Skip to content Skip to navigation

Birleşen Gökadalar

Dr. Mahir E. Ocak
07/07/2015 - 17:29

Birbirine kütleçekimi ile bağlı çok sayıda gökcisminden oluşan sistemlere gökada deniyor. Güneş, yüz milyarlarca başka yıldızla beraber Samanyolu Gökadası’nın içinde yer alıyor ve evrende yaklaşık iki yüz milyar gökada olduğu tahmin ediliyor.

Gökadaların kendilerinden daha küçük gökadaları yutarak büyüdüğü düşünülse de bu durumu kanıtlamak çok zor. Çünkü birleşme sonuncunda küçük gökadadaki yıldızlar büyük gökadanın içine dağılıyor ve küçük gökadadan geriye neredeyse hiçbir iz kalmıyor. Ancak Almanya Garching’deki Max Planck Dünya Dışı Fizik Enstitüsü’nde çalışan bir grup araştırmacı, son bir milyar yıl içinde gerçekleşmiş bir birleşmeyi keşfetmeyi başardı. Dr. A. Longobardi ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları Astonomy & Astrophysics Letters’ta yayımlandı.

Gözlemler, Messier 87 Gökadası’nı çevreleyen halenin normalden daha parlak olduğunu gösteriyor ve bu durum gökadanın son bir milyar yıl içinde küçük bir gökadayı yutmuş olmasına bağlanıyor.

Güneş Sistemi’ne yaklaşık 50 milyon ışık yılı uzaklıkta olan Messsier 87 Gökadası, Virgo Gökada Kümesi’nin içinde yer alıyor ve toplam kütlesi Güneş’inkinin bir trilyon katından daha fazla. Gözlemler küçük gökadadaki yıldızların eskiden kapladıkları hacmin yüz katı büyüklükte bir bölgeye yayıldığını gösteriyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu. 

Gökbilim ve Uzay

Merkür, ağustos ayında, yıl içinde gün doğumundan önce gözlemlendiği zamanlar arasında en parlak görünümde. Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in batışından sonra gökyüzünde görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Teknoloji mağazalarından bile kolayca satın alınabilen küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’ların devasa yolcu uçaklarına büyük hasarlar vererek uçuş güvenliğini tehlikeye atabileceğini biliyor muydunuz?

Gökbilim ve Uzay

Konya Bilim Merkezi tarafından ilki 2018’de düzenlenen Astrofest gökyüzü gözlem etkinliği bu yıl 12-14 Temmuz tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleştirildi. “Herkese biraz gökyüzü!” sloganı ile düzenlenen etkinliğe gençler aileleriyle birlikte katıldı.

Gökbilim ve Uzay

20 yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) geçmişten günümüze birçok araştırmacı astronota ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla altı ay süren görevleri boyunca Dünya’dan uzakta kalan astronotlar, su ve hava gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ISS’nin özel sistemlerinden yararlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Şili’deki ALMA teleskoplarıyla gözlemler yapan bir grup gökbilimci, Dünya’ya yaklaşık 1500 ışık yılı mesafedeki genç bir yıldızın etrafında tuz molekülleri tespit etti. Dr. A. Ginsburg ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Ay, Güneş’ten sonra gökyüzündeki en parlak ikinci gökcismi. Ay gökyüzü gözlemcilerine çıplak gözle gerçekleştirebilecekleri birçok gözlem imkânı sunuyor. Örneğin her gece gökyüzünde Ay’ı farklı bir şekilde görürüz. Çünkü Dünya etrafındaki yörünge hareketi sırasında Ay’ın Güneş’e göre konumu sürekli değişir.

Gökbilim ve Uzay

“Şu an saat kaç?” sorusuna saatimize hemen cevap verebiliriz. Geçmişteyse zamanı ölçmek hiç de kolay değildi. Usturlap adı verilen alet, Güneş ve yıldız gibi gökcisimlerinin gökyüzündeki konumuna göre zamanı ölçmeyi sağlıyordu.

Gökbilim ve Uzay

Rus-Alman ortaklığı ile inşa edilen Spektrum Röntgen Gama (SRG) Uzay Gözlemevi'nin, 12 Temmuz 2019'da Kazakistan'da bulunan Baykonur Uzay Üssünden Proton roketiyle fırlatılması planlanıyor. Bu görevin temel amacı evrenin şimdiye kadar gerçekleştirilmemiş bir hassasiyetle X-ışını haritasını oluşturmak.