Skip to content Skip to navigation

Neden Bazı Yiyecekleri Canımız Daha Çok Çeker?

Ayşenur Okatan
29/06/2020 - 17:22

Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için farklı besinlere ihtiyaç duyarız. Vücudumuzun enerji ihtiyacını karşılayan ve yapı taşlarını oluşturan protein, karbonhidrat ve yağ, kas ve sinir sistemlerinin doğru çalışmasını sağlayan kalsiyum ve sodyum mineralleri temel besin maddeleridir. Kimi zaman bazı yiyecekleri canımız diğerlerine göre daha çok çeker. Bunun sebebiyse vücudumuz için gerekli besin maddelerini günlük olarak belirli oranlarda almak zorunda olmamız.

1990’lı yıllarda, Oxfort Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının merak ettiği iki soru vardı: “Hayvanlar yiyeceklerini nasıl seçiyor?” ve “Hayvanlar sağlıklı beslenmediklerinde ne olur?”. Bu sorulara cevap bulmak isteyen araştırmacılar besin konusunda çok da seçici olmayan çekirgeler üzerinde bir deney yaptı.

Araştırmacılar 200 çekirgeyi ayrı kaplara yerleştirerek protein ve karbonhidrat oranları farklı 25 yiyecek hazırladı. Proteinli ve karbonhidratlı yiyecekler böceklerin en çok tükettikleri temel besinlerdir. Çekirgeler için hazırlanan özel yiyecekler yüksek protein/düşük karbonhidrat ve yüksek karbonhidrat/düşük protein seviyeleri arasındaydı. Her bir çekirge yetişkinliğe erişene kadar tek bir yiyecekle sınırsız olarak beslendi.

Araştırmacılar yetişkinliğe erişen ya da bu süreçte ölen tüm çekirgeleri inceleyerek, sağlıklı bir şekilde uzun süre yaşamaları için çekirgelerin günlük ne kadar protein ve karbonhidrat alması gerektiğini belirlemeye çalıştı. Sonuçlar çekirgelerin sağlıklı yaşayabilmesi için günde yaklaşık 300 miligram karbonhidrat ve 210 miligram protein tüketmesi gerektiğini gösterdi.

Araştırmacılar, çekirgelerin ideal protein ve karbonhidrat miktarına ulaşmak için her iki besin ile dengeli beslenmeye çalıştığını fakat düşük proteinli yiyeceklerle beslenenlerin bu açığı kapatmak için çok daha fazla yiyecek tükettiğini ve ideal karbonhidrat seviyesini aştığını tespit etti. Bu da çekirgelerin aşırı şişmanlamasına ve yetişkinliğe geç ulaşmasına yol açtı. Yüksek proteinli/düşük karbonhidratlı yiyeceklerle beslenen çekirgelerinse zayıf kaldıkları ve yetişkinliğe erişemeden öldükleri gözlendi.

Yumurta, süt ve süt ürünleri yüksek miktarda protein içeren besinlerdir.

 

Peki, İnsanlarda Durum Nasıl?

Çekirgelerin sağlıklı yaşayabilmeleri için belirli oranlarda protein ve karbonhidrat almaları gerektiğini fark eden araştırmacılar benzer bir çalışmayı insanlar üzerinde de gerçekleştirdi. İnsanların hangi besinleri daha çok tükettiğini ve sağlıklı yaşam için hangi besin maddelerinin ne oranda alınması gerektiğini belirlemek isteyen araştırmacılar, 10 kişilik bir katılımcı grubunu İsviçre Alpler’inde kafelerden ve restoranlardan uzak, izole bir köye götürdü. Deneyin ilk aşamasında (ilk iki günde) katılımcılara farklı çeşitlerde istedikleri tüm yiyecekler verildi ve bu besinlerden aldıkları protein, karbonhidrat ve yağ miktarları ölçüldü. Deneyin ikinci aşamasında ise (üçüncü ve dördüncü günde) katılımcılar iki gruba ayrılarak bir gruba yüksek proteinli besinler diğer gruba ise düşük protein içeren yiyecekler verildi.

Araştırmanın sonuçlarına göre ilk aşamada yiyecek çeşidi konusunda serbest bırakılan katılımcıların besinlerden aldığı kalorinin %18’inin proteinden oluştuğu görüldü. Cinsiyete, yaşa, kiloya ve boya göre değişse de yapılan araştırmalar, sağlıklı beslenen bir insanın günlük proteinden aldığı kalori miktarının %12-20 arasında değiştiğini gösteriyor. 

İkinci aşamada ise düşük proteinlerle beslenen katılımcıların günlük alınması gereken protein ihtiyacını karşılayabilmek için yüksek proteinli besinlerle beslenen katılımcılara göre daha fazla yiyecek tüketerek daha fazla kalori aldığı gözlendi. Araştırmacılar bu bilgiler ışığında aldığımız kalorilerde protein miktarının öncü rol oynadığını düşünüyor.

Farklı araştırmalar hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz için besinlerden her gün belirli oranda protein, karbonhidrat ve yağ almamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü karbonhidrat ve yağlar vücudumuzun en önemli enerji kaynaklarıdır. Proteinler ise vücudumuzda daha çok dokuların iyileşmesinde, enzim ve hormon gibi biyolojik moleküllerin üretiminde rol oynar. Sağlıklı bir beslenme düzeninde günlük kalori ihtiyacımızın %50-60’ını karbonhidratlardan, %12-20’sini proteinlerden ve yaklaşık %30’unu yağlardan karşılamalıyız. Fakat dengesiz beslenme aldığımız kalori miktarını önemli bir oranda etkiliyor. Örneğin fast food gibi düşük protein, yüksek karbonhidrat ve yağ oranına sahip yiyecekleri sürekli tükettiğimizde vücudumuz yeterli protein miktarına ulaşamıyor, bunun sonucunda da sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.

Protein, yağ ve karbonhidratın yanı sıra kalsiyum ve sodyum da vücudumuzun sağlıklı kalması için önemli. Kalsiyum; sinir ve kas sistemimizin düzenli çalışabilmesini, kemiklerimizin ve dişlerimizin güçlü olmasını ve sağlam kalmasını sağlıyor. Sodyum ise kalsiyum gibi sinir ve kas sistemimizin doğru çalışması için gerekli bir mineral. Sodyum ayrıca vücudumuzdaki su ve mineral dengesini de sağlıyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsüne göre, 13-30 yaş arasındaki bir insanın günlük alması gereken kalsiyum miktarı 1000-1300 mg iken sodyum miktarı 1500-2300 mg arasında olmalı.

1 çay kaşığı tuz yetişkinlerin ve 11 yaşından büyük gençlerin günlük alması gereken tuz miktarını fazlasıyla karşılıyor.

Araştırmacılar sağlıklı yaşam için belirli oranlarda protein, karbonhidrat, yağ, kalsiyum ve sodyum almamız gerektiği için bu ihtiyacı karşılamak adına farklı zamanlarda farklı besinleri tüketmek istediğimizi  düşünüyor.

 

Kaynaklar:

 

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

N95-N99/FFP2-FFP3 maskelerin, parçacıkların geçirgenliğini engelleyen nanofiber filtreleri TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Malzeme Enstitüsü tarafından üretildi.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüsün ağız, burun, boğaz gibi solunum yollarından geçip akciğerlere ve havayı soluk borusundan akciğerlere taşıyan hava yolları olan bronşlara yerleştiği ve bunun sonucunda virüsün bulaştığı kişide solunum yetmezliğinin ortaya çıktığı artık biliniyor.

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüs, solunum yolu enfeksiyonuna neden oluyor. Bu nedenle COVID-19’a yakalanan hastalardan ciddi solunum yetmezliği yaşayanların tedavisinde mekanik ventilatörlere yani solunum cihazlarına ihtiyaç duyuluyor.

Tıp ve Sağlık

Kısa bir sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüsün neden olduğu COVID-19 hastalığının henüz bir tedavisi ya da aşısı bulunmuyor.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacı, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde hayvanların beyninde ağrı algısını kontrol eden bir bölge keşfetti. 

Tıp ve Sağlık

Virüslerin neden olduğu solunum yolu enfeksiyonları, virüs taşıyan kişinin nefes alıp verirken, konuşurken, öksürürken ve hapşırırken açığa çıkardığı damlacıkların başka bir insana bulaşması ile ortaya çıkıyor.

Tıp ve Sağlık

Yapılan araştırmalar, COVID-19’a yakalanan kişilerde yaygın olarak D vitamini eksikliği olduğunu gösteriyor. Peki vitamin, mineral veya gıda takviyeleri bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine nasıl katkı sağlıyor?

Tıp ve Sağlık

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün her yaştaki insana ve özellikle gençlere tavsiye olarak verdiği bu sözü, spor yapan kişinin zihinsel olarak da sağlıklı olacağını anlatıyor. Peki, spor yapmak beynimizi nasıl etkiler?

Tıp ve Sağlık

Yeni tip koronavirüs nedeniyle hasta olan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Yeni tip koronavirüs için aşı adayı çalışmalarından biri olan Sinovac Biotech’in aşı çalışmasıyla ilgili detaylar ise yakın zamanlarda Science dergisinde yayımlandı.

Tıp ve Sağlık

Bütün hastalıkların bir aşısı olmasa da bugüne kadar pek çok hastalığa karşı aşı geliştirilmiştir. Peki aşı vücudumuzu hastalıklardan nasıl korur?