Skip to content Skip to navigation

Bilim Merkezleri İçin Yeni Yaklaşımlar: Asger Hoeg ile Söyleşi

Nurulhude Baykal
11/10/2018 - 16:10

Bir toplumun huzur ve refah seviyesinin yükselmesinde, bilim ve teknoloji alanlarındaki araştırmaların artması ve toplumun bilim okuryazarlığı düzeyinin yükselmesi kilit role sahiptir. Son 50 yılda dünya genelinde hızla yaygınlaşan bilim merkezleri, bilim ve teknoloji eğitiminde ve iletişiminde önemli merkezler haline geldi. İlk kuruldukları dönemlerde bilim merkezlerinde etkileşimli sergiler ve bilim gösterileri yer alıyordu. Son yıllarda ise birçok bilim merkezi eğitim programlarını geliştirmeye, bilim iletişimine yönelik araştırma yürütmeye, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi yeni eğitim teknolojileri ve araçları tarafından desteklenen eğitim materyalleri üretmeye başladı.

Önümüzdeki yıllarda bilim merkezleri öğrencilerin, öğretmenlerin, bilim insanlarının, kamu veya özel kurum ve kuruluşların, politikacıların, yani toplumun her kesiminin bir araya gelerek bilim ve teknolojinin gelişmesi için projeler ürettiği mekânlar hâline gelecek.

Experimentarium Bilim Merkezi’nde pedal çevirerek elektrik üreten düzenekle zaman geçiren ziyaretçiler

Danimarka’daki Experimentarium Bilim Merkezi’nin kurucu müdürü olan ve 2004-2007 yılları arasında Avrupa Bilim Merkezleri ve Müzeleri Ağı'nın (ECSITE) başkanlığını yürüten Asger Hoeg ile Türkiye’deki bilim merkezlerinin nasıl geliştirilebileceğini konuştuk.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Merhabalar, öncelikle dünyanın farklı şehirlerinde bilim merkezi kurucusu ve yöneticisi olarak çalıştınız. Bir bilim merkezinin kuruluş aşamasında karşılaşılan zorluklardan bahseder misiniz?

Asger Hoeg: En büyük güçlük bilim merkezinin kuruluşunda ihtiyaç duyulan maddi kaynağı bulmak. Aynı zamanda yöntem ve uygulama bilgisine sahip olmak da önemli. Özellikle bilim merkezlerindeki sergilerin tasarlanması uzmanlık gerektiren bir iş. Sergilerin hem eğlenceli hem de öğretici olması gerekiyor, yoksa ziyaretçiler ilgilerini kaybeder. Ziyaretçilerin hangi sergide, ne kadar zaman geçirdiklerinin ve hangilerini ilginç bulduklarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi lazım. Experimentarium Bilim Merkezi bu konularda deneyim kazandıktan sonra kendi sergilerini tasarlayacak hale geldi. Bu, sürdürülebilirlik açısından çok önemli.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Ülkemizde her şehirde bir bilim merkezi kurulması için çalışmalar yürütülüyor. Böyle bir girişimin gerçekleştirilebilir ve sürdürülebilir olması için neler yapılabilir?

Asger Hoeg: Türkiye’de 81 il var ve nüfusunuz yaklaşık 80 milyon. Dolayısıyla ülke çapında bir milyon kişiye bir bilim merkezi düşmesi gerçekleştirilebilir ve sürdürülebilir bir girişim olabilir. Kopenhag’da 1,2 milyon kişiye bir bilim merkezi düşüyor ve ziyaretçi sayımız ihtiyaç duyulan maddi kaynağı sağlıyor. Yani Türkiye’de 81 bilim merkezi kurulması halinde ziyaretçi sayısı açısından sorun olmayacağı, dolayısıyla sürdürülebilirliğin önemli bir koşulunun yerine getirileceği kanaatindeyim. Bu nedenle bu girişimi, geleceğe yapılan akıllıca bir yatırım olduğu için, destekliyorum.

 

Konya Bilim Merkezi’nden periyodik tablo ile ilgili bir sergi ünitesi

Planlama yapılırken hem nüfusun hem de coğrafyanın göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum. Toplam nüfusu bir buçuk-iki milyonun üzerinde olan bir şehirde bilim merkezi kurulabilir. Ancak insanlar bilim merkezine kolayca ulaşabilmeli. Öte yandan, yaklaşık 15 milyon insanın yaşadığı İstanbul’da bilim merkezi sayısını artırmak yerine biri Anadolu, biri Avrupa yakasında olmak üzere iki büyük bilim merkezi kurulabilir.

 

TÜBİTAK Bilim Genç: Bilim merkezleri ile üniversiteler nasıl iş birliği yapabilir? Avrupa’da bu süreç nasıl işliyor?

Asger Hoeg: Üniversiteler araştırma ve geliştirme çalışmalarının merkezidir. Bu nedenle bilim merkezleri üniversitelerle iş birliği yapmalı ve bilim merkezlerindeki sergilerin geliştirilmesine yönelik araştırma yapılmasını teşvik etmelidir. Sergilerin çocukların ilgisini nasıl daha fazla çekeceği ve eğitim sistemindeki yeni yaklaşımların bilim merkezindeki sergilere yansıtılması konularında üniversitelerde araştırmalar yürütülmelidir. Üniversitelerle bilim merkezleri arasında anlaşma ve protokollerle iş birliği kurulmalıdır. Bilim merkezleri üniversitelerle birlikte yürüttükleri projeler için Avrupa Birliği’nden, bilimsel araştırmaları destekleyen kurum ve kuruluşlar ile gerçek kişilerden maddi destek alabilir. Örneğin biz Experimentarium Bilim Merkezi olarak şeker hastalığının önüne geçmek için neler yapılabileceği ile ilgili bir sergi hazırlamak üzere üniversitelerle iş birliği yaptık ve sağlık kuruluşlarından maddi destek aldık.

Kocaeli Bilim Merkezi’nden bir sergi ünitesi

TÜBİTAK Bilim Genç: Bilim merkezlerinin sürdürülebilir olması için kendi kaynaklarıyla maddi ihtiyaçlarını karşılamasının önemine değindiniz. Bu nasıl sağlanabilir?

Asger Hoeg: TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Türkiye’de TÜBİTAK tarafından desteklenen beş bilim merkezini kurulduklarından beri toplam 2,5 milyon kişinin ziyaret ettiğini söyledi. Bilim merkezi başına yarım milyon ziyaretçi gerçekten kayda değer bir rakam. 2004’te Experimentarium Bilim Merkezi tarafından “Beyin” adlı bir sergi tasarlandı. Bu sergi 2008’de İstanbul’da sergilendi ve altı ayda yaklaşık yarım milyon ziyaretçiyle buluştu. Yani neredeyse bir bilim merkezinin ziyaretçi sayısını tek başına toplayabildi. Dolayısıyla bilim merkezleri kendi sergilerini tasarlayıp gezici sergiler halinde yurt içi ve yurt dışındaki farklı bilim merkezlerinde sergileyebilirlerse sürdürülebilirliklerini sağlayabilirler.

Sergilerle ilgili en önemli unsur ziyaretçilerin ilgisini çekmek olduğundan bu konu üzerine yoğunlaşmak gerekir. Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla sergilerin etkileşim düzeyini artırmak ve sosyal medya hesapları ve YouTube kanalı aracılığıyla potansiyel ziyaretçilere ulaşmak lazım.

Experimentarium Bilim Merkezi

Ziyaretçilerden alınan dönütleri sayısal verilere dönüştürmek çok önemli. Ziyaretçilerin hangi sergilerden keyif aldığı, deney düzeneklerinin ne kadar ilgi çektiği gibi bilgiler daha sonra hazırlanacak sergilerin tasarlanmasında kullanılmalıdır.

Gelecekte, ziyaretçiler bilim merkezine girmeden önce akıllı telefonlarına ya da tabletlerine indirecekleri uygulamalarla bilim merkezindeki sergilerle sanal ortamda etkileşime geçebilecek ve ziyaretleri boyunca kendilerine online bir rehber eşlik edebilecek. Ardından uygulama üzerinden ziyaretçilerin ilgi gösterdikleri sergilere dair veriler toplanabilecek. Teknoloji geliştikçe etkileşim düzeyi artırılabilir ve uygulama üzerinden ziyaretçilerle ilgili çok daha fazla veri elde edilebilir. Bu yolla hem ziyaretçiler hem de bilim merkezleri için faydalı bir işleyiş sistemi kurulabilir.

Elazığ Bilim Merkezi

TÜBİTAK Bilim Genç: TÜBİTAK Popüler Bilim Dergileri ülkemizde en çok ilgi gören ve en çok satan dergiler arasında. Bilim merkezlerinin tanıtımı için bilim merkezleri ile iş birliği yaparak çeşitli etkinlikler yürütüyoruz. Bu iş birliğinin geliştirilmesine yönelik önerileriniz var mı?

Asger Hoeg: TÜBİTAK Bilim Genç dergisinde yayınlanan “kendin-yap” projeleri ilgimi çekti. Bu projeler gerekli altyapı sağlanırsa bilim merkezlerine gelen ziyaretçiler tarafından tekrarlanabilir. Bilim merkezlerini ziyaret eden ve henüz etmemiş öğrencilerin benzer projelerini Bilim Genç’te paylaşarak internet sitenizin zenginleşmesini sağlayabilirsiniz. Böylece öğrencilerin eğlenerek öğrenmesine katkı sağlayabilir ve okur sayınızı artırabilirsiniz. Bunun yanı sıra bilim merkezlerinde öğrencilere kademeli görevler verebilir ve kendilerini geliştirmelerine katkı sağlayabilirsiniz. Öğrenciler belirlenen görevleri yerine getirdikçe puan toplayabilirler. Aynı yöntemi internet siteniz üzerinden de uygulayabilirsiniz. Belirli bir seviyeye ulaşan okurlarınıza da ödüller vererek onları teşvik edebilirsiniz.

 

İlgili İçerikler

Kimya

Nobel Kimya Ödülü’nün bu yılki sahipleri Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nden Frances H. Arnold, Columbia Üniversitesi’nden George P. Smith ve Cambridge Üniversitesi’nden Gregory P. Winter oldu.

Kimya

Sonbahar mevsiminin en belirgin özelliklerinden biri doğadaki renk cümbüşüdür. Ağaçların yaprakları yeşilden parlak sarıya, turuncuya, kırmızıya ve kahverengiye doğru renk değiştirir.

Kimya

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde yoğunluk kavramından faydalanarak kendi gökkuşağımızı oluşturacağız.

Kimya

Toryumun doğal olarak bulunan altı izotopu (proton sayıları aynı, nötron sayıları farklı olan atomlara izotop denir) var. Bunlardan toryum-232 yer kabuğunda en yaygın olarak bulunan toryum izotopu. Yarı ömrü ise 14 milyar yıl yani neredeyse evrenin tahmin edilen yaşıyla eşit.

Kimya

Uranyum elementinin doğal olarak bulunan üç izotopu var (laboratuvarda yapılanlarla birlikte toplam 19 izotopu bulunuyor). Doğada bulunanlar uranyum-234, uranyum-235 ve uranyum-238.

Kimya

Mikroakışkanlar temelini fizik, kimya, biyoloji ve mühendislikten alan disiplinler arası bir araştırma alanıdır. Bu alanda minyatür sistemlerin üretilmesine yönelik araştırmalar yapılır. Bu sistemler DNA çiplerin üretimi, biyolojik tahliller ve kimyasal sentezler gibi amaçlarla kullanılabilir.

Kimya

Uluslararası bir araştırma grubu, paketleme ve tekstil alanlarında en sık kullanılan polimer türlerinden biri olan polietilen tereftalatı (PET) biyolojik olarak parçalayabilen enzimin verimliliğini artırmayı başardı.

Kimya

Deneyler köşesinin bu etkinliğinde meyve ve sebzeleri kullanarak kendi pilimizi tasarlıyoruz.

Kimya

Toplumda bilim kültürünün ve iletişiminin geliştirilmesini amaçlayan Bilim ve Toplum Programları 2007 yılından bu yana Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı tarafından yürütülüyor.

Kimya

Dünya genelinde farklı üniversitelerden bilim insanları tarafından gerçekleştirilen araştırmada atmosferdeki karbondioksit seviyesindeki artışın tarım ürünlerinin protein, vitamin, mineral gibi besin değerlerini etkilediği anlaşıldı.