Skip to content Skip to navigation

Antarktika Günlükleri I

Dr. Bülent Gözcelioğlu
05/04/2016 - 16:43

Ülkemizin Antarktika’da üs kurmak için ön araştırma niteliğindeki bilim seferi kapsamında deniz yolculuğumuz Arjantin’in en güneyindeki liman şehri Ushuaia’dan başladı. İlk olarak Ukraynalı araştırmacılarla yemekte buluştuk ve sefer hakkında genel bir toplantı yaptık. Antarktika’daki tüm araştırmalarımız Ukrayna’nın Vernadsky Araştırma İstasyonu ve çevresinde gerçekleştirilecek. Ukraynalı ekip kendi araştırma istasyonlarında kalacak. Orada mevcut ekip ile görev değişimi gerçekleşecek ve bir yıldır Antarktika’da araştırma yapan ekip Ukrayna’ya geri dönecek. 2 Nisan günü yerel saat ile 16.00’da limanda bir araya geldik. 85 metrelik “Ushuaia” gemisine araştırma sırasında kullanacağımız ekipmanları yükledik ve gemiye bindik. Ayrıca Ukraynalıların bir yıl boyunca tüketeceği yiyecekler ve diğer tüm ihtiyaçları da gemiye yüklendi. Aksam 21.00’de gemi limandan ayrılarak Beagle Kanalı’nda doğuya doğru yol almaya başladı. Kanalın bitimiyle birlikte Antarktika’ya gitmek için güneye doğru hareket ederek Drake Geçidi’ne girdik.

Türk ekibinden Kaptan Özgün Oktar (İstanbul Teknik Üniversitesi) gemi ve Drake Geçidi hakkında bilgi verdi: “Dünya’nın en tehlikeli denizlerinden olan Drake Geçidi, Güney Amerika ile Antarktika Yarımadası arasında yaklaşık 600 deniz mili (1100 km) genişlikte. Pasifik Okyanusu ile Atlantik Okyanusu’nu birbirine bağlayan geçit, Amazon Nehri’nin 600 katından fazla debiye sahip. Geçitteki ortalama dalga yüksekliği ise 12 metre yani 4 katlı bir binanın yüksekliğine denk. Bindiğimiz Ushuaia gemisi Amerika Birleşik Devletleri tarafından NOAA (ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi) için 1969 yılında inşa edildi ve denize indirildi. Yıllarca okyanuslarda araştırma yapan bu gemi, yalnızca bu sezon 40’a yakın Antarktika seferini tamamladı.”

Fulmarus glacialoides - Fulmar

Gemiye binmemizle birlikte bilimsel çalışmalar da başladı. İlk olarak Prof. Dr. Birol Çotuk (Marmara Üniversitesi) tüm ekip üyeleri üzerinde bazı ölçümler yaptı. Çotuk, bu ölçümlerle Antarktika seferi sırasında beyin dalgalarımız ve kalp atım hızlarımızdaki değişimleri inceleyecek.

Yrd. Doç. Dr. Arda M. Tonay (İstanbul Üniversitesi/TÜDAV) Drake Geçidi’nden itibaren deniz memelileri gözlemine başladı. Deniz memelileri gözlemi dürbün, fotoğraf makinesi ve GPS (Küresel Konum Belirleme Sistemi) yardımıyla yapılıyor. Gözlenen deniz memelilerinin tür tayini yapılıyor, sayıları ve koordinatları kayıt altına alınıyor ve fotoğraflanıyor. Bölgede yaklaşık 20 tür deniz memelisi (balina, fok, yunus vb.) yaşıyor.

Daption capense - Petrel

Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek (İstanbul Teknik Üniversitesi), ekibe deniz buzları hakkında bir sunum yaptı. Buzların çeşitliliği ve tipleri hakkında görsellerle genel bilgiler verdi. Sefer sırasında karşılaşma ihtimalimizin olduğu buz tiplerine dikkat çekti. Antarktika’da henüz kış aylarının başında olunduğu için gemiyi zorlayacak deniz buzu tipleriyle karşılaşmayacağımızı belirtti. Gemiler için tehlikeli olabilecek buz tipleri kış boyunca yaklaşık 14 milyon km2’yi kaplayacak şekilde oluşur. Yaz sonunda ise geriye 4 milyon km2’lik deniz buzu alanı kalır. Özsoy Çiçek, ayrıca buzdağları ile deniz buzları arasındaki farklara da değindi. Buzdağı karadan kopan, hacimce 10’da biri denizin yüzeyinde, kalanı ise denizin altında bulunan ve gemiler için hayli tehlikeli olan büyük buz parçalarıdır. Deniz buzlarıysa en fazla 5 metre yüksekliğe ulaşır. Bu alanlarda gemi tiplerine göre seyir yapılır.

Seyir sırasında kutup biyoçeşitliliği için fotoğraflama da yapıyoruz. Bu kapsamda rotamızın üzerindeki deniz kuşlarının fotoğraflarını çekiyoruz. Türkiye’de karşılaşmadığımızdan olsa gerek her tür bizi heyecanlandırıyor. Elimizdeki kitapları hangi türü gördük, hangisinin fotoğrafını çektik diye merakla inceliyoruz. Dışarıda hava sıcaklığı 1oC. İlk penguenimizi de Shetland Adaları’na yaklaşık 170 deniz mili (310 km) kadar uzaklıkta gördük. Deniz buzlarıyla henüz karşılaşmadık. Merakla Antarktika’nın beyaz örtüsünü ve deniz buzlarını görmeyi bekliyoruz. Tüm ekibin sağlık durumu iyi. Drake Geçidi’nden geçiş sırasında gemiye iyice uyum sağlandı. Herkes araştırmasına başlamak için heyecanla bekliyor.

Gemimiz 4 Nisan sabahı itibarıyla Güney Kutup Dairesi içine girdi.

Fotoğraflar: Dr. Bülent Gözcelioğlu

İlgili İçerikler

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç olarak haziran ayında objektiflerinizi çevrenizdeki ağaçlara odaklamanızı istiyoruz.

Ekoloji / Çevre Bilim

Yalıçapkınıgiller ailesinde yer alan bayağı yalıçapkını (Alcedo atthis) Avrupa, Güneydoğu Asya ve Afrika’da görülür.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilimsel çalışmalar, günümüzden 90 milyon yıl önce Güney Kutbu civarındaki karaların yağmur ormanlarıyla kaplı olduğunu gösteriyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

NASA tarafından alınan uydu görüntüleri Çin’deki hava kirliliğinde çok büyük düşüş yaşandığını gösteriyor. Yaşanan değişim kısmen de olsa koronavirüsün yayılmasını önlemek için alınan önlemlere bağlanıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Her canlı kendine en uygun yaşam koşullarında varlığını sürdürür. Örneğin bir kutup ayısı çölde yaşayamazken çölde büyüyüp gelişen bir kaktüs kutuplarda hayatta kalamaz. Okyanusta yaşayan canlıların da büyüyüp gelişebilmesi için deniz suyunun asitlik derecesinin belirli bir seviyede olması gerekiyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Uluslararası bir araştırma grubunun Nature Reviews’ta yayımladıkları bir makaleye göre, küresel ısınmanın ana nedeni olan atmosferdeki karbondioksit artışı, aynı zamanda yeryüzündeki bitki örtüsünün çoğalmasına sebep oluyor. 

Ekoloji / Çevre Bilim

İlki 2017 yılında gerçekleştirilen Antarktika bilim seferi yolculuğumuzun dördüncüsüne (TAE-IV) katılacak 24 kişilik ekip 9 Şubat’ta yolculuklarına başlıyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Günümüzde küresel ısınmanın da etkisiyle orman yangınları günlerce hatta aylarca sürebiliyor. Yangınları kontrol altına almak ise gitgide zorlaşıyor. Orman yangınları sonucunda yangının büyüklüğüne bağlı olarak birçok hayvan yaşamını kaybediyor ve çok sayıda bitki yok oluyor.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bitkiler atmosferdeki karbondioksiti kullanarak fotosentez yapar. Fotosentez sonucu hem besin üretilir hem de oksijen açığa çıkar. Canlıların solunum yapması için gerekli oksijenin büyük kısmı bitkilerden sağlanır. Bu bakımdan ormanlar en önemli oksijen kaynağıdır.

Ekoloji / Çevre Bilim

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde aralık ayında objektiflerinizi çevrenizdeki hayvan desenlerine odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #HayvanDesenleri etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi.