Skip to content Skip to navigation

536: İnsanlığın En Zorlu Yılı

Dr. Tuba Sarıgül
26/05/2020 - 12:32

536 kış mevsiminin sona ermediği yıl olarak tarihe geçti. 536 yılında gerçekleşen volkanik bir patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplamış, Güneş kara bulutların arkasında kalmış, 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçmiş, ekinler yetişememiş, Çin’de yaz mevsiminde kar yağmıştı. Asya’dan Akdeniz’e ve Orta Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada kıtlık yaşanmıştı. 536 yılı belki de insanlığın karşı karşıya kaldığı en zorlu dönemin başlangıcıydı.

O dönemde görülen olağan dışı olaylarla ilgili farklı kaynaklardan elde edilen bilgiler var. Örneğin Bizanslı tarihçi Procopius, tıpkı Güneş tutulması sırasında olduğu gibi, Güneş’in parlaklığını kaybettiğini kayıtlara geçirmişti. Ayrıca 1990’lı yıllarda ağaç halkalarına dayanılarak yapılan araştırmalar 536-550 yıllarının normalden çok daha soğuk geçtiğini gösteriyor. Kuzey Yarımküre’nin farklı bölgelerdeki ağaç örnekleri incelendiğinde, ağaç halkalarının bu zaman dilimine denk gelen bölümlerinin normalden daha dar olduğu anlaşıldı.

Kesilmiş bir ağaç gövdesindeki halkalar geçmişte yaşanan iklim değişiklikleri hakkında bilgi verir. Geniş yaş halkaları o yılın ılıman ve yağışlı, dar halkalar ise soğuk ve kurak geçtiğini gösterir.

Tarihî kayıtlara göre atmosferdeki güneş ışınlarının sönükleşmesi 24 Mart 536’da başladı. Bu durum yaklaşık 18 ay devam etti. Küresel iklimde görülen bu olağan dışı durumun nedeni ise ilki 536’da gerçekleşen bir dizi volkanik patlama.

 

Volkanik Patlamalar Küresel İklimi Nasıl Etkiliyor?

Volkanik patlamalar küresel iklimde görülen değişikliklerin temel nedenlerinden biri. Patlama sırasında atmosfere yayılan parçacıklar güneş enerjisinin yeryüzüne ulaşmasına engel olur. Bunun sonucunda bazen bölgesel bazen küresel ölçekte belirli bir dönemde hava sıcaklığında soğuma görülür.

Bir grup araştırmacı geçmiş 2500 yılda Kuzey Yarımküre’de sıcaklıklarda görülen değişimler ile büyük volkanik patlamaların bağlantısını inceledi. Bu zaman aralığında en soğuk 10 yılın 536-545 yılları arasında gerçekleştiği anlaşıldı. 536 yazı Kuzey Amerika’dan Avrupa ve Asya’ya, Kuzey Yarımküre’de normalden çok daha soğuktu. 536 yılında Avrupa kıtasındaki ortalama yaz sıcaklıkları önceki 30 yılın ortalamasından 1,6-2,5°C daha düşüktü. Araştırmacılar ilki 536 yılında gerçekleşen en az iki volkanik patlamanın bu durumun nedeni olduğunu düşünüyor.

Grönland ve Antarktika’dan alınan buz örnekleri, 536 ve 539/540 yıllarında gerçekleşmiş iki büyük volkanik patlama sonucu atmosferdeki kükürt gazlarının miktarının yükseldiğini gösteriyor. İlk patlamanın 535’te ya da 536’nın başında, ikincisinin ise 539-540 yıllarında gerçekleştiği tahmin ediliyor. İkinci patlama Kuzey Yarımküre’de soğuk havaların 550 yılına kadar devam etmesine neden olmuştu.

 

Peki, Güneş’in Arkasında Saklandığı Gizemli Bulutun Kaynağı Neydi?

Araştırmacılar 536 yılında gerçekleşen patlamanın Kuzey Yarımküre’nin yüksek enlemlerindeki bir yanardağdan, 539/540 yılındaki patlamanın ise tropikal kuşaktaki bir yanardağdan kaynaklandığını düşünüyordu. Ancak bu yanardağların hangileri olduğu bilinmiyordu.

Bir grup araştırmacı bu patlamaların izini Alpler’deki buzullarda aramaya karar verdi. Bu amaçla bilim insanları Alpler’in İsviçre-İtalya bölümündeki Colle Gnifetti buzulundan 72 metre uzunluğunda örnek çıkardı. Lazer teknolojisi kullanılarak örnekler hassas bir şekilde incelendi ve 2000 yıl öncesine kadar gerçekleşen volkanik patlamalar, insan kaynaklı etkinlikler, çöl rüzgârları gibi atmosferdeki maddelerde değişime neden olan olayların tarihleriyle ilgili bilgi elde edildi.

Antiquity - Colle Gnifetti buzulundan örnek alınan bölge ve buzdan bir kesit

Buz örneğinde volkanik patlamalar sonucu açığa çıkan ve tefra olarak isimlendirilen volkanik kül parçacıklarına rastlandı. Araştırmacılar bu parçacıkların 536 yılında gerçekleşen bir volkanik patlamadan kaynaklandığını belirledi. Tefra parçacıkların kimyasal bileşimi incelendiğinde Grönland’dan alınan buz örnekleriyle eşleştiği anlaşıldı.

 

Peki, Hangi Yanardağ Bu Parçacıkların Kaynağıydı?

Colle Gnifetti buzulundaki volkanik kül parçacıklarının hangi yanardağa ait olduğunu belirlemek isteyen bilim insanları buz örneğindeki volkanik kül parçacıklarını filtre ederek ayırdı ve kimyasal bileşimlerini inceledi. Sonuçta bu parçacıkların İzlanda’nın doğusunda meydana gelen volkanik patlamalardan kaynaklandığı anlaşıldı. Yani Avrupa’da, Asya’da ve Kuzey Amerika’da küçük buz çağının başlamasına neden olan volkanik patlama İzlanda’da gerçekleşmişti. Atmosferdeki hava akımları volkanik küllerin çok uzaklara taşınmasına neden olmuştu.

Sonuçları Quaternary Science Reviews dergisinde yayımlanan araştırmada ise bilim insanları, Orta Amerika’da bulunan Ilopango Yanardağı’nın 539-540 yıllarında gerçekleşen patlamanın kaynağı olabileceğini belirledi. En son 1880’de patlayan Ilopango Yanardağı’nın geçmişte çok yıkıcı sonuçları olan patlamalara yol açtığı biliniyor.

NASA - Ilopango Krater Gölü’nün Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan çekilen fotoğrafı. Göl, Ilopango Yanardağı’nın püskürmesiyle boşalan magma odasının çökmesi sonucu ortaya çıkan çukurun su ile dolmasıyla oluşmuştu.

Ilopango Yanardağı’nın altıncı yüzyılda tam olarak hangi tarihte patladığını belirlemek isteyen araştırmacılar, bölgedeki ağaç fosillerini karbon-14 tarihlendirme yöntemini kullanarak inceledi. Araştırmacılar patlamanın büyüklüğünü ve patlama sonucu açığa çıkan kükürt miktarını belirledi. Sonuçta Ilopango Yanardağı’nın patlaması ile 540 yılına denk gelen buz örneklerinden elde edilen verilerin birbiriyle eşleştiği anlaşıldı.

Volkanik patlamaların iklim üzerindeki etkileri, insanların yaşamında sosyal ve ekonomik açıdan bazı olumsuz sonuçlara yol açmıştı. Örneğin hava sıcaklıklarındaki düşüş nedeniyle o dönemde ekinler yetişememişti. Bu durum Avrupa’da ve Asya’da kıtlık yaşanmasına yol açtı. 541 yılında ortaya çıkan ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun nüfusunun neredeyse yarıya düşmesine neden olan veba salgınının bu dönemde yaşanan kıtlıkla ilişkili olabileceği düşünülüyor.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Dünya yüzeyinin yaklaşık %70’i suyla kaplıdır. Bu suyun yaklaşık %97’sini ise okyanuslar oluşturur. Okyanuslar milyarca ton tuz içerebilir. 

Yerbilimleri

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinden mantoya demir atomları sızdığını ve bu atomların volkanik etkinlikler sırasında yeryüzüne ulaştığını gösteriyor.

Yerbilimleri

Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak deprem gerçekleştiğinde ses ve ışık ile uyarı veren bir deprem alarm düzeneği tasarlıyoruz.

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?