Skip to content Skip to navigation

Bir Dil Bir İnsan, Çok Dil Bir Dünya

Mine İmren
22/05/2020 - 11:52

Dünya üzerinde bugüne kadar konuşulduğu bilinen tam 7117 dil bulunuyor. Bu diller arasında günümüzde en yaygın kullanılanları ise sırasıyla İngilizce, Çince, Hintçe ve İspanyolca. Küreselleşen dünyada insanlar gerek eğitim, gerek ticaret, gerekse kültürel amaçlarla ana dilleri dışında farklı diller öğrenmeye çalışıyor. Özellikle de internetin dünya genelinde yaygın şekilde kullanılması farklı dilleri konuşan insanları kolayca bir araya getiriyor. Eğitim hayatımızda ilkokuldan itibaren ikinci bir dil öğrenmeye başlıyoruz. 

İkinci bir dili öğrenmek bizi iki dilli bireyler arasına sokuyor. Peki ya ikiden fazla dil biliyorsak? Bu durum ise çok dillilik olarak adlandırılıyor. Ancak bireylerin çok dilli olarak adlandırılması konusunda, dil alanında çalışan uzmanlar arasında birtakım görüş farklılıkları var. Bazı uzmanlar çok dilli sayılabilmek için öğrenilen diğer dillerin de ana dil gibi kullanılabilmesinin gerekli olduğunu düşünüyor. Bazı bilim insanları ise diğer dilleri belirli bir düzeyde konuşabilmenin, o dillerde yazabilmenin ve konuşulanları anlayabilmenin yani günlük iletişimi sağlayacak düzeyde dili kullanabilmenin çok dilli olabilmek için yeterli olduğunu savunuyor. 

Dünyada iki dil bilenlerin oranı %43, üç dil bilen insanların oranı %13, dört ve üzeri dil bilen kişilerin oranı ise sadece %3. Birçok kültürü içinde barındıran ülkelerde ise çok dillilik hayli yaygın. Örneğin dünya üzerinde en fazla dile ev sahipliği yapan Papua Yeni Gine’de 800’ün üzerinde farklı dil bulunurken Endonezya’da 700’ün üzerinde farklı dil konuşuluyor.

Peki çok dilli olmanın ne gibi avantajları var? 

Bilişsel Performansınızı Artırır

Tek dil konuşan insanlarla karşılaştırıldığında çok dilli bireylerin bellek, dikkat, karar verme gibi bilişsel işlevlerinin daha gelişmiş olduğunu gösteren araştırmalar var. Beyin görüntüleme yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmalar ana dilimizin dışında başka diller öğrenmenin bilişsel becerilerden sorumlu olan beyin bölgelerindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantıların güçlenmesini sağladığını gösteriyor.

İleriki Yaşlara Yatırım

Yaş ilerledikçe beynin bilişsel süreçlerinde yavaşlama meydana gelebiliyor. İkiden fazla dil bilmek, sinir hücreleri arasındaki bağlantıları artırdığı için beynimizin hem öğrenme hem de kendi kendini değiştirebilme kapasitesinin (beyin plastisitesi olarak isimlendirilir) korunmasını sağlıyor. Ayrıca çok dillilik ilerleyen yaşlarda Alzheimer, demans gibi rahatsızlıklara yakalanma riskini de azaltıyor. 

Yeni Diller Öğrenmenizi Kolaylaştırır

Çalışmalar, en az iki dil bilen kişilerin yeni dilleri daha kolay öğrenebildiğini gösteriyor. Bu durumun nedeni, artık bir dilin nasıl öğrenileceğine dair kendi öğrenme tarzınıza uygun bir strateji geliştirmiş olmanız olabilir.

Daha Fazla Kültürü Tanımanızı Sağlar

Çok dilli olmak gerek internet üzerinden gerekse yabancı ülkelere seyahatlerinizde daha fazla insan tanımanızı ve kültürleri hakkında daha fazla bilgi edinmenizi sağlayabilir. Ayrıca bu bilgiler size hayatı daha farklı bakış açılarıyla değerlendirme becerisi de kazandırabilir.

Çalışma Hayatına Bir Adım Önde Başlamanızı Sağlar

Günümüzde birçok şirket çok uluslu bir yapıya sahip olduğu için işlerini diğer ülkelerle iletişim hâlinde yürütüyor. Bu nedenle, en az iki dil bilmek iş başvurularında avantajlı olmanızı sağlar. Ayrıca bu sayede işinizle ilgili yeni gelişmeleri takip edebilir ve mevcut bilginizi artırabilirsiniz.

Çok dilli olmanın hayatımızda birçok olumlu katkısı var. Peki, bu beceriye sahip olmanın bazı dezavantajları olabilir mi?

Çok Dilli Olmanın Dezavantajları

Uzmanlar, bildiğimiz diller arasında zamansız geçişler yapma veya dildeki kelimeleri karıştırma gibi dezavantajlarının olabileceğini düşünüyor. Bazı araştırmalar, çok dilli bireylerin dili akıcı kullanma becerilerinin daha zayıf olduğunu gösteriyor. Bu durumun nedeni dillerden birinin, özellikle de baskın olan dilin, diğer dillerdeki kelimeler hatırlanmaya çalışıldığında adeta bir çakışma etkisi oluşturması. 

Sonuç olarak, daha fazla dil bilmek bizlere birçok konuda fırsatlar sunuyor ve yeni kapılar aralıyor. Dil öğrenme konusunda internet üzerinden ulaşabileceğiniz birçok ücretli ve ücretsiz kaynak bulunuyor. Öğrenmek istemeniz ve azmetmeniz size yalnız bir dil bilme becerisi değil belki de yeni bir dünya sunabilir.

Kaynaklar:
 
Yazar Hakkında:
Mine İmren
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi

 

İlgili İçerikler

Beyin ve Sinir Bilim

Sevgili gençler, Önce geçen ay sorduğumuz problemin çözümüne bakalım...

Beyin ve Sinir Bilim

Sevgili gençler, Önce geçen ay sorduğumuz problemin çözümüne bakalım: A. Jaquot, 1934

Beyin ve Sinir Bilim

Sevgili gençler, geçen ay sorduğumuz problemin çözümüyle başlayalım: Franz Palatz, 1930.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Ocak 2020 probleminin çözümüne ve Şubat 2020 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Beynimiz duyu organlarımız aracılığıyla çevreden bilgi toplar ve hafızaya kaydeder. Bu bilgiler de çevreyi algılama, problem çözme ve davranış geliştirme gibi işleri gerçekleştirmek için kullanılır. Bilgileri bazen anlık olarak, bazen kısa, bazen de uzun süre hafızamızda tutarız.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Aralık 2019 probleminin çözümüne ve Ocak 2020 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Yeni doğan bebeklerde görülen genetik sağlık sorunlarından biri, sinir hücrelerinin etrafında miyelin kılıfın olmamasıdır. Sinir hücrelerinin işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olan bu koruyucu kalkan olmadan doğan bebeklerin el ve ayaklarında kısmi felç ortaya çıkabilir.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Kasım 2019 probleminin çözümüne ve Aralık 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

San Francisco’daki Kaliforniya Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı, insanların hiçbir sağlık sorunu yaşamadan az uykuyla yetinebilmesini sağlayan bir genetik mutasyon keşfetti.

Beyin ve Sinir Bilim

Heyecanlandığımızda ya da kaygılandığımızda beynimizdeki amigdala bölgesi, tıpkı bir tehlike ile karşılaştığımızdakine benzer şekilde, stres-heyecan sistemi olarak da bilinen sempatik sinir sistemini etkinleştirir ve adrenalin salgılamaya başlar.