Skip to content Skip to navigation

Depremler Pisa Kulesi’ni Neden Yıkamıyor?

Dr. Mahir E. Ocak
29/05/2018 - 09:00

İtalya’daki Pisa Kulesi eğikliğiyle ünlü. Bir zamanlar Galileo’nun yerçekim ivmesinin kütleden bağımsız olduğunu göstermek için tepesinden gülleler attığı rivayet edilen kule, inşa edilirken kasten eğik yapılmamıştı. Ancak altındaki zeminin yumuşaklığı nedeniyle zamanla yan yatmaya başladı. Yaklaşık 56 metre yüksekliğindeki kule bugün yaklaşık 4 metre eğik duruyor.

Pek çok insanın cevabını merak ettiği sorulardan biri Pisa Kulesi’nin depremlerde neden yıkılmadığı. Tehlikeli bir biçimde eğik duran ve zar zor ayakta kalmayı başaran yapının en ufak bir depremde bile yıkılacağını düşünebilirsiniz. Ancak Pisa Kulesi yüzyıllardır depremlerden hasarsız çıkmayı başarıyor. Üstelik inşası 1173 yılında başlayıp aralıklarla 200 yıla yakın süren kulenin adını aldığı Pisa şehri civarında 1280 yılından beri dört büyük deprem oldu.

Yakın zamanlarda aralarında Bristol Üniversitesi’nden Prof. Dr. George Mylonakis ve Roma Tre Üniversitesi’nden Prof. Dr. Camillo Nuti’nin de bulunduğu 16 araştırmacı bir araya gelerek Pisa Kulesi’nin depremlerden hasar görmeden çıkmayı nasıl başardığı üzerine çalışmalar yapmış. Vardıkları sonuç, kulenin sismik etkinlikler sırasında zarar görmemesini sağlayan şeyin yan yatarak yıkılmanın eşiğine gelmesine sebep olan şeyle aynı olduğunu gösteriyor: yumuşak zemin. Kulenin yüksekliği ve sertliğiyle temel zemininin yumuşaklığı bir araya geldiğinde yapının titreşim özelliklerinde önemli değişiklikler oluyor. Araştırmacıların yaptıkları çalışmalara göre, kule depremler sırasında zeminle beraber titreşmiyor ve böylece sismik etkinliklerden hasarsız çıkmayı başarıyor.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.

Yerbilimleri

Colorado ve Montana üniversitelerinden bilim insanları büyük depremlerin sıklığı ile Dünya’nın dönüş hızındaki çok küçük değişimler arasında bir b

Yerbilimleri

Bilinen en eski soyut çizim Güney Afrika’daki Bolombos Mağarası’nda keşfedildi. Günümüzden 70.000 yıl öncesine tarihlendirilen aşı boyalı figür, daha önceleri bilinen en eski soyut çizimden 30.000 yıl daha eski.

Yerbilimleri

Yazar ve fotoğrafçı Anthony Murphy, İrlanda’daki Boyne Vadisi’nin yakınındaki arkeolojik bölgede binlerce yıldır gizli kalmış antik bir yapı keşfetti. Murphy, bölgeyi döner kanatlı insansız hava aracı (drone) ile görüntüledi.

Yerbilimleri

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde haziran ayında objektiflerinizi çevrenizde gördüğünüz doğal oluşumlara odaklamanızı istemiştik.

Yerbilimleri

Ürdün’deki Shubayqa 1 kazı alanında yapılan çalışmalarda 14.400 yıl önce üretilmiş bir bazlamanın yanmış kalıntıları bulundu.

Yerbilimleri

Şanlıurfa’da bugünlerde büyük bir sevinç yaşanıyor. 12 bin yıllık geçmişe sahip olan Göbeklitepe UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı.

Yerbilimleri

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde temmuz ayında objektiflerinizi çevrenizdeki geçmişe ait izlere odaklamanızı istiyoruz. Fotoğraflarınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #Arkeoloji etiketini eklemeyi unutmayın.

Yerbilimleri

Büyük Patlama kuramına göre, evrenin oluşumunun erken dönemlerinde sıcaklıklar, füzyon  tepkimelerinin (atom çekirdeklerinin birleşmesi) gerçekleşmesine müsaade edecek kadar yüksekti. Bu durum hidrojen, helyum, döteryum ve çok az miktarda lityum ve berilyum gibi hafif elementlerin oluşumuna zemin hazırladı.

Yerbilimleri

Nevada Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacı mantonun 800 kilometre derinlerinde su olduğuna dair bulgular elde etti. Dr. O. Tschauner ve arkadaşlarının yaptığı çalışmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.