğu için paralaks yöntemi ile belirlenemez. Bu yıldızların uzaklığını belirlemek için başka yöntemler kullanmak gerekir.

Parlaklıkları ile parlaklıklarının zaman içindeki değişimi arasında ilişki bulunan yıldızlara Sefeid denir. Dünya’dan gözlemlenen parlaklıklarını kullanarak bu yıldızların ne kadar uzakta olduklarını hesaplamak mümkündür. Bir noktayı farklı miktarda aydınlatan iki lamba olduğunu ve bu lambaların yaydığı ışık miktarını bildiğimizi farz edelim. Karanlık bir sokakta iki arkadaşımız lambaları bizden farklı uzaklıktaki iki noktada yaksınlar. Eğer her iki lamba da hemen hemen eşit parlaklıkta görülüyorsa, daha çok ışık yayanın daha uzakta olduğunu herhangi bir sayısal işlem bile yapmadan söyleyebiliriz. Eğer bunlardan herhangi birinin uzaklığını biliyorsak, gözlem verilerini kullanarak diğerinin mesafesini de hesaplayabiliriz. Uzaklığı paralaks yöntemi ile hesaplanabilen yıldızlar ile ilgili bilgiler kullanılarak bu yöntemle yaydığı ışık miktarı bilinen yıldızların uzaklığı hesaplanabiliyor. Ancak kötü haber şu ki, 50 milyon ışık yılından daha uzaktaki objeler için bu yöntem de işlevini yitirmeye başlar. Çünkü elde ettiğimiz görüntüler, uzaklık hesabını yapmaya yetecek kadar belirgin değildir. Bu durumda da başka bir tekniğe ihtiyaç duyulur. (Gözlemlenen en uzak yıldız Dünya’ya 55 milyon ışık yılı uzaktadır.)

Enerjisi biten dev bir yıldızın şiddetle patlamasına, yani ölmesine süpernova adı verilir. Birkaç hafta süren patlama esnasında, Güneş’in tüm ömrü boyunca yayacağı miktarda enerji açığa çıkar. Süpernova patlamalarından arta kalan maddelerin evrenin farklı yerlerine yayılarak yeni yıldız sistemlerinin oluşmasına ön ayak olduğu düşünülüyor. Süpernovalar o kadar parlaktır ki çok uzak mesafelerden bile gözlemlenebilirler. Ayrıca bazı süpernova patlamalarının azami parlaklıkları ile yok olma süreleri doğru orantılıdır. Bu durum yine Dünya’ya ulaşan ışık miktarını kullanarak mesafeyi hesaplamaya imkân verir. Süpernova patlamaları gökbilimciler için çok önemli anlardır. Çünkü çok kısa süreler içinde gerçekleştikleri için çok nadir gözlemlenebilen olaylardır.

Bugün bildiğimiz en uzak gökada bize 30 milyar ışık yılı mesafededir. Evren 13,8 milyar yaşında olduğu için, bir gökadanın 30 milyar ışık yılı uzakta olması evrenin genişlemesinin bir sonucudur. Genişleme evrenin uzak kısımları arasındaki mesafelerin zamanla artmasına neden olduğu için gökbilimde bahsedilen mesafelere iki açıdan bakmak gerekir: gözlemlediğimiz objenin ışığının bize ulaşırken katettiği mesafe ve evrenin genişlemesi göz önüne alındığı zaman o objenin bugünkü uzaklığı.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

1772 yılında Wittenberg Üniversitesi’nden Johann Daniel Titius gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıkları arasında bir ilişki olduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler genç yıldızların etrafında dönen gaz ve toz bulutlarının içinde doğar. Bir araya gelen toz zerreleri giderek büyür; çakıl taşı, kaya ve dağ büyüklüğünde parçalar oluştururlar. 

Gökbilim ve Uzay

Boğa Takımyıldızı’ndaki Ülker (Pleiades) ve Boğa (Hyades) yıldız kümeleri kasım ayında Güneş’in batışından sonra doğu ufkunun üzerinden yükseliyor.

Gökbilim ve Uzay

Enerji kaynağı olarak güneş panellerinin kullanıldığı Vanguard 1 uydusunun fırlatılmasından bugüne güneş panelleri sayesinde uydular uzun yıllar görev yapabildi. Peki, uzay araçlarında kullanılan güneş panelleri uzaydaki zorlayıcı koşullara nasıl dayanabiliyor?

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz Güneş’te meydana gelen değişimlerin Dünya’nın iklimini nasıl etkilediğini anlatıyor.

Gökbilim ve Uzay

2007-2017 yılları arasında on civarında hızlı radyo dalgası patlaması gözlemlenmişti. Batı Avustralya’daki bir grup araştırmacıysa CSIRO Radyo Teleskobu’nu kullanarak sadece son bir yıl içinde yirmi yeni patlama tespit etti.

Gökbilim ve Uzay

Tuz Gölü, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü’nün (TÜBİTAK UZAY) girişimleriyle uydular için Dünya üzerindeki sekiz kalibrasyon sahasından biri olarak seçilmişti.  Tuz Gölü’ndeki çalışmalar, ulusal ve uluslararası projeler kapsamında 2009 yılından bu yana devam ediyor. 

Gökbilim ve Uzay

Aralarında Sabancı Üniversitesi'nden Dr. Ünal Ertan ve Dr. Şirin Çalışkan’ın da olduğu uluslararası bir araştırma ekibi RX J0806.4-4123 nötron yıldızından yayılan olağandışı bir kızılötesi ışıma tespit etti. Dr. Ünal Ertan ve Dr. Şirin Çalışkan ile bu önemli çalışma üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gökbilim ve Uzay

Güneş Sistemi’ndeki dev gezegenlerin arasında dolaşan çok sayıda büyük gökcismi vardır. Centaur’lar olarak adlandırılan bu gökcisimleri sıklıkla olmasa da zaman zaman Güneş Sistemi’nin içlerine doğru yönelir.

Gökbilim ve Uzay

Columbia Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı ötegezegen keşfetmek için yaptıkları çalışmalar sırasında Kepler-1625b gezegeninin etrafında dolanan bir uydu keşfetti.