Skip to content Skip to navigation

Aristo’nun En Seçkin Öğrencisi: Fârâbî

Nurulhude Baykal
26/03/2020 - 22:37

2020 yılı, Kazakistan ve İran’ın önerisi; Irak, Rusya ve ülkemizin de desteğiyle UNESCO tarafından “Fârâbî’nin doğumunun 1150. yıl dönümü” ilan edildi. Gelin bu vesileyle Fârâbî’yi daha yakından tanıyalım.

Felsefe söz konusu olduğunda “Muallim-i Evvel”in yani ilk öğretmenin Aristo olduğu kabul edilir. Bu tabir Aristo’nun Batılı kaynaklarda Magister Primus (İlk Usta) olarak anılmasından kaynaklanır. Felsefeyi sistemli hâle getiren ve İslâm felsefesini temellendiren ünlü Türk filozofu Fârâbî ise “Muallim-i Sânî” yani ikinci öğretmen olarak bilinir. Hatta Latince yazılmış kitaplarda da ondan Magister Secondus (İkinci Usta) diye söz edilir. Fârâbî ile ilgili bir rivayete göre, kendisine “Sen mi daha bilgilisin, Aristo mu?” diye sorulduğu, Fârâbî’nin de “Eğer Aristo zamanında yaşasaydım onun en seçkin öğrencilerinden biri olurdum” diye cevap verdiği söylenir.

Aristo ve öğrencileri

 

Bilim Seyyahı

870-950 yılları arasında yaşayan Fârâbî günümüzde Kazakistan sınırları içinde kalan ve o zamanlarda Fârâb diye anılan Otrar şehirde doğdu. Bu yüzden asıl adı Muhammed olmasına rağmen, Fârâblı anlamına gelen Fârâbî adıyla tanınıyor. Fârâbî memleketinde iyi bir eğitim aldıktan sonra hayatı boyunca ilim peşinde olmaya karar verdi ve “akademik yolculuk” diyebileceğimiz bir seyahate çıktı. Fârâbî bu seyahati sırasında Buhara, Semerkant, Merv ve Belh gibi şehirleri ziyaret ettikten sonra Bağdat’a gitti. O dönemde Bağdat, yöneticilerin bilim insanlarını desteklemesi ve zengin bir kütüphaneye sahip olması nedeniyle dünyanın en önemli bilim merkezlerinden biriydi. Fârâbî, Bağdat’ta yirmi yıl kadar kaldıktan sonra hayatının geri kalanını Şam ve Halep’te Hamdanî hükümdarı Seyfüddevle’nin himayesinde geçirdi.

Fârâbî’nin doğduğu şehir olan Otrar (Fârâb) günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Otrar eskiden İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret merkeziydi.

Tarihteki öne çıkan kişilerle ilgili anlatılan kurmaca hikâyeler gibi Fârâbî ile ilgili hikâyeler de vardır. Bu hikâyelerden birinde Fârâbî, Türkistan coğrafyasına özgü kıyafetlerle Halep hükümdarı Seyfüddevle’nin sarayına girer. Hükümdar da misafir olduğu anlaşılan Fârâbî’ye oturmasını söyler. Fârâbî bunun üzerine “Kendi yerime mi, senin yerine mi?” diye sorar. Hükümdar kendisine layık gördüğü yere oturmasını buyurur. Bunun üzerine Fârâbî hükümdarın yanına, tahta oturur. Etraftaki herkes bu duruma şaşırırken hükümdar, farklı bir dil kullanarak, adamlarına Fârâbî’ye bazı sorular soracağını ve bilemezse edebe aykırı davrandığı için onu alıp hemen dışarı atmalarını söyler. Hükümdar sözünü bitirir bitirmez Fârâbî ona aynı dille sabırlı olması gerektiğini ve işin sonunun önemli olduğunu söyler. Hükümdar bu duruma şaşırarak Fârâbî’ye bu dili bilip bilmediğini sorar. Fârâbî de yetmişten fazla dil bildiğini söyleyerek cevap verir.

Sonrasında ise hükümdarın çevresinde bulunan bilginler sırayla Fârâbî ile kendi alanlarında tartışırlar. Ancak Fârâbî hepsine baskın gelir. Onun üstünlüğünü anlayan bilginler tartışmayı bırakıp sözlerini not almaya başlar. Tartışmaların ardından mecliste biraz olsun eğlenmek isteyen hükümdar sarayın müzisyenlerini çağırır. Ancak Fârâbî çalan müziği beğenmez, müzisyenlere eksik ve yanlışlarını açıklar. Ardından yanında getirdiği çalgıyla önce neşeli parçalar çalar ve herkesi eğlendirir. Sonra hüzünlü parçalar çalar. Bu defa da dinleyenler üzülüp ağlar. Fârâbî son olarak ağır bir şarkı çalmaya başlar ve herkesi uyutur. Sonra da saraydan çıkıp gider.

 

Peki, Bu Hikâye Fârâbî Hakkında Bize Neler Söylüyor?

Fârâbî’nin Türkistan’a özgü kıyafetler giydiği söylenerek geldiği coğrafya ve kültürle bağını koparmadığı anlatılır. Hükümdarın tahtına oturması el-Medinetü’l-Fâzıla kitabında anlattığı “ideal devlet” fikrini yansıtır. Bu eserinde bir devlet başkanında olması gereken özelliklerden de söz eder. Bunlardan en önemlisi bilgeliktir. Bu yüzden kendini tahta oturmaya layık görür.

Fârâbî

Hükümdarın farklı bir dilde söylediği cümleleri anlaması ve ona aynı dilde cevap vermesi, Fârâbî’nin çok sayıda dil bildiğini gösteren bir detaydır. Hikâyede Fârâbî’nin 70’ten fazla dil bildiğini söylemesi abartılı bir ifade olsa da filozofun Kitâbü’l-Ḥurûf, el-Elfâẓü’l-müstaʿmele fi’l-manṭıḳ ve el-Mûsîḳa’l-kebîr adlı eserlerinde bazen Arapça bir kelime veya terimin Yunanca, Süryanice, Farsça ve Soğdcadaki (o dönemlerde Orta Asya’da yaygın olarak kullanılan bir dil) karşılıklarını verdiğine bakılırsa onun ana dilinden başka beş altı dili az veya çok bildiği söylenebilir.

Fârâbî’nin bilginlerle tartışıp onlara üstün gelmesi ise İhsâü’l-Ulûm kitabının içeriğinin hikâyeleştirilmesi anlamına geliyor. Bu kitabında Fârâbî bütün bilimlerin kapsamını ve prensiplerini ortaya koymuştu.

El-Mûsîka’l-Kebir kitabındaki bir kanun çizimi

Hikâyede son olarak Fârâbî’nin müzik alanındaki yetkinliği öne çıkarılıyor. Bu hikâyenin bulunduğu kaynakta Fârâbî’nin kanun ve udu icat eden kişi olduğu da belirtiliyor. Bu bilginin doğru olup olmadığı tartışmalı bir konu. Ancak Fârâbî’nin yaşadığı dönem göz önünde bulundurulduğunda müzik kuramlarına hakim olduğu, aynı zamanda Bağdat tamburu, ud ve rebab gibi çeşitli çalgılarla ilgili ayrıntılı incelemeler yaptığı ve sesin fiziği ile ilgili çalışmalarıyla döneminin önde gelenlerinden biri olduğu şüphesiz.

Bağdat tamburu. Bu müzik aletinin sesini dinlemek için tıklayın.

Fârâbî ardında çok sayıda eser bıraktı. Bunların sayısı hakkında farklı iddialar bulunsa da çoğu felsefe ve müzik alanında olmak üzere 100’den fazla eseri olduğu biliniyor. Yaşadığı coğrafyanın bilim dili olduğu için Arapça yazdığı bu kitapların bir kısmı Latince, İbranice, Türkçe, Farsça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve Rusçaya çevrildi. Fârâbî, aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen bu çalışmalarıyla bugün hâlâ uluslararası düzeyde saygı gösterilen ve tanınan bir bilgin.

Bir Kazakistan banknotunun üzerinde Fârâbî’nin portresi yer alıyor.

 

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

Teknolojinin eğitimi gelecekte nasıl şekillendireceğini hiç merak ettiniz mi? Koronavirüs salgını ile bu değişikliği görmek için beklememize gerek kalmadı.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #BenimPenceremden etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.

Sosyal Bilimler

Herkes sözlü veya yazılı sınavlarda bir miktar kaygı yaşayabilir, bu doğal bir duygudur. Ancak sınav kaygısı bazen çok şiddetlidir ve bu durum sahip olduğumuz bilgileri etkili bir şekilde kullanmakta zorlanmamıza ve sınavdaki performansımızın düşmesine neden olabilir.

Sosyal Bilimler

Atalarımız “Söz uçar, yazı kalır” demiş. Bu yüzden de bildikleri ve bilinmesini istedikleri şeyleri yazıya geçirmişler.

Sosyal Bilimler

Kitaplarınızı raflara dizerken nasıl bir yol izliyorsunuz?

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak Doç. Dr. Berk Canberk ile eğitimde yapay zekâ konusu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde nisan ayında objektiflerinizi evinize odaklamanızı istemiştik. Oylamalar sonucunda nisan ayının en beğenilen fotoğrafı Esra Pınarbaş’a ait Balkonumdan Manzaralar olarak belirlendi. 

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak mayıs ayında objektiflerinizi pencerenizden gördüklerinize odaklamanızı istiyoruz.

Sosyal Bilimler

Bu etkinliğimizde origami ile lale yapıyoruz. Öte yandan lalenin nereden geldiğini, kelimenin kökenini ve kültürümüzdeki yerini merak ediyorsanız sizin için derlediğimiz bilgilere göz atabilirsiniz.

Sosyal Bilimler

Yakın zamanda yapılan bir araştırma yanlış bilimsel bilgilerin de internette yayıldığını gösteriyor.