Skip to content Skip to navigation

Astronomik Hesaplama Aleti: Usturlap

Dr. Tuba Sarıgül
25/06/2019 - 17:22

2019 yılı Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı olarak ilan edildi. Bilim Genç olarak 2019 yılı boyunca Prof. Dr. Fuat Sezgin’in İslam bilim ve teknoloji tarihine katkılarını farklı yazılarla ele alacağız. Prof. Dr. Fuat Sezgin anısına hazırladığımız diğer yazılara ulaşmak için tıklayın.

“Şu an saat kaç?” sorusuna saatimize ya da telefonumuza bakarak hemen cevap verebiliriz. Geçmişteyse zamanı ölçmek hiç de kolay değildi. Usturlap adı verilen alet, Güneş ve yıldız gibi gökcisimlerinin gökyüzündeki konumuna göre zamanı ölçmeyi sağlıyordu.

Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik kitabında usturlabın MÖ 4.- 2. yüzyılda yaşamış Yunan bilginler tarafından bilindiğini söylüyor. 8. yüzyılda İslam dünyasının bilgi sahibi olduğu usturlap Müslüman bilginler tarafından geliştirildi ve kullanım alanı genişletildi.

Usturlap, modern teknolojinin olmadığı dönemlerde analog bir astronomik hesaplama “makinesi” görevi görüyordu. Usturlaplar kullanılarak Güneş, Ay, yıldız gibi gökcisimlerinin ya da yeryüzünde yüksekliğini doğrudan ölçmenin mümkün olmadığı bir cismin (örneğin bir dağın) yüksekliği ölçülebiliyor, gün doğumunun ve gün batımının zamanı belirlenebiliyor, gündüz ya da gece saatin kaç olduğu ölçülebiliyordu.

Müslüman bilginler usturlabın birçok çeşidini geliştirdi. Prof. Dr. Fuat Sezgin bu durumun usturlabın İslam dünyasında kaydettiği büyük gelişmenin seviyesini gösterdiğini belirtiyor.

Usturlap, üç boyutlu bir kürenin iki boyutlu bir düzlem üzerine yansıtılması ilkesine dayanıyor. Dünya üzerinde bir noktadan gökyüzüne baktığımızı düşünelim. Gökyüzü, merkezinde Dünya’nın olduğu bir küre şeklinde görülür. Gökyüzünde gördüğümüz gökcisimleri bu kürenin yüzeyindedir. Usturlapta bu üç boyutlu küre iki boyutlu bir düzlem üzerinde gösterilir.

Usturlap sabit ve hareketli parçalardan oluşur. Gövde, diğer parçaların üzerine yerleştirildiği kısımdır. Etrafında zamanı gösteren derecelendirmeler vardır.

Usturlabın en üst kısmında, üzerinde çıplak gözle görülebilen parlak yıldızların konumlarının gösterildiği, “örümcek” olarak isimlendirilen ve üzerinde oyuklar bulunan bir levha vardır. Örümceğin üzerinde aynı zamanda Güneş’in Dünya’dan bakıldığında gökyüzünde yıl boyunca izlediği yol gösterilir. Örümcek usturlabın hareketli parçasıdır.

Örümceğin altında gözlemcinin bulunduğu konumun enlem derecesine göre gökyüzünün iz düşümünün gösterildiği daire şeklinde başka bir plaka bulunur. Bir usturlapta farklı enlem dereceleri için birden fazla plaka bulunabilir.

Gövdenin arkasında gökyüzündeki bir gökcisminin ufkun üzerinden yüksekliğini belirlemek için kullanılan bir cetvel (nişangâh) vardır.

Prof. Dr. Fuat Sezgin, İslam Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik kitabında farklı astronomik ölçümler için usturlabın nasıl kullanılacağını açıklıyor. Örneğin usturlap ile saati belirleyebilmek için gövdenin arkasındaki cetvel (nişangâh) kullanılarak gökyüzündeki bir gökcisminin örneğin parlak bir yıldızın ufkun üzerinden yüksekliği ölçülür. Daha sonra örümcek, enlem plakasında bu yükseklik değerini gösterecek şekilde hareket ettirilerek gökyüzünün o anki görünümü elde edilir. Örümceğin üzerindeki cetvel yıldız ve enlem değeri aynı hizada olacak şekilde hareket ettirildiğinde gövdenin etrafındaki derecelendirme işaretlerinden saat belirlenebilir.

Muslim Heritage - Üzerinde Zerkâlî ve usturlabının çizimi bulunan pul

Usturlabı Dünya’nın farklı noktalarında kullanabilmek için farklı enlem plakalarına ihtiyaç duyuluyordu. 11. yüzyılda yaşayan Müslüman gökbilimciler Ali b. Halef ve Zerkâlî tarafından geliştirilen evrensel usturlap bu soruna çözüm oldu. Evrensel usturlaplar Dünya’nın her yerinde kullanılabilmeleri nedeniyle çığır açan bir buluş olarak kabul edilir.

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler önümüzdeki yıllarda Güneş ile ilgili araştırmaların altın çağının yaşanacağını düşünüyor. Hem yakın geçmişte hayata geçirilen hem de yakın gelecekte hayata geçirilmesi planlanan projeler sayesinde Güneş bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir hassasiyetle incelenebilecek.

Gökbilim ve Uzay

1. TÜBİTAK Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması’nın başvuruları başladı. Başvuru için son tarih 23 Mart 2020.

Gökbilim ve Uzay

5. TÜBİTAK Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması başvuruları başladı. Başvurular 23 Mart’a kadar devam edecek ve bu yıldan itibaren çevrimiçi olarak yapılacak. Yarışma 15 - 20 Eylül 2020 tarihleri arasında Gaziantep Alleben Göleti’nde gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Bu yıl 23.’sü düzenlenen Uluslararası Gökyüzü Gözlem Şenliği’nin başvuruları başladı. Başvurular 31 Mart’a kadar devam edecek. Etkinliğe bu yıl ilk defa yurt dışından da başvuru yapılabilecek. Şenliğe katılacak 1000 kişi nisan ayının ikinci haftasında kura ile belirlenecek.

Gökbilim ve Uzay

Şubat ayında Merkür ve Venüs, Güneş’in batışından sonra gökyüzünde. Mars, Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in doğuşundan önce görülebilir. Merkür, şubat ayının ilk yarısında gün batımından sonra Venüs’le birlikte güneybatı ufkunun üzerinde görülebilir. Merkür, 10 Şubat’ta en büyük doğu uzanımı konumuna ulaşıyor. 

Gökbilim ve Uzay

1666 yılının Ocak ayında çevrenizdeki herkesin konuştuğu, Robert Hooke’un bitler, pireler ve benzer canlıların mikroskop altında görünümünü zengin görsellerle anlatan Micrographia kitabını almış olsaydınız muhtemelen yazarın araya sıkıştırdığı birkaç ilgisiz konuya bakıp şaşırabilirdiniz. 

Gökbilim ve Uzay

Çin’in Chang'e-4 uzay aracı geçtiğimiz yıl ocak ayında Ay’ın karanlık yüzüne iniş yaptı. Bugünlerde ise daha ileri bir teknolojiye sahip Chang’e-5 Ay’a yolculuk için gün sayıyor. Chang’e-5, Çin’in Ay’dan örnek getirmek üzere planlanan ilk uzay görevi.

Gökbilim ve Uzay

Nisan 2019’da ilk kez bir karadeliği doğrudan görüntülemeyi başaran 200 kişilik ekipte yer alan Prof. Dr. Feryal Özel ile Bilim Genç ekibi olarak bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gökbilim ve Uzay

Erboğa Takımyıldızı’nın bir üyesi olan Proxima Centauri, Güneş Sistemi’ne en yakın yıldızdır. 2016 yılında gökbilim alanında yaşanan en önemli gelişmelerden biri, yıldızın etrafında dolanan bir gezegen keşfedilmesi olmuştu. Üstelik Proxima b adı verilen gezenin yaşama elverişli koşullara sahip olma ihtimali de var.

Gökbilim ve Uzay

Antik Çağ’ın Yunan filozoflarından ünlü matematikçi Pisagor, “Tellerin kıpırtısında geometri vardır, küreler arasındaki boşlukların hesaplanmasında da müzik” demiştir. Bundan dolayı, müzik aletlerindeki tellerin uzunluğu ile çıkardıkları sesler arasında bağlantı olduğunu öne süren ilk kişinin de MÖ 6. yüzyılda yaşayan Pisagor olduğu düşünülür.