Skip to content Skip to navigation

Denizlerde Konum Belirleme

Dr. Tuba Sarıgül
21/01/2019 - 10:08

2019 yılı Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı olarak ilan edildi. Bilim Genç olarak 2019 yılı boyunca Prof. Dr. Fuat Sezgin’in İslam bilim ve teknoloji tarihine katkılarını farklı yazılarla ele alacağız. Prof. Dr. Fuat Sezgin anısına hazırladığımız diğer yazılara ulaşmak için tıklayın.

Yeryüzünde bulunduğumuz konumu iki çizginin çakıştığı nokta olarak belirtiriz. Bu çizgileri enlem ve boylam olarak isimlendiriyoruz. Peki, bulunduğumuz enlemi ve boylamı nasıl belirleyebiliriz? Bu soruya günümüzde “GPS (küresel konumlama sistemi) sayesinde” şeklinde cevap verilebilir. Ancak Dünya’nın etrafında dolanan uydular sayesinde konumumuzu çok kısa sürede ve kesin bir şekilde belirlememizi sağlayan bu sistemin geçmişi çok da eskilere dayanmıyor.

Açık denizde hareket eden bir gemide bulunduğunuzu düşünün. Yolculuğunuzu güvenli bir şekilde sürdürmek ve gitmek istediğiniz yere ulaşabilmek için bulunduğunuz enlemi ve boylamı kesin bir şekilde bilmek çok önemlidir. Karada referans alabileceğiniz bir noktayı kullanarak yolunuzu bulabilirsiniz. Ancak açık denizde bulunduğunuz konumu belirlemek ve yön bulmak daha zordur.

Geçmişte insanlar açık denizde ufuk çizgisi ve gökcisimlerini (örneğin Güneş’i, Ay’ı, yıldızları, takımyıldızları) takip ederek yönlerini bulmaya çalıştı. Bulundukları enlemi belirlemek, boylamı belirlemeye göre daha kolaydı. Denizciler geceleri gökyüzündeki konumu bilinen bir yıldızın örneğin Kutup Yıldızı’nın, gündüzleri ise Güneş’in ufuk üzerindeki yüksekliğini ölçerek bulundukları enlemi yaklaşık olarak belirleyebiliyordu.

Bir gözlemcinin bulunduğu enlem, Kutup Yıldızı’nın ufuk üzerindeki yüksekliği ölçülerek yaklaşık olarak belirlenebilir.

Ufuk ile gökcismi arasındaki yüksekliği ölçmek için kullanılan bilinen ilk alet 9. yüzyılda Arap denizciler tarafından keşfedilen kemâl adı verilen aletti.

Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik isimli kitabında bu aletin Portekizliler tarafından “balestilha”, Hint Okyanusu denizcileri tarafından ise “haşabât” (tahtalar) veya “hatabât” (ahşap levhalar) olarak bilindiğini söylüyor.

İslam Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik kitabında yer alan çizimde Kutup Yıldızı’nın ufkun üzerindeki yüksekliğinin kemâl aleti ile nasıl ölçüldüğü resmedilmiş.

Alet ahşaptan yapılmış, dikdörtgen şekilli bir levhadan oluşuyordu. Levhanın ortasından, üzerine eşit aralıklarla düğüm atılmış bir ip geçiyordu. Levhanın alt kenarı ufuk çizgisiyle hizalı olacak şekilde tutuluyor, üst kenarı ise Kutup Yıldızı’yla hizalı olacak şekilde ipin üzerinde hareket ettiriliyordu. Levhanın yüksekliği ve göz ile levha arasındaki mesafe ölçülerek Kutup Yıldızı’nın ufuk üzerindeki yüksekliği hesaplanabiliyordu.

Prof. Dr. Fuat Sezgin, kitabında Müslüman denizcilerin sonraki zamanlarda gökcisimlerinin ufuk üzerindeki yüksekliğini belirlemek için Yakup sopası, Davis kadranı gibi başka aletler de kullandığından bahsediyor. Sekstant olarak isimlendirilen alet ise bu ölçümlerin daha kesin ve doğru bir şekilde yapılmasına imkân sağladı.

18. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilen sekstant tasarımında, kullanılan aynalar sayesinde yüksekliği ölçülecek gökcismi ve ufuk çizgisi aynı hizaya getirilerek, aralarındaki açı ölçülebiliyordu. Sekstant günümüzde deniz, hava ve uzay araçlarında yedek ekipman olarak kullanılmaya devam ediliyor.

19. yüzyılda kullanılan bir sekstant aleti

Geçmişte insanların bulundukları boylamı belirleme çabalarının sonuç vermesi çok daha uzun sürdü. Bilim insanları uzun süre boylamın belirlenmesi probleminin çözümünün gökcisimlerinin hareketlerini takip etmek olabileceğini düşünüyordu. Ancak denizde zamanı ölçmeye yarayan mekanik bir saat, 17. ve 18. yüzyılın bu en zorlu bilimsel probleminin çözümüydü.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in 2008 yılında kurduğu İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nde astronomi, saat teknolojisi, denizcilik, savaş teknolojisi, tıp, madenler, fizik ve teknik, optik, kimya, matematik ve geometri, mimari ve şehircilik, coğrafya alanlarında hazırlanmış toplam 570 alet, cihaz kopyaları, maket ve model koleksiyonu, harita çizimleri bulunuyor. Siz de müzeyi ziyaret ederek geçmişte denizcilik alanında kullanılan aletlerin birebir modellerini inceleyebilirsiniz.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Erboğa Takımyıldızı’nın bir üyesi olan Proxima Centauri, Güneş Sistemi’ne en yakın yıldızdır. 2016 yılında gökbilim alanında yaşanan en önemli gelişmelerden biri, yıldızın etrafında dolanan bir gezegen keşfedilmesi olmuştu. Üstelik Proxima b adı verilen gezenin yaşama elverişli koşullara sahip olma ihtimali de var.

Gökbilim ve Uzay

Antik Çağ’ın Yunan filozoflarından ünlü matematikçi Pisagor, “Tellerin kıpırtısında geometri vardır, küreler arasındaki boşlukların hesaplanmasında da müzik” demiştir. Bundan dolayı, müzik aletlerindeki tellerin uzunluğu ile çıkardıkları sesler arasında bağlantı olduğunu öne süren ilk kişinin de MÖ 6. yüzyılda yaşayan Pisagor olduğu düşünülür.

Gökbilim ve Uzay

2020 yılı Dörtlük (Quadrantid) göktaşı yağmuruyla açılış yapıyor. Yılın ilk göktaşı yağmuru 3-4 Ocak’ta en yüksek etkinliğe ulaşıyor. Dörtlük göktaşı yağmurunun en yüksek etkinliğe ulaştığı tarihte Ay ilkdördün evresinde. Bu tarihte berrak bir gökyüzünde ve şehir ışıklarından uzakta saatte maksimum 120 göktaşı görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimci Tycho Brahe’nin ani ölümü özellikle, gökyüzündeki hareketine kimsenin akıl sır erdiremediği Mars’la ilgili gözlemlerine bir süredir devam eden 30 yaşındaki asistanı Johannes Kepler için büyük bir fırsat demekti.

Gökbilim ve Uzay

Kırımlı amatör gökbilimci Gennady Borisov, 30 Ağustos’ta bir kuyrukluyıldız keşfetmişti. Daha sonraları yapılan gözlemler kuyrukluyıldızın yıldızlararası uzaydan gelen bir “ziyaretçi” olduğunu gösterdi.

Gökbilim ve Uzay

Prof. Dr. Berahitdin Albayrak hocamız geçen yıl 13 Aralık’ta gerçekleşen tren kazası sonucu aramızdan ayrılalı tam bir yıl oldu. Bir insanın hayatını kaybetmesi sevenleri ve ailesi için büyük bir üzüntü kaynağı olmasının yanı sıra bilim dünyası için de büyük bir kayıptır.

Gökbilim ve Uzay

Hulk çizgi romanında bilim insanı Dr. Bruce Banner laboratuvarda deneyler yaparken bir kaza geçirir ve gama ışınlarına maruz kalan DNA’ları mutasyona uğrar. Bu yüzden Dr. Banner artık her sinirlendiğinde Hulk adı verilen yeşil bir deve dönüşür.

Gökbilim ve Uzay

Ay’a giden astronotların Ay’a ulaşması yaklaşık üç gün sürmüştü. İnsanların uzaydaki bir sonraki hedefi Mars. Mars’ın ötesindeki gökcisimlerine örneğin Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenlere ya da Güneş Sistemi’nin dışındaki yıldızlara ulaşmak ise çok daha uzun sürecek.

Gökbilim ve Uzay

Türkiye'nin ilk uzay radyasyonu test altyapısı olma özelliği taşıyan ODTÜ Saçılmalı Demet Hattı’nın açılışı yapıldı. Test merkezi Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Sarayköy Nükleer Araştırma Merkezinde kuruldu.

Gökbilim ve Uzay

Yılın son ayında gökyüzünde çıplak gözle gözleyebileceğiniz beş gezegeni de görme fırsatı bulabilirsiniz. Mars ve Merkür aralık ayında Güneş’in doğuşundan önce gökyüzünde. Ayın ilk yarısında Merkür ve Mars'ı Başak Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Spika ile birlikte doğu-güneydoğu ufkunun üzerinde görebilirsiniz.