Skip to content Skip to navigation

2017’nin Dikkat Çekici Teknolojik Gelişmeleri

Dr. Tuba Sarıgül
10/01/2018 - 10:23

1. SpaceX’in Mars Roketi: Falcon Heavy

1960’lı ve 1970’li yıllarda insanları Ay’a taşıyan Satürn V roketinden sonraki en güçlü roket olan SpaceX Falcon Heavy ilk uçuşuna hazır. Falcon Heavy halen kullanımda olan roketler arasında ise en güçlü olanı. Falcon Heavy günümüzde kullanılan roketlerin maliyetinin üçte birine, iki katı yük (yaklaşık 54.000 kg) taşıyabilecek.

Fırlatmanın ilk aşamasında üç Falcon 9 roketi kullanılacak. Bu roketler kalkıştan sonra ayrılarak yeryüzüne dikey iniş yapacak, böylece tekrar kullanılabilecekler. Ana motor ise birçok kez yeniden çalıştırılabilmesi sayesinde uzay aracının farklı yörüngelerde hareket etmesine imkân sağlayabilecek. 

 

 

SpaceX

 

2. İnsanlı Dönerkanatlar

Ehang 184

Dönerkanat teknolojisi günümüzde çok farklı alanlarda (örneğin savunma sanayii, kargo taşımacılığı, bilimsel amaçlı görüntüleme) yaygın bir şekilde kullanılıyor. İnsan taşıyabilen dönerkanatlar ise ulaşımda yeni bir çağın başlamasını sağlayabilir.

İnsan taşıyabilen dönerkanat tasarımlarından Volocopter Nisan 2017’de, Passenger Drone ise Ağustos 2017’de insanlı olarak başarılı bir şekilde test edildi. Diğer bir insan taşıyabilen dönerkanat tasarımı olan Ehang 184 ise 2016 yılının sonunda insansız olarak test edilmişti. Otonom olarak hareket edebilen ve elektrik enerjisiyle çalışan bu araçlar sayesinde, gelecekte, akıllı ve mega şehirlerde yaşayan insanların ulaşım problemlerine çözüm bulunması amaçlanıyor. Bu araçlar çok yakın zamanda hayatımıza girebilir.

 

3. Felçli Hastalar İçin İyileşme İhtimali

EPFL

İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nde (EPFL) çalışan bilim insanlarının geliştirdiği beyin implantı sayesinde felçli hastaların kaybettikleri hareket yeteneklerini tekrar kazanması mümkün olabilir.

Araştırmacılar bu amaçla ilk olarak ayaklarından birini hareket ettiremeyen felçli bir maymunun beyninin hareketten sorumlu bölgesi olan motor korteksinin ve omuriliğinin üzerine birer implant yerleştirdi. Maymun hareket etmek istediğinde beyin implantı beyinde oluşan elektrik sinyallerini algıladı ve sinyal omurilik implantına iletildi. Omurilik implantı beyin implantından gelen sinyali algıladığında kasların hareket etmesini sağlamak için elektrik sinyali üretti. Böylece maymunun felçli olan bacağı hareket etmeye başladı.

Bilim insanları, geliştirdikleri sistemin 10-15 yıl içinde felçli hastaların beyin ve kasları arasında kopan bağlantının tekrar kurulmasında kullanılmaya başlanabileceğini düşünüyor.

https://www.nature.com/articles/nature20118

https://spectrum.ieee.org/the-human-os/biomedical/bionics/one-small-step-for-a-paraplegic-one-big-step-toward-reversing-paralysis

 

4. Büyüyebilen Robot

L.A. Cicero - Stanford Üniversitesi

Stanford Üniversitesi’nden bilim insanlarının doğadan ilham alarak geliştirdiği robot, sarmaşık gibi uzayarak ilerleyebiliyor. Böylece robot, gövdesini bir bütün olarak hareket ettirmeden uzak mesafelere ulaşabiliyor.

Robot, içe katlanmış yumuşak bir malzemeden üretildi. Araştırmacılar silindir şeklindeki robotun içine bir uçtan hava pompalandıklarında robotun diğer ucu açılarak uzamaya başlıyor. Bu sayede robot bir borunun içinden, çöken bir duvarın altından ya da dar bir boşluktan geçerken takılmadan ilerleyebiliyor.

 

 

Robotun özellikle arama ve kurtarma operasyonlarında yararlı olacağı düşünülüyor. Robot erişilmesi zor noktalara çeşitli algılayıcılar, kamera, su ya da yaşam destek malzemelerinin ulaştırılmasında kullanılabilir.

 

5. Akıllı Hoparlör

Günümüzde artık teknolojik cihazlarla konuşarak iletişim kurabiliyoruz. Evdeki dijital asistanlarımız olarak kabul edilebilecek akıllı hoparlörler bu teknolojilerden biri. Akıllı hoparlörler sorularınızı cevaplayabiliyor, evdeki akıllı cihazları kontrol edebiliyor ya da o anki ruh halinize göre hoşunuza gidebilecek müzik önerilerinde bulunabiliyorlar. Amazon Echo, Google Home ve Apple Home Pod akıllı hoparlör uygulamalarından bazıları. Bu uygulamalardan Google Home farklı kişilerin seslerini ayırt edebiliyor ve o kişinin tercihlerine göre cevaplar verebiliyor. 

 

6. Denizlerdeki Petrol Sızıntısını Temizleyen Sünger

Argonne Ulusal Laboratuvarı’nda (ANL) çalışan araştırmacılar petrol sızıntılarının neden olduğu çevre felaketlerini engelleyebilecek bir malzeme geliştirdi. Süngere benzeyen malzeme, su ve petrol karışımındaki petrolü emerek petrolün sudan ayrılmasını sağlıyor. Oleo Sponge olarak isimlendirilen malzeme, kütlesinin 90 katı petrolü yapısında tutabiliyor. Malzeme, su moleküllerini iterken petroldeki organik molekülleri kendine çekiyor. Böylece suya karışan petrol suyun yüzeyinde olmasa bile Oleo Sponge tarafından emilebiliyor.

Argonne National Laboratory

Düşük maliyetle üretilebilen ve çevre dostu bir malzeme olan Oleo Sponge tekrar tekrar kullanılabiliyor. Ayrıca petrol emildikten sonra süngerden geri alınabiliyor. Böylece geri kazanılan petrol tekrar kullanılabiliyor.

 

7. Dönerkanatlara Karşı Görünmez Engel Sistemi

NASA Langley Araştırma Merkezi

NASA’nın Langley Araştırma Merkezi’nde çalışan bilim insanlarının geliştirdiği Safeguard isimli sistem, dönerkanatların uçuşa yasak bölgelere girmesini engelliyor.

Her geçen gün sayıları artan dönerkanatların güvenlik, mahremiyet, gizlilik gibi konularda oluşturduğu riskler nedeniyle bu araçları kullanırken uyulması gereken çeşitli yasal yükümlülükler var. Safeguard sistemi, dönerkanatların üzerinde uçmalarının yasak olduğu bölgelerin sınırlarına olan uzaklığı sürekli ölçerek bu bölgelere yaklaşıldığında kullanıcıyı uyarıyor.

 

 

NASA Langley Araştırma Merkezi

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Ay tutulması sırasında Güneş, Dünya ve Ay tam olarak aynı hizadayken Dünya, Güneş ile Ay’ın arasındadır. Bu durumda Dünya’nın gölgesi Ay’ın üzerine düşer. Ancak Ay tutulması sırasında Ay tamamen karanlıkta kalmaz.

Gökbilim ve Uzay

Aslında Dünya da uzayın bir parçası. Ancak “uzay” ifadesi ile çoğunlukla uzayın Dünya...

Gökbilim ve Uzay

Dünya’nın kütleçekimi sıvıların hareketini önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle sıvılar Dünya’da ve ağırlıksız bir ortamda, örneğin Uluslararası Uzay İstasyonu’nda farklı şekillerde davranır.

Gökbilim ve Uzay

Özellikle NASA’nın ve SpaceX’in uzay seyahati alanındaki çalışmaları ile biliyoruz ki planlanan her şey istenildiği gibi giderse insanoğlu 2030’lu yıllarda başka bir gezegene ilk defa ayak basacak. 1965 yılında Mars’a ilk uydunun gönderilmesinden bu yana Mars’a insanlı uzay görevleri planlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Çıplak gözle kolayca fark edilebilen gökcisimleri (örneğin Güneş, Ay, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin bazıları, bazı yıldızlar) antik dönemlerden beri biliniyor. Bu gökcisimlerinin isimleri çoğunlukla Latince, Yunanca ve Arapça kökenli.

Gökbilim ve Uzay

Dünya’ya çarpan göktaşları meteorit olarak isimlendiriliyor. Meteoritler çok değerli jeolojik örnekler. Çünkü insanlı ya da insansız uzay araçlarının henüz gitmediği gökcisimlerinin yapısı hakkında bilim insanlarına doğrudan bulgular sağlayabiliyor.

Gökbilim ve Uzay

NASA’nın Juno uzay aracının Temmuz 2017’de Jüpiter’deki devasa fırtına olan Büyük Kırmızı Leke’nin üzerinden geçerken elde ettiği verilerden, fırtınanın gezegenin atmosferinin çok derinlerine kadar indiği anlaşıldı.

Gökbilim ve Uzay

Ses bir mekanik dalgadır ve yayılmak için bir ortamın varlığına ihtiyaç duyar. Örneğin bir enstrümandan çıkan sesler havadaki...

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) 2020’li yıllarda görevini tamamlaması planlanıyor. Uzay teknolojilerine sahip ülkeler bir sonraki uzay istasyonunun taşıması gereken özellikleri belirlemek için çalışmaya başladı

Gökbilim ve Uzay

​Yaklaşık yüz yıl önce Ay'a yolculuk bir bilim kurgu filmine konu olmuştu, ama bu hayal 65 yıl sonra gerçeğe dönüştü. Şimdi de yıldızlara yolculuk...