Skip to content Skip to navigation

Eyvah... Sınav Yaklaşıyor!

Dr. Rukiye Çolak Sivri
15/06/2020 - 13:53

Sınav kaygısı, sınav esnasında yüksek düzeyde endişe ve kaygı hissetmek şeklinde tanımlanabilir. Herkes sözlü veya yazılı sınavlarda bir miktar kaygı yaşayabilir, bu doğal bir duygudur. Ancak sınav kaygısı bazen çok şiddetlidir ve bu durum sahip olduğumuz bilgileri etkili bir şekilde kullanmakta zorlanmamıza ve sınavdaki performansımızın düşmesine neden olabilir.

Peki, sınav kaygısı psikiyatrik bir sorun mu? Bu durumda bir uzmandan destek almalı mıyız?

Sınav kaygısı psikiyatrik tanı sistemlerinde bağımsız bir tanı olarak yer almıyor ama öğrenciler arasında çok sık görülüyor. Geleceğimizin şekillenmesinde önemli rol oynayan sınavlar modern çağın bir getirisi olsa da kaygı insanların eskiden beri tecrübe ettiği bir duygu. İnsanlar yüzyıllardan beri kaygı durumunda -örneğin bir tehditle karşılaşınca- kullandıkları alarm sistemlerini sınav esnasında da kullanıyor. Yani vücudumuz kalp çarpıntısı, titreme, sıcak basması gibi tepkiler veriyor ve aynı sistem sınavda da aktif oluyor.

Peki, sınav esnasında hayatı tehdit eden bir durum olmamasına rağmen neden tehlikeli bir durum varmış gibi tepkiler veririz? Bu durumu açıklamaya çalışan birçok kuram bulunuyor. Bu konuyla ilgili önemli kuramlardan biri “biliş-dikkat bozulma modeli”. Bu modelde bireyler incelendikleri ya da sınandıkları durumlarda ortaya çıkacak sonucu bir tehdit olarak algılar. Yani başarısız olursak kendi değerimiz ve önemimiz azalacak gibi düşünebiliriz. Bu nedenle sınav esnasında kendimize odaklanır ve vücudumuzun strese verdiği çarpıntı, ateş basması ve titreme gibi tepkilerle meşgul olmaya başlarız. Bu durum dikkatimizin yaptığımız iş ve bu belirtiler arasında bölünmesine neden olur ve yaptığımız işe yeterince odaklanamayız. Sonuçta performansımız düşer.

Sınav kaygısı ile ilgili başka bir kurama göre ise kişi bilgi edinme, edinilen bilgiyi hatırlama ve odaklanmada güçlük yaşıyorsa, o konuyla ilgili başarı şansının düşük olduğunu bilinçli ya da bilinç dışı olarak fark eder. Başarısız olacağı konusundaki bu öngörüsü kişinin eğitimle ilgili konulardan uzak durmasına neden olur. Örneğin hepimiz deneyimlemişizdir: Başarılı olduğumuz ve bize daha kolay gelen bir konuyu bize zor gelen bir konuya göre daha çok çalışırız. Zor gelen dersi bir şekilde erteleriz ya da o konuya daha az zaman ayırırız. Bunu aslında bizi strese sokan durumdan kaçınmak için yaparız. Ancak zaten yetersiz olduğumuz bir konuya daha az çalıştığımız için sonuçta başarısız oluruz. Bu ise bizi daha çok strese sokar ve kısır döngü şeklinde devam eder.

Bazen de kişi aslında başarılıdır ama kendisine çok yüksek standartlar koymuştur. Mevcut durumuyla beklentisi arasındaki fark kişiyi strese sokabilir.

Bir yol kenarındaki 50 cm genişliğinde çok yüksek olmayan bir duvarın üzerinde yürümemiz istense bu işin üstesinden kolayca geliriz. Ancak bir gökdelenin çatısında aynı genişlikteki bir duvarın üzerinde yürümemiz istense büyük bir stres yaşarız.

İki durumda da aynı genişlikte bir hat üzerinde yürümeniz istendi. Yol kenarındaki duvarın üzerinde yürürken bir hata yaptığımızda ortaya çıkabilecek sonuç bizi endişelendirmez. Ancak gökdelenin çatısında yapacağımız küçük bir hata geri döndürülemez sonuçlara yol açabilir. Sınavın bir son olduğunu düşünmek sınavı gözümüzde büyütmemize neden olur. Bu da sınavı kazanamadığımız takdirde geleceğimizin mahvolacağını ve bunun bir felakete dönüşeceğini düşünmemize yol açabilir. Aslında buradaki tehdit algısı, gerçek bir tehlike olmaktan ziyade, içsel bir tehdidi yorumlama hatasıdır.

Peki, sınav kaygımızı azaltmak için neler yapabiliriz?

Öncelikle kontrol edemeyeceğimiz durumların farkına varmalı ve zihnimizi bu durumlarla meşgul etmemeliyiz. Bunun yerine enerjimizi ve motivasyonumuzu değiştirebileceğimiz konulara odaklamalıyız.

Hedefimizi sınava çalışmak olarak belirlemeliyiz. Bu hedefimize ulaşabilmek için neler yapmamız gerektiğini (örneğin nerede, ne zaman, ne kadar, hangi konuya çalışacağımızı) belirlersek bu bizi rahatlatacaktır. Ayrıca stresi azaltmak için tavsiye edilen bilimsel temellere dayalı yöntemleri, genel olarak kaygı sorunlarında olduğu gibi, sınav kaygısını yönetmede de kullanabiliriz.

 

Yazar Hakkında:
Uzm. Dr. Rukiye Çolak Sivri
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

 

 

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

Teknolojinin eğitimi gelecekte nasıl şekillendireceğini hiç merak ettiniz mi? Koronavirüs salgını ile bu değişikliği görmek için beklememize gerek kalmadı.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #BenimPenceremden etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Sosyal Bilimler

Atalarımız “Söz uçar, yazı kalır” demiş. Bu yüzden de bildikleri ve bilinmesini istedikleri şeyleri yazıya geçirmişler.

Sosyal Bilimler

Kitaplarınızı raflara dizerken nasıl bir yol izliyorsunuz?

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak Doç. Dr. Berk Canberk ile eğitimde yapay zekâ konusu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde nisan ayında objektiflerinizi evinize odaklamanızı istemiştik. Oylamalar sonucunda nisan ayının en beğenilen fotoğrafı Esra Pınarbaş’a ait Balkonumdan Manzaralar olarak belirlendi. 

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istiyoruz.

Sosyal Bilimler

Bu etkinliğimizde origami ile lale yapıyoruz. Öte yandan lalenin nereden geldiğini, kelimenin kökenini ve kültürümüzdeki yerini merak ediyorsanız sizin için derlediğimiz bilgilere göz atabilirsiniz.

Sosyal Bilimler

Yakın zamanda yapılan bir araştırma yanlış bilimsel bilgilerin de internette yayıldığını gösteriyor.

Sosyal Bilimler

Geçtiğimiz aralık ayında Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs, dünya çapında bir salgına dönüştü.