Skip to content Skip to navigation

Ağırlıksız Ortam ve Mars’a Yolculuk

Bünyamin Yıldırım
08/01/2018 - 15:59

Özellikle NASA’nın ve SpaceX’in uzay seyahati alanındaki çalışmaları ile biliyoruz ki planlanan her şey istenildiği gibi giderse insanoğlu 2030’lu yıllarda başka bir gezegene ilk defa ayak basacak. 1965 yılında Mars’a ilk uydunun gönderilmesinden bu yana Mars’a insanlı uzay görevleri planlanıyor. Ancak mesafenin çok fazla olması (Dünya ve Mars birbirine en yakın konumdayken aralarındaki mesafe yaklaşık 55.000.000 km'dir), uzayda geçirilecek uzun süreli seyahatin getireceği olumsuzluklar ve Kızıl Gezegen’e dair birçok bilinmeyen nedeniyle bu seyahat hep ertelenmişti. NASA ve SpaceX bu konudaki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Space X

Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX, 50-100 yıl içinde Mars’a 1 milyon insan göndermeyi hedefliyor. Şirketin Gezegenler Arası Taşımacılık Sistemi (ITS), her uçuşta Mars’a 100 kişi taşıyabilecek uzay araçları tasarlamak için çalışmalara başladı. Elon Musk, Mars ortamının bitki yetiştirmek için uygun olduğunu (Mars’ın atmosferinde karbondioksit oranı %97’dir), bu nedenle oraya gidecek insanların kendi kendilerine yetmelerini sağlayacak bir sistemin kurulabileceğini belirtiyor. Bakalım gelişmeler ne yönde ilerleyecek, bir gün insanlık gerçekten başka bir gezegende yaşamaya başlayabilecek mi?

Peki bu seyahatin, özellikle yolculuğun büyük kısmında ağırlıksız ortam koşullarına maruz kalınacağı düşünülürse, insan sağlığı üzerine ne gibi etkileri olabilir?

Ağırlıksızlık ortam (mikrokütleçekimi olarak da isimlendirilir) kütleçekim kuvvetinin sıfıra yakın olduğu ortamdır. Mars seyahati boyunca astronotlar ağırlıksız ortama maruz kalacaklar. Ağırlıksız ortamın fizyolojik etkilerini araştırmak üzere Scott Kelly ve Mikhail Kornienko Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yaklaşık bir yıl kaldı.

NASA - Scott Kelly ve Mikhail Kornienko

2015 yılının Mart ayında başlayan ve 2016 yılının Mart ayında sona eren görev sayesinde daha fazla bilgi sahibi olduğumuz ağırlıksız ortam insan fizyolojisini nasıl etkileyebilir, bir bakalım.

Mars yörüngesine gönderilen uyduların gidiş süresi dikkate alındığında Mars seyahatinin yaklaşık 250-300 gün süreceği öngörülüyor. Ancak ağırlıksız ortamda kemiklerimiz minerallerini Dünya’ya göre çok hızlı kaybediyor. Örneğin yaşlılarda kemik yoğunluğu kaybı yıllık olarak %1-1,5 iken, ağırlıksız ortamda aylık kaybedilen kemik yoğunluğu %1’dir.Bu kadar hızlı kemik erimesinin bazı olumsuz sonuçlara neden olacağı muhakkak. Kemik erimesi sonucu ortaya çıkan kalsiyum kanda serbest halde bulunur. Bu nedenle böbrekten kalsiyum atımının artması böbrek taşı oluşumu riskini artırır.

İnfografiği incelemek için üzerine tıklayın.

Mars yolculuğu boyunca sürekli ağırlıksız ortamda mı bulunacağız? Hayır. Ağırlıksız ortamı iki gezegen arasındaki yolculuğun yaklaşık altı aylık döneminde deneyimleyeceğiz. Bunun dışında kütleçekimi Dünya’nınkinin yaklaşık üçte biri kadar olan Mars’ın kütleçekim alanının etkisinde olacağız. Yolculuk boyunca maruz kalınan kütleçekim kuvvetindeki değişimler vücudumuzda bazı etkilere neden olacak. Bunlar konumsal oryantasyonda (yani gözlerimizi kapattığımızda uzayda nasıl yönlendiğimizi anlamamızı sağlayan sistemde) ve kafa-göz, kafa-el hareketleri arasındaki koordinasyonda bozukluk, denge ve hareket problemleri ile harekete bağlı oluşan mide bulantısı gibi etkilerdir.

Dünya’dayken yerçekiminin kan basıncının ortaya çıkmasında etkisi vardır. Dolayısıyla ağırlıksız ortamın neden olduğu başka bir problem de yerçekimi kuvvetinin eksikliğinde kalp-damar sisteminde ortaya çıkan değişimlerdir. Ağırlıksız ortamda vücudumuzun kalp hizasının üzerindeki kısımlarında kan basıncı artar ve sonuç olarak kalp-damar sistemi ve görmeyle ilgili problemler ortaya çıkar. Görme problemlerinin ortaya çıkma nedeni gözün içinde artan basınçtır. Kalp-damar sistemiyle ilgili problemlerin nedeni ise vücut sıvılarının yukarı yönlü hareketi nedeniyle vücutta basınç algılayan reseptörlerin kalbe yüksek basınç uyarısı göndermesi ve buna bağlı olarak kalp gücü ve çalışma kapasitesinde azalma ile maksimum kalp debisinin azalmasıdır.

NASA

Ağırlıksız ortamın başlıca etkileri bunlar. Bu problemleri aşmak için astronotlar uzayda yoğun egzersiz programları uygular, gıda ve sıvı tüketim alışkanlıklarına çok dikkat ederler. Bizlerin yani astronot eğitimi almamış insanların egzersiz programlarına ve uzun süreli uyum programlarına katılmaksızın böyle bir seyahatte yer alması şu an uzak bir ihtimal.

NASA, Human Research Programı kapsamında bu ve bunun gibi diğer problemler için onlarca yıldır çözüm yolları bulmak için araştırmalar yapıyor. Bu, uzay teknolojilerinin hayatımızı nasıl etkilediğini gösteren örneklerden yalnızca biri. Kemik erimesi ve benzeri hastalıklar, tansiyon, kalp yetmezliği, göz tansiyonu, böbrek taşları için de belki bu araştırmalar sayesinde yeni tedavi yöntemleri geliştireceğiz.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Scott S. Sheppard, David Jewitt ve Jan Kleyna, Hawaii’deki Mauna Kea Dağı’ndaki Subaru Teleskobu’yla yaptıkları gözemler sonucunda Satürn’ün 20 yeni uydusunu keşfetti. Böylece Satürn’ün bilinen uydularının sayısı 82’ye çıktı.

Gökbilim ve Uzay

Mars, 2 Eylül’de yörünge hareketi sırasında Güneş’in arkasından geçmişti. Bu süreçte Güneş ile aralarındaki açısal mesafe küçük olduğundan Mars’ı Güneş’in parlaklığı nedeniyle birkaç hafta boyunca gözlemlemek mümkün olmadı. Mars ekim ayının ortasından itibaren doğu ufkunun üzerinde tekrar ortaya çıkıyor.

Gökbilim ve Uzay

Trigonometri lisede matematik dersinde karşılaştığınız ve belki de anlamakta zorlandığınız konulardan biri. Dik üçgenlerin iç açıları ve kenar uzunlukları arasındaki bağlantılarla ilgili matematiğin bu dalı size soyut gelebilir. Geçmişte insanlar denizcilikte, haritacılıkta ve astronomi yani gökbilimde karşılaştıkları problemleri çözmek için trigonometriden faydalandı. 

Gökbilim ve Uzay

İlk kez geçtiğimiz yıl düzenlenen TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali, 17-22 Eylül tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirildi. Bu yıl 1.720.000 kişinin katıldığı etkinlik dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali oldu.

Gökbilim ve Uzay

NASA Space Apps Challenge’ın (NASA Uluslararası Uzay Uygulamaları Yarışması) Türkiye ayağı bu yıl Ankara, Elazığ ve Şanlıurfa’da düzenleniyor. Ankara’daki organizasyona 19-20 Ekim tarihlerinde ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu ev sahipliği yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Geçmişten günümüze birçok araç uçsuz bucaksız evreni keşfetmek için uzaya gönderildi. Bu araçlar Merkür, Venüs, Mars, Neptün, Satürn, Plüton ve Ay hakkında veriler topladı ve bugün de toplamaya devam ediyor. 

Gökbilim ve Uzay

Satürn ve ilkdördün evresindeki Ay 8 Eylül’de gökyüzünde birlikte görülebilir. 20 Eylül’de ise Ay ve Boğa Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Aldebaran yakın görünümde. Her iki gökcismini gece yarısına yakın saatlerde batı ufkunun üzerinde görebilirsiniz. 23 Eylül sonbahar ılımı yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih.

Gökbilim ve Uzay

Maden cevherlerinden metalleri özütlemek için mikroorganizmalardan yararlanılan yöntemler biyomadencilik olarak adlandırılır. Biyomadenciliğin yeryüzündeki tarihi 1950’lere kadar gider. Günümüzde bazı araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uzayda biyomadencilikle ilgili çalışmalar yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu.