Skip to content Skip to navigation

Arılar Sıfırı Kavrayabiliyor

Dr. Mahir E. Ocak
27/06/2018 - 12:00

Yayın hakkı: RMIT University

Sıfır, anlaşılması zor bir matematiksel kavramdır. Eski toplumlarda sıfır kavramının olduğuna dair bir bulgu yok. Bugün bir çocuğun sıfırı öğrenmesiyse birkaç yıl sürer. Geçmişte sıfırı kavrayacak düzeyde zekâya sadece insanların sahip olduğu düşünülürdü. Ancak bilimsel çalışmalar maymunların ve kuşların da sıfırı kavrayabildiğini gösterdi. Yakın zamanlarda bir grup Avusturalyalı ve Fransız araştırmacının Science’ta yayımladığı bir makale, arıların da bu soyut matematiksel kavramı anlayabilen canlılar arasında yer aldığını gösteriyor.

Araştırmacılar ilk olarak arıları az sayıda nesneleri seçecek şekilde eğitmişler. Arılara iki ayrı resim gösteriliyor ve az sayıda nesne içeren resimleri seçmeleri durumunda şekerli suyla ödüllendiriliyorlar. Örneğin resimlerin birinde iki, diğerinde dört nesne varsa arının şekerli suyu alabilmesi için iki nesne olan resmi seçmesi gerekiyor. Araştırmacılar arılara gösterilen iki resmin birinin tamamen boş olması, diğerininse bir ya da daha fazla nesne içermesi durumunda arıların boş resmi seçtiğini gözlemlemişler. Bu durum arıların sıfırı kavrayabildiğini ve sıfırın diğer sayılardan daha küçük olduğunu anlayabildiğini gösteriyor.

İnsanların beyninde 80 milyarın üzerinde nöron (sinir hücresi) vardır. Arıların beyinlerindeki nöronların sayısıysa sadece 1 milyon civarındadır. Bu kadar küçük beyinlere sahip olmalarına rağmen arıların soyut matematiksel bir kavramı anlayabilmesi şaşırtıcı bulunuyor. Eğer sayıları kavramak için büyük beyinler gerekmiyorsa pek çok başka hayvan türünün daha bu yetiye sahip olması kuvvetle muhtemel.

İlgili İçerikler

Biyoloji

Doğada bazı hayvan türlerinin sayısı kıtlık, aşırı avlanma, iklim değişikliği ya da yaşam alanlarının daralması sonucu azalır. Hatta bu durum soylarının tamamen tükenmesine kadar gidebilir. Fakat bazen soyu tükendi diye düşündüğümüz türler uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıkar. Türkiye’deki bu türlerden biri de balık baykuşudur.

Biyoloji

Daha önce arıların sıfırı kavrayabildiği ve bu yüzden soyut matematikle ilgili kavramları anlamlandırabildiği üzerine gerçekleştirilen araştırmayı yürüten ekip arılar üzerinde çalışmaya devam etti ve arıların sembolleri sayılarla eşleştirebildiğini keşfetti.

Biyoloji

Bilim insanları, kuşların gagalarındaki bazı hücrelerin pusula işlevi gördüğünü ve bu durumun kuşların uzun ve karmaşık rotalarda yaptıkları yolculuklarda yön bulmalarına yardımcı olduğunu düşünüyordu. Fakat yakın zamanda yapılan bir araştırma, kuşların yönlerini kolaylıkla bulabilmesini sağlayan şeyin gözlerinde bulunan bir protein olduğunu gösterdi.

Biyoloji

ABD’deki Utah Sağlık Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Clostridia (20-30 ayrı bakteriyi içine alan bir sınıf) ba

Biyoloji

Dünyanın birçok yerinde bulunan kırlangıçkuyruklar yaklaşık 560 türe sahip bir kelebek ailesidir. İsimlerini, bazı türlerin kanatlarının altındaki kuyruğa benzer uzantılardan alırlar. Çoğunlukla tropik bölgelerde yaşarlar.

Biyoloji

Nanomalzemelere dayalı elektrokimyasal biyosensörler ve aptasensör teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları nedeniyle 2015 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. K. Arzum Erdem Gürsan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

Semenderlerin bacakları koptuğunda yeniden gelişir. Kertenkeleler düşmanlarını yanıltmak için kuyruklarını bırakır, daha sonra yeniden büyütür. Planarya solucanları, denizanaları ve denizşakayıkları ise bütün vücutlarını yeniden büyütebilir. 

Biyoloji

İnsan Genom Projesi ile insanların gen haritasının çıkarılması pek çok gelişmeye kapı araladı. Bunlardan biri de genetik testler. Genetik testler kan, tükürük gibi vücut sıvılarındaki hücrelerden elde edilen DNA’nın incelenmesine dayanıyor.

Biyoloji

Dünyada bilinen örümcek türlerinin sayısı 43.000’den fazladır. Bu örümcek türlerinin birçoğu zehirli olmasına rağmen zehirleri insanı öldürücü nitelikte değildir. Fakat 30 kadar türün zehrinin insanlar için tehlikeli olabileceği düşünülüyor.

Biyoloji

İnsan genomunun sadece %2’lik kısmı protein kodlar. Kodlamayan DNA ise geriye kalan %98’lik kısmı ifade etmek için kullanılan terimdir. Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, kodlamayan DNA’daki mutasyonların otizme yol açabileceğini gösteriyor.