Skip to content Skip to navigation

Antarktika’daki Düzlemsel Buzdağı

Nurulhude Baykal
28/11/2018 - 14:41

NASA/Jeremy Harbeck

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı! 

NASA’nın kutup buzullarını araştırmak için yürüttüğü “Operation IceBridge” görevi kapsamında Antarktika kıtasının kuzey bölgesinde 16 Ekim’de bir uçuş gerçekleştirildi. Larsen A, Larsen B ve Larsen C buz sahanlıklarına doğru ilerleyen çok sayıda buzulun yüksekliklerindeki değişiklikleri hesaplamak için planlanan bu uçuş sırasında keskin kenarları ve köşeleriyle dikkat çeken bir buzdağı gözlendi.

Buzdağını fotoğraflayan bilim insanı Jeremy Harbeck’e göre buzdağı Larsen C buzul sahanlığından yeni kopmuş bir parça olduğu için dik kenarlara ve düz bir yüzeye sahip. Buzul araştırmacıları için düzlemsel yüzeyi olan buzdağlarına rastlamak bizim için olduğu kadar ilginç değil. Daha önce de keskin kenarları olan buzdağları gördüğünü söyleyen Harbeck, bu buzdağının diğerlerinden farklı olarak özellikle iki köşesinin neredeyse dik açılı olduğunu ve bu yüzden buzdağını fotoğrafladığını belirtiyor.

Larsen C buz sahanlığından kopan düzlemsel buzdağları

Jeofizikçi Kristin Poinar da düzlemsel görünen buzdağlarının bilinenden çok daha yaygın olduğunu söylüyor. Larsen C buz sahanlığı hayli büyük, yani onu oluşturan buz katmanları zaman içinde genişleyip düzleşmiş. Poinar’a göre, bu denli büyük bir buz sahanlığındaki mevcut çatlaklardan koparak meydana gelen buzdağlarının ilk aşamada düz ve geniş bir dikdörtgen gibi görünmesi çok normal. Ancak zaman içinde okyanus akıntıları buzdağlarının su altındaki 9/10’luk kısmının şeklini değiştiriyor, dolayısıyla buzdağının su üzerinde kalan kısmının da görünümü değişiyor.

Dr. Roger Hewitt tarafından Antarktika’daki Güney Shetland Adaları’nda fotoğraflanan düzlemsel buzdağı okyanus akıntıları nedeniyle bir yana daha fazla batmış.

Başka bir NASA araştırmacısı olan Eric Rignot da yüzlerce kilometre boyunca geniş bir düzlükte uzanan Larsen C buz sahanlığının devasa boyutunun ondan kopan buzdağlarının şeklini etkilediği konusunda hemfikir. Rignot, iklimi Antarktika’ya göre daha sıcak olan Grönland’da düzlemsel buzdağlarının nadir görüldüğünü çünkü buzulların ve buzdağlarının sıcak havadan ötürü daha küçük olduğunu belirtiyor.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Dünya yüzeyinin yaklaşık %70’i suyla kaplıdır. Bu suyun yaklaşık %97’sini ise okyanuslar oluşturur. Okyanuslar milyarca ton tuz içerebilir. 

Yerbilimleri

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Dünya’nın sıvı dış çekirdeğinden mantoya demir atomları sızdığını ve bu atomların volkanik etkinlikler sırasında yeryüzüne ulaştığını gösteriyor.

Yerbilimleri

536 kış mevsiminin sona ermediği yıl olarak tarihe geçti. 536 yılında gerçekleşen volkanik bir patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplamış, Güneş kara bulutların arkasında kalmış, 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçmiş, ekinler yetişememiş, Çin’de yaz mevsiminde kar yağmıştı.

Yerbilimleri

Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak deprem gerçekleştiğinde ses ve ışık ile uyarı veren bir deprem alarm düzeneği tasarlıyoruz.

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti.