Skip to content Skip to navigation

14.400 Yıllık Ekmek Parçası

Dr. Mahir E. Ocak
03/08/2018 - 12:30

Proceedings of the National Academy of Sciences (USA)

Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Shubayqa 1 kazı alanında yapılan çalışmalarda avcı-toplayıcılar tarafından yaklaşık 14.400 yıl önce üretilmiş bir bazlamanın (düz ekmeğin) yanmış kalıntıları bulundu. Tarım devriminden en az 4000 yıl öncesine ait ekmek parçası, yabani tahıllar kullanılarak üretilmiş. Kopenhag Üniversitesi’nde, Londra Kolej Üniversitesi’nde ve Cambridge Üniversitesi’nde çalışan bir grup arkeolog tarafından yapılan çalışmanın sonuçları Proceedings of the National Academy of Sciences (USA)’da yayımlandı.

Shubayqa 1’deki ocaklarda bulunan yüzlerce yanmış yiyecek kalıntısı 14.400 yıl önce bölgede yaşayan insanların beslenme alışkanlıkları hakkında da fikir veriyor. Elde edilen sonuçlar yabani arpa, siyez (küçük kızıl buğday) ve yulafın elekten geçirildiğini, pişirilmeden önce yoğrulduğunu gösteriyor. Ekmek parçasının daha önceleri Avrupa’daki ve Türkiye’deki çeşitli Neolitik (MÖ 10.000 – MÖ 5500) ve Roma (MÖ 625 - MS 476) dönemine ait ören yerlerinde bulunan bazlamalara çok benzediği belirtiliyor. Ancak yeni bulunan bazlama parçası daha önce ortaya çıkarılanların tamamından çok daha eski bir döneme ait.

Araştırma ekibinin üyelerinden Dr. Tobias Richter, daha önceleri Levant (Doğu Akdeniz) ülkelerindeki ören yerlerinde ortaya çıkarılan taş orakların, avcı-toplayıcıların bitkilerden farklı bir biçimde yararlanmaya başladığına işaret ettiğini söylüyor. 14.400 yıl önce üretilmiş bir ekmek parçasının bulunması, fırında pişirmenin bitkilerin ekilmesinden çok daha önceleri başladığını gösteriyor. Hatta tarım devrimine yol açan itici güç, yabani tahıllarla üretimin aşırı zaman alması nedeniyle daha kısa süre içinde üretim yapabilmek için yabani tahılların ekilmeye başlanması olabilir.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Dünya yüzeyinin yaklaşık %70’i suyla kaplıdır. Bu suyun yaklaşık %97’sini ise okyanuslar oluşturur. Okyanuslar milyarca ton tuz içerebilir. 

Yerbilimleri

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinden mantoya demir atomları sızdığını ve bu atomların volkanik etkinlikler sırasında yeryüzüne ulaştığını gösteriyor.

Yerbilimleri

536 kış mevsiminin sona ermediği yıl olarak tarihe geçti. 536 yılında gerçekleşen volkanik bir patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplamış, Güneş kara bulutların arkasında kalmış, 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçmiş, ekinler yetişememiş, Çin’de yaz mevsiminde kar yağmıştı.

Yerbilimleri

Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak deprem gerçekleştiğinde ses ve ışık ile uyarı veren bir deprem alarm düzeneği tasarlıyoruz.

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti.