Skip to content Skip to navigation

Antroposen: Yeni Jeolojik Çağ

Dr. Mahir E. Ocak
04/07/2019 - 16:07

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. Geçtiğimiz hafta bir araya gelen kurul üyelerinden yirmi dokuzu Antroposen’in başladığı hakkında olumlu görüş bildirdi. Yeni çağın başlangıç tarihi olarak yirminci yüzyılın ortası kabul edildi. Bu tarihler endüstriyel üretimin artmaya, tarımda kimyasal maddelerin kullanılmaya, atom bombası patlamalarında çevreye yayılan radyoaktif atıkların tortullarda ve buzullarda birikmeye başladığı döneme denk geliyor.

Güney Avusturalya’da Ediacaran dönemine ait katmanın alt sınırını gösteren “altın başak”

Yerkürede eski jeolojik dönemlerin izlerini taşıyan katmanların alt sınırını gösteren, üzerinde uluslararası uzlaşmaya varılmış referans noktaları vardır. Bu referans noktaları “altın başak”larla işaretlenir. Antroposen’in başladığına karar veren kurulun yeni hedefi, altın başakla işaretlenecek bir referans noktası tespit etmek olacak. Adaylar arasında İtalya’nın kuzeyindeki bir mağara, Avusturalya’nın kuzeydoğu sahili boyunca uzanan Büyük Mercan Resifi’ndeki mercanlar ve Çin’deki bir göl de dâhil olmak üzere on ayrı bölge var. Kurul üyeleri, gelecek hafta Berlin’de bir araya gelerek önümüzdeki iki yılda bu amaçla yapılacak araştırmalar hakkında planlar yapacak.

Kurulun, altın başakla işaretlenecek bölgeyi de tespit ettikten sonra, 2021 yılında, Uluslararası Katmanbilimi Komisyonuna Antroposen’in yeni bir jeolojik çağ olarak kabul edilmesiyle ilgili bir öneri yapması bekleniyor. Önerinin komisyon tarafından da kabul edilmesi durumunda son kararı Uluslararası Yerbilimleri Birliği verecek.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.

Yerbilimleri

Colorado ve Montana üniversitelerinden bilim insanları büyük depremlerin sıklığı ile Dünya’nın dönüş hızındaki çok küçük değişimler arasında bir b