Skip to content Skip to navigation

Bir Dağın Ulaşabileceği Yüksekliği Neler Etkiler?

Dr. Tuba Sarıgül
23/02/2016 - 17:55

Dağlar kıta levhalarının çarpışması nedeniyle yerkabuğunda ortaya çıkan büyük ölçekli hareketler sonucu oluşur. Bu hareketler dağların yükselmesine neden olurken, kütleçekim kuvveti tersine bir etki yapar.

Dünya ve tüm gezegenlerin üzerindeki bir dağın ulaşabileceği yükseklik temel olarak dağı oluşturan kayaçların türüne (dayanıklılığına ve yoğunluğuna) ve gezegenin kütleçekim ivmesine bağlıdır. Dağın kendi ağırlığı nedeniyle kayaçlar deforme olur. Bu, genellikle kayaçların parçalanması ya da çok yüksek basınç nedeniyle ergimesi şeklinde gerçekleşir. Bu nedenle kayaçların dayanıklılığı arttıkça dağın ulaşabileceği yükseklik artar.

Kütleçekim etkisi bir dağın ulaşabileceği yüksekliği belirleyen önemli bir değişkendir. Örneğin kütleçekimi Dünya’dan yaklaşık 3 kat küçük olan Mars’taki en yüksek dağın yüksekliği Everest’inkinden yaklaşık 3 kat fazladır. Gökcisimlerinin kütleleri ile şekilleri arasındaki ilişkinin nedeni de kütleçekim kuvvetidir. Gökcisimlerinin kütlesi arttıkça yüzeyleri de pürüzsüzleşir. Örneğin Journal of Astrophysics and Astronomy dergisinde yayımlanan çalışmasında P. A. G. Scheuer kütleçekimi Dünya’nınkinin 10 milyar katı olan bir nötron yıldızındaki en yüksek çıkıntının yüksekliğinin 1 milimetreden küçük olacağını öngörüyor.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.