Skip to content Skip to navigation

Bakteriler Antibiyotiklere Karşı

Dr. Başak Kandemir
26/06/2019 - 16:37

Yakın zamanda doktora gittiyseniz hastane duvarlarında şöyle bir uyarı ile karşılaşmış olabilirsiniz: “Doktorunuza antibiyotik yazması için ısrar etmeyin”. Peki, bu uyarı neden yapılıyor? Neden antibiyotik kullanıyoruz? Antibiyotikler tehlikeli mi? Gelin, bu soruların cevaplarına birlikte bakalım.

Vücudumuzda çok sayıda bakteri bulunur ancak bu bakterilerin hepsi zararlı değildir. Örneğin bağırsakta yaşayan bakteriler metabolizmamızın çalışmasına yardımcı olur. Zararlı bakterilerse vücutta çeşitli enfeksiyonlara neden olur. Bu bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlarla mücadele etmek için antibiyotik adı verilen ilaçlar kullanılır. Antibiyotikler, bakterileri öldürerek ya da büyümelerini ve çoğalmalarını engelleyerek enfeksiyonlarla savaşır.

Antibiyotiklerin virüsler üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Örneğin soğuk algınlığı, grip, farenjit (boğaz enfeksiyonu), bronşit gibi hastalıkların kaynağı çoğunlukla virüslerdir ve virüslerin sebep olduğu enfeksiyonlara karşı antibiyotikler işe yaramaz.

 

Bakteriler Direnç Kazanıyor

Bazı durumlarda antibiyotikler bakterileri etkili bir şekilde yok edemez. Antibiyotik direnci olarak isimlendirilen bu durum, bakterilerin antibiyotiklere karşı yaşama yeteneği geliştirmesiyle oluşur. Bu süreç çeşitli yollarla ortaya çıkabilir.

 

Doğal Direnç

Bazen antibiyotik tedavisine rağmen bakteriler yaşamaya ve çoğalmaya devam eder. Örneğin birçok bakteri aminoasit ve şekerden oluşan, kendisini adeta bir kafes gibi saran hücre duvarına sahipken bazı bakterilerin hücre duvarı yoktur. 1927’lerde keşfedilen ve dünyanın ilk antibiyotiği olan penisilin bakterilerde hücre duvarı oluşumunu önler. Dolayısıyla penisilin veya benzer bir etki mekanizmasına sahip bir antibiyotik hücre duvarı olmayan bir bakteriye zarar veremez.

 

Kazanılmış Direnç

Bakteriler antibiyotiklere zaman içinde de direnç kazanabilir. Bu, bir bakteri türünün kendisini antibiyotikten koruyacak şekilde değiştiğinde gerçekleşir. Bakteriler iki yolla direnç kazanabilir: bakterinin hayatta kalmasına yardımcı olan yeni bir genetik değişim (mutasyon) geçirmesi ya da direnç genini antibiyotiğe karşı dirençli başka bakteriden kazanması.

Peki, bir DNA değişimi bakterileri antibiyotiklerden nasıl koruyabilir?

DNA protein üretimini yapmak üzere talimatlar verir. DNA’daki bir değişiklik, proteinde de değişikliğe sebep olabilir. Bazen bu değişim proteinin yapısını etkiler. Bu durum, bir antibiyotiğin etki ettiği protein üzerinde meydana gelirse antibiyotiğin işini yapacağı bölgeyi tanıyamamasına neden olabilir. Böylece, antibiyotiğin hücrenin içine girmesi veya hücre içine girdikten sonra görevini yapması engellenir. Genetik değişiklik DNA transferi gibi süreçlerle başka bakterilere yayılabilir.

 

Antibiyotik Direnci Neden Önemli?

Antibiyotik direnci, insan sağlığı için en önemli tehditlerden biri. Çünkü tehlikeli enfeksiyonlara yol açan fakat antibiyotikle kolayca tedavi edilebilen hastalıklar antibiyotik direnci nedeniyle zamanla tedavi edilemez hâle geliyor. Antibiyotiğe dirençli bakterilerin neden olduğu hastalıkların tedavi edilmesi hayli zor. Çünkü dirençli bakterileri yok etmek çok daha zor. Antibiyotiklere karşı direnç kazanan bakteriler için yeni antibiyotiklerin geliştirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla antibiyotik direnci hem hastaların hayatını tehlikeye atıyor hem de hastalıkların tedavisini daha maliyetli hâle getiriyor.

Antibiyotikler sadece tedavi etme amaçlı değil aynı zamanda enfeksiyon önleyici olarak da kullanılıyor. Örneğin kemoterapi tedavisi gören hastaların bağışıklık sistemi zayıflar ve enfeksiyon kapma riskleri artar. Bu yüzden doktorlar koruma amaçlı antibiyotik kullanımını önerebiliyorlar. Kalp ameliyatı, organ nakli gibi açık ameliyatlardan sonra hastalara çevreden enfeksiyon kapmamaları için antibiyotik verilebiliyor. Böylece bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar önlenebiliyor ya da etkileri azaltılabiliyor. Bu da enfeksiyon kaynaklı ölümlerin azalmasını sağlıyor.

Antibiyotikler insanların yaşam süresinin uzamasında önemli bir görev üstleniyor. 1920’de ABD’de yaşayan kişilerin ortalama yaşam süresi 56,4 yıldı, şimdi ise yaklaşık 80 yıl. Antibiyotikler dünya çapında benzer etkilere sahip. Gelişmekte olan ülkelerde antibiyotikler gıda ve yoksulluk kaynaklı enfeksiyonların neden olduğu hastalıkların ve ölümlerin azalmasında hayli etkili.

Antibiyotiğe dirençli bakteri türü sayısı her geçen gün artıyor. Örneğin ABD’de her yıl en az 2.000.000 insan antibiyotiğe dirençli bakteriler nedeniyle enfeksiyon kapıyor ve en az 23.000 insan ölüyor.

 

Antibiyotik Direncinin Yayılmasını Engellemek İçin Neler Yapabiliriz?

Antibiyotiklere maruz kaldıktan sonra antibiyotiğe karşı direnç geliştiren bakterilerden biri ya da birkaçı hayatta kalabilir. Dirençli hâle gelen bakteriye antibiyotik etki edemez, bakteri çoğalmaya devam eder ve hastalığın tedavisi yapılamaz.

Bu nedenle sadece doktorların gerekli gördüğü durumlarda antibiyotik kullanmalı, gereksiz antibiyotik tüketiminden kaçınmalısınız. Ayrıca kendinizi iyi hissetmeye başlasanız dahi antibiyotikleri doktorunuzun verdiği talimatlara birebir uygun şekilde kullanmalısınız. Çünkü bazı durumlarda kendinizi iyi hissetmenize rağmen vücudunuzdaki enfeksiyon tamamen tedavi edilmemiş olabilir. Elinizi sık sık yıkamak, tükettiğiniz besinlerin hijyenine önem vermek, hasta kişilerle temastan kaçınmak da antibiyotik direnci sorununun engellenmesine yönelik alabileceğiniz bireysel önlemlerden birkaçı.

Antibiyotik direnci sorununa karşı daha büyük ölçekte yeni sağlık politikaları geliştiriliyor. Örneğin yeni teşhis, izleme ve reçete yazma uygulamalarının geliştirilmesi, tedavi için en uygun ilaç dozlarının belirlenmesi, enfeksiyon bulaşmasının önlenmesi ve toplumda antibiyotik direnci konusunda farkındalık oluşturulması bunlardan bazıları. Bakterilerin direnç mekanizmasının nasıl kırılabileceğinin anlaşılması, antibiyotiklerin etkinliğinin artırılması ve yeni antibiyotik bileşiklerinin geliştirilmesine yönelik yapılan çalışmalar, enfeksiyonların tedavisi için ilaç endüstrisine yeni yollar çiziyor.

 

Kaynaklar:

 

Yazar Hakkında:
Dr. Başak Kandemir
Gebze Teknik Üniversitesi AxanLab Üyesi

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Bağışıklık sistemi henüz olgunlaşmamış bebekleri ve çocukları ciddi hastalıklardan korumak için yapılan aşılar ile erken yaşlarda tanışırız.

Tıp ve Sağlık

Hücrelerde meydana gelen doğal süreçlerden biri aşırı yaşlanma sebebiyle çoğalmanın durmasıdır. İnsanlarda ileri yaşlarda ortaya çıkan eklem romatizması, kemik erimesi ve kalp hastalıkları gibi sağlık sorunlarının nedenlerinden biri de hücrelerin aşırı yaşlanmasıdır.

Tıp ve Sağlık

Gözlerin de tıpkı mide gibi sindirim yaptığını biliyor muydunuz? Evet, yanlış okumadınız. Gözler de mide gibi sindirim yapabiliyor. Ancak tek farkla... Midemiz tükettiğimiz gıdaları sindirirken gözümüz çevreden gelen bakterileri sindiriyor.

Tıp ve Sağlık

Bilimsel çalışmalar gözlerimizde yaşayan, göz sağlığına yararlı bakteriler olduğunu gösteriyor. Göz mikrobiyomu olarak adlandırılan bu bakterilerin davranışlarının tam olarak anlaşılması, çeşitli göz hastalıklarının tedavisinde yararlı olabilir.

Tıp ve Sağlık

“Seyahat” denildiğinde aklımıza ilk olarak yeni yerler görme, yeni insanlar tanıma fırsatı gelir. Peki, seyahat etmenin kimi zaman sağlığımız için tehdit oluşturabileceğini biliyor muydunuz?

Tıp ve Sağlık

Pek çok hastalığın tedavisinde antibiyotikler kullanılıyor. Ancak aşırı kullanım zararlı da olabiliyor. Çünkü antibiyotikler sadece hastalık yapan bakterilere değil yararlı bakterilere de -örneğin sindirime yardımcı olan bakterilere de- zarar verebiliyor.

Tıp ve Sağlık

Uçmak insanların çoğuna büyük keyif verir. Ancak yerden yükselmek insan fizyolojisi üzerinde çeşitli etkilere yol açar. Dış kulak ile orta kulak arasında yer alan kulak zarı, uçuş sırasındaki  basınç değişikliklerinden etkilenen en önemli yapıdır.

Tıp ve Sağlık

Bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar plasentadan elde edilmiş, Cdx2 olarak adlandırılan kök hücrelerin kalp krizi geçirmiş farelerde yeniden sağlıklı kalp hücrelerine dönüşebildiğini gösterdi.

Tıp ve Sağlık

Rochester Teknoloji Enstitüsünde çalışan Nicholas Conn, Karl Schwarz ve David Borkholder, konjestif kalp yetmezliği hastaları için yararlı olacak bir klozet oturağı geliştirdi. Çeşitli ölçüm cihazlarıyla donatılmış oturak, henüz semptomlar ortaya çıkmadan hastanın sağlığındaki bozulmaları tespit edebiliyor.

Tıp ve Sağlık

Ergenlik dönemi bilişsel, fiziksel ve duygusal olarak çok hızlı değişimler geçirdiğimiz, kendine has özellikleri olan bir dönemdir. Peki, bu dönemde beslenme konusunda nelere dikkat etmek gerekiyor?