Skip to content Skip to navigation

17. Yüzyıldan Kalma Yağlı Boya Tabloda Mikroorganizmalar Keşfedildi

Ayşenur Okatan
18/12/2018 - 18:48

İtalya’daki Ferrara Üniversitesi’nden Elisabetta Caselli ve çalışma arkadaşları 17. yüzyıldan kalma bir yağlı boya tabloda yaşayan mikroorganizmalar keşfetti. Tablonun zarar görmüş kısımlarından alınan kesitlerde yaptıkları inceleme sonucunda araştırmacılar bazı mikroorganizmaların resme zarar verdiğini belirledi. Araştırmanın sonuçları Plos One’da yayımlandı.

1616-1617 yıllarında Carlo Bononi tarafından yapılan yağlı boya tablonun zarar görmüş kısımlarından alınan kesitlerde inceleme yapıldı.

Tuval, yağ, boya, cila gibi yağlı boya tablolarda kullanılan organik ve inorganik maddeler bakteri ve mantar gibi mikroorganizmalar için ideal besin kaynağı. Besin olarak bu maddeleri kullanan mikroorganizmaların ürettiği enzimler, tablodaki organik ve inorganik maddelerin biyolojik olarak parçalanmasına neden oluyor.

Biyolojik parçalanmanın sebebi materyal üzerindeki mikroorganizmaların büyüme ve solunum gibi canlılık faaliyetlerinin sürdürülmesi sırasında gerçekleştirdikleri kimyasal tepkimeler. Mikroorganizmalar tablolarda olduğu gibi binalarda ve heykellerde de bozunmaya neden olabiliyor.

Binalarda kullanılan boya gibi malzemeler de mikroorganizmalar nedeniyle zarar görebiliyor.

Araştırmacıların tablodan aldıkları kesitler üzerinde yapılan incelemeler farklı türde bakteri ve mantarların tabloyu istila ettiğini ortaya koydu. Özellikle tabloda kullanılan kırmızı cilanın yanı sıra kırmızı ve sarı boyaların da mikroorganizmaların besin kaynağı olduğu düşünülüyor.

E. Caselli ve çalışma arkadaşları tabloda farklı bakterilerin yaşadığını keşfetti.

Elisabetta Caselli ve çalışma arkadaşları, hastalık yapıcı olmayan Bacillus cinsinden bazı bakterilerin sporlarının (bakterilerin zorlayıcı çevre koşullarında kendilerini korumak için geliştirdiği yapılar) tabloya zarar veren mikroorganizmaların büyümesini ve üremesini engelleyip engellemediği ile ilgili başka bir araştırma daha yaptı. Araştırmanın sonuçları bu sporların tabloda yaşayan zararlı mikroorganizmaları etkisiz hale getirebildiğini gösteriyor. Araştırmacıların geliştirdiği bu yöntemin tabloları istila eden zararlı mikroorganizmalardan temizlenmesinde kullanılabileceği düşünülüyor.

İlgili İçerikler

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.

Biyoloji

Bilkent Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Urartu Özgür Şafak Şeker ile sentetik biyoloji ve genetiği değiştirilmiş biyosistemlerin oluşturulması amacıyla sürdürdüğü çalışmaları üzerine videolu bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Yapılan farklı araştırmalar karıncaların kendi vücut ağırlıklarının 10-50 kat fazlasını taşıyabildiklerini gösteriyor. Peki, karıncalar nasıl bu kadar kuvvetli olabiliyor?

Biyoloji

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edildiği, su ve enerjinin verimli kullanıldığı, hava kalitesinin artırıldığı, geri dönüştürülebilen malzemelerden yapılan yeşil binalar içinde yaşayanların verimliliğini artıracak şekilde tasarlanıyor.

Biyoloji

İskorpitgiller takımında yer alan uçan kırlangıç balığı dünyada tuzlu, sıcak ve ılıman denizlerde yaşar.

Biyoloji

Karbon, azot, fosfor, kükürt, hidrojen ve oksijen canlıların yapısında bulunan temel elementlerdir. Bu elementler ekosistemde sürekli olarak bir formdan başka bir forma dönüştürülür ve canlılar tarafından yaşamsal faaliyetler için tekrar tekrar kullanılır. 

Biyoloji

Türkiye doğasında zehirli ve zehirsiz birçok büyük mantar türü bulunuyor. Mantarların zehirli olup olmadığını anlamak ise hiç kolay değil. Çünkü aynı ortamda yaşayabilen mantarlar şekillerine, renklerine ve kokularına göre kolayca ayırt edilemezler.

Biyoloji

Hücrelerimizde genetik bilgiyi taşıyan molekül olan DNA’nın keşfinden bu zamana kadar hayli yol alındı. Bu yıl 66.’sı kutlanan 25 Nisan DNA Günü’nde, 1860’lardan bugüne kadar genler üzerinde yapılan araştırmalara ve bu alanda yürütülen büyük projelere göz atmaya ne dersiniz?