Skip to content Skip to navigation

ABD’de En Çok Proje Desteği Alan Kulak Burun Boğaz Uzmanlarından Doç. Dr. Sebahattin Cöreoğlu

Dr. Zeynep Bilgici
12/09/2014 - 09:25

Bilimsel çalışmaların büyük bir kısmı sağlık sorunlarını çözmeyi hedefliyor. Bu araştırmalardan doğan erken teşhis ve tedavi yöntemleri pek çok sağlık sorununu kâbus olmaktan çıkarıyor. Büyük özveri gerektiren bu çalışmalardan biri Minnesota Üniversitesi’nde Doç. Dr. Sebahattin Cüreoğlu tarafından yapılıyor. Uzun yıllardır kulak, burun, boğaz konusunda araştırmalar yapan ve aynı zamanda hastaları tedavi etmeye devam eden Dr. Cüreoğlu, bugün ABD’de en çok proje desteği alan kulak, burun, boğaz uzmanları arasında yer alıyor. Alanında yaptığı çalışmalarla pek çok ödülün de sahibi olan Dr. Cüreoğlu’yla Ankara’da başlayıp Diyarbakır’a uzanan ve bugün ABD’de devam eden doktorluk serüveni ve araştırmalarıyla ilgili kısa bir söyleşi yaptık.

TÜBİTAK Bilim Genç: Bize kendinizden bahseder misiniz?

Doç. Dr. Sebahattin Cüreoğlu: 1989 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzmanlığımı Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kulak fonksiyonları ve hastalıkları ile uğraşan bir bilim dalı olan otolarengoloji alanında yaptım. 1997-2001 arasında Dicle Üniversitesi’nde çalıştım. Sonrasında ABD’deki Minnesota Üniversitesi Kulak, Burun, Boğaz Bölümü’nde çalışmaya başladım. Halen aynı üniversitede doçent doktor olarak görev yapıyorum. Bulunduğum üniversitede bir yandan hastaları tedavi ederken diğer taraftan araştırmalarıma devam ediyorum. 

TÜBİTAK Bilim Genç: Araştırma konularınız ve araştırmalarınızın uygulama alanları neler?

Doç. Dr. Sebahattin Cüreoğlu: Kulak, burun, boğaz alanındaki araştırma konularımız arasında genel kulak, burun, boğaz hastalıkları, duyma problemleri, orta kulak enfeksiyonları ve işitme kaybı sayılabilir. Bu araştırmalarımızı iki farklı laboratuvarda sürdürüyoruz. Laboratuvarların birinde kulakla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Burada doğrudan insanlardan elde ettiğimiz örnekleri kullanıyoruz. Yöneticiliğini yürüttüğüm bu laboratuvar şu an benzerleri arasında dünyada en verimli sonuçların elde edildiği ilk üç laboratuvar arasında yer alıyor. Diğer laboratuvarımızda ise hayvan deneyleri yapıyoruz. Bu deneylerde hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılabilecek modellemeler geliştiriyoruz. Bu sayede kulak iltihapları, doğumla ilgili problemler, iç kulak hastalıkları ve hatta kulak kanseri gibi pek çok ciddi hastalığın altında yatan nedenleri ve tedavi yöntemlerini bulabiliyoruz.

Hâlihazırda yürüttüğüm bütün bu araştırmalar birkaç milyon dolarlık fona sahip. Bu araştırmalarımızın büyük bir kısmı ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından destekleniyor.

TÜBİTAK Bilim Genç: Sizi bu konularda çalışmaya yönelten sebepler neler?

Doç. Dr. Sebahattin Cüreoğlu: Doktorluk herkesin bildiği gibi oldukça özveri isteyen bir meslek. Gerçekten iyi bir doktor olmak istiyorsanız üniversiteye adım attığınız ilk günden itibaren çok çalışmanız gerekiyor. Ama severek yapıyorsanız bu çalışma sizi hiçbir zaman yormuyor. Aksine yeni bir şeyler öğrendikçe daha da fazlasını öğrenmek için motive oluyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki öğrendikleriniz gün gelip hayat kurtaracak. Bu nedenle Hacettepe Tıp Fakültesi’nden bu güne kadar ne mesleğime karşı duyduğum heyecanda ne de araştırma isteğimde bir azalma oldu. Hatta mesleğim benim hayat felsefem haline geldi diyebilirim. Ne öğrenmekten ne de insanlara faydalı olmaktan vazgeçebiliyorum. Zamanımın yarısını, mesleğimin gereği, hastaları muayene ederek geçiriyorum. Bu bana hastaların ihtiyaçlarını doğrudan görme fırsatı sunuyor. Zamanımın diğer yarısını da en çok ihtiyaç duyulan veya amansız olarak bilinen hastalıklarla ilgili çalışmalara ayırıyorum. Bir yandan ihtiyaçları görebilmek diğer yandan da bunları çözebilecek yeni yöntemler geliştirmek benim için oldukça heyecan verici. Tabii böyle bir heyecanla beslenen araştırmalar da hayli verimli oluyor. Öyle ki, bugün, yayınlanmış 150’den fazla bilimsel çalışmam ve yazdığım 10 civarında kitap bölümü var.

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nün 2017 yılındaki sahipleri Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young oldu. Nobel komitesinden yapılan açıklamada, araştırmacıların sirkadiyen saatin moleküler mekanizmaları üzerine yaptıkları çalışmalar nedeniyle ödüle layık görüldükleri açıklandı.

Tıp ve Sağlık

Sarılık yeni doğan bebeklerde sıkça görülen ve çoğunlukla tehlikeli olmayan bir durumdur. Genellikle bebekler 2-4 günlükken fark edilir ve iki hafta içinde geçer.

Tıp ve Sağlık

İlki 2014 yılında düzenlenen Bilim Genç Bilim Söyleşileri yeni eğitim öğretim döneminde de hız kesmeden devam ediyor.

Tıp ve Sağlık

Sınav stresi hayatınızı çekilmez hale mi getirdi? Bu haberde stresle baş etmenize yardımcı olabilecek bazı tavsiyeler bulabilirsiniz.

Tıp ve Sağlık

Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden bilim insanları, yüzeylerini nano ölçekte yarı iletken kristallerle kapladıkları bakterilerin güneş ışığını kullanarak karbondioksit ve suyu ekonomik olarak değerli kimyasal maddelere dönüştürmesini sağladı.

Tıp ve Sağlık

Cildimizdeki morluklar çoğunlukla kanın, travma sonucu hasar gören ince kan damarlarından dokuların arasına sızması nedeniyle ortaya çıkar.

Tıp ve Sağlık

Güneş’ten Dünya’ya ulaşan morötesi dalga boyundaki ışınların (UV) özellikle cilt üzerindeki zararlı etkileri hakkında fikir sahibiyiz. Ancak UV ışınlar gözün yüzeyindeki dokulara ve gözün içindeki yapılara, örneğin korneaya, retinaya ve göz merceğine de zarar verebilir.

Tıp ve Sağlık

İnsanlarda nadir olarak görülen gözlerin farklı renkte olması (örneğin bir gözün mavi diğer gözün yeşil olması vb.) durumu heterokromi olarak adlandırılıyor.

Tıp ve Sağlık

Yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre, bilim insanları gözbebeklerinin büyüyüp küçülmesine neden olan bir başka etmeni daha keşfetti.

Tıp ve Sağlık

Melanin saça ve deriye rengini veren pigmenttir. Ancak güneş ışınları saç ve cildin renginde farklı değişimlere yol açar.