Skip to content Skip to navigation

Dağ Sakızıı Özütünün Antimikrobiyal Özelliğinin Araştırılması

28/04/2015 - 12:00

"Chondrilla juncea Linnaeus (Çengel Sakızı ya da Dağ Sakızı) Bitki Özütünün Antimikrobiyal Özelliğinin Araştırılması" adlı projemizin amacı, Muş ilinin dağlık bölgelerinde yetişen ve halk arasında dağ sakızı üreten bitki olarak bilinen Chondrilla juncea L. bitki özütünün antimikrobiyal özelliğini tespit etmektir. Bu projede elde ettiğimiz bitki özünü Staphylococcus aureus, E. coli, Bacillus subtilis ve Pseudomonas aeruginosa besi yerlerine bıraktıktan sonra kâğıt disklerin etrafında herhangi bir zon (şeffaf bölge) tespit edilemediğinden dolayı Chondrilla juncea L. bitki özünün antimikrobiyal özelliğinin olmadığı sonucuna vardık.

Giriş

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) araştırmalarına göre tedavi amaçlı kullanılan tıbbi bitkilerin sayısı 20.000 civarındadır. Birçok doğal bitkinin, antimikrobiyal maddeleri veya bunların ana maddelerini sentezleme özelliğine sahip olduğu bildiriliyor. Antimikrobiyal aktivite gösteren bitkiler gıdalarda koruyucu madde, tıbbi amaçlı, anti‐helmintik, anti‐fungal olarak ve bitki zararlılarına ve yabancı otlara karşı mücadelede kullanılıyor. Bilimsel adı Chondrilla juncea L. olan ve Türkçede çengel sakızı, akhindiba, sakızlı hindiba, çıtlık (Sivas), çöpkanak (Silifke), karakavuk (Konya ve Bilecik), sakız otu (Çanakkale), sütlü ot (Bartın) ve dağ sakızı (Muş) gibi farklı isimlerle bilinen bitki Muş ilinin dağlık bölgelerinde yetişir. Halk tarafından bu bitkinin süt rengindeki salgısı sakız olarak kullanılır. Bu çalışmada çengel sakızı ya da dağ sakızı olarak bilinen bitkiden elde edilen özütün antimikrobiyal aktivitesine baktık.

Amacı

Muş ilinin dağlık bölgelerinde yetişen ve halk arasında sakız üreten bitki olarak bilinen Chondrilla juncea L. bitki özütünün antimikrobiyal özelliğini tespit etmek.

Yöntem

Toplanan dağ sakızı bitkisinin tür teşhisi yapıldı. Dağ sakızının sadece sakız kısmının antimikrobiyal aktivitesine bakmak için bitkinin özütünü elde ettik. Bu özütün farklı bakteri türleri üzerindeki antimikrobiyal aktivitesini test etmek için besi yerleri hazırladık. Daha öncesinde tür teşhisi yapılmış Staphylococcus aureus, E. coli, Bacillus subtilis ve Pseudomonas aeruginosa bakterilerini hazırlamış olduğumuz besi yerlerine yayma yöntemi ile ekim yaptık.

Ekimden sonra bitki özü emdirilmiş disklerimizi (5, 10, 20, 40, 80 mikrolitre) besi yerleri üzerine bıraktık. Daha sonra besi yerlerimizi 5 dk boyunca +4oC’de buzdolabında bıraktıktan sonra 36,5oC’de etüvde 24 saat inkübasyona bıraktık.

Sonuç ve Tartışma

Bu projemizin sonucunda Muş ilinin dağlık bölgelerinde yetişen ve genellikle çengel sakızı ya da dağ sakızı olarak bilinen Chondrilla juncea L. bitki özütünün, tür teşhisi yapılmış Staphylococcus aureus, E. coli, Bacillus subtilis ve Pseudomonas aeruginosa bakterileri üzerinde antimikrobiyal özelliği disk difüzyon yöntemi kullanılarak araştırıldı. Sonuç olarak; 24 saatlik bir inkübasyondan sonra kâğıt disklerin etrafında herhangi bir zon görülmediğinden, Chondrilla juncea L. bitki özünün antimikrobiyal etkisinin olmadığını belirledik. Çalışmamız aşamasında Chondrilla juncea L. bitki özütünün güzel koktuğunu fark ettik. Çalışma ortamı, desteği ve bilgisi aldığımız takdirde Chondrilla juncea L. bitkisinin özütünü doğal kolonya, parfüm ve losyon olarak kullanma üzerine de araştırma yapmayı düşünüyoruz.

Kaynaklar

  • basvurular.meb.gov.tr/bubenimeserim/projebankasi.aspx
  • Faydaoğlu, E. ve Sürücüoğlu, M.S., “Bazı Bitki Ekstratlarının Antioksidan ve Antimikrobiyal Etkileri”, X. Ulusal Ekoloji Ve Çevre Kongresi, 04-07 Ekim 2011, Çanakkale.
  • Mart, S., “Bahçe ve Hasanbeyli (Osmaniye) Halkının Kullandığı Doğal Bitkilerin Etnobotanik Yönden Araştırılması”, Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Anabilim Dalı, Adana, 2006.
  • www.tubitak.gov.tr/

Ekip Tanıtımı

Sidar Yener

Emrah Yılmaz

İbrahim Koç

İlgili İçerikler

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.

Biyoloji

ABD’deki Utah Sağlık Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Clostridia (20-30 ayrı bakteriyi içine alan bir sınıf) ba

Biyoloji

Dünyanın birçok yerinde bulunan kırlangıçkuyruklar yaklaşık 560 türe sahip bir kelebek ailesidir. İsimlerini, bazı türlerin kanatlarının altındaki kuyruğa benzer uzantılardan alırlar. Çoğunlukla tropik bölgelerde yaşarlar.

Biyoloji

Nanomalzemelere dayalı elektrokimyasal biyosensörler ve aptasensör teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları nedeniyle 2015 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Semenderlerin bacakları koptuğunda yeniden gelişir. Kertenkeleler düşmanlarını yanıltmak için kuyruklarını bırakır, daha sonra yeniden büyütür. Planarya solucanları, denizanaları ve denizşakayıkları ise bütün vücutlarını yeniden büyütebilir. 

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.