Skip to content Skip to navigation

Dijital Arkeoloji Geçmişin Keşfini Değiştiriyor

Bilge Gölge
10/03/2015 - 10:42

Günümüzde arkeologlar geçmişi keşfetmek için 21. yüzyılın araçlarından yararlanıyor. Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Profesör Derek Counts ve ekibi, arkeolojik kazı alanlarında ve müzelerde tablet ve üç boyutlu baskı gibi yeni teknolojilerin nasıl tozlu defter, kalem ve kameraların yerini aldığını araştırıyor.

Kâğıtsız Arkeoloji

Tabletler ve hatta akıllı telefonlar kazı alanlarındaki bilgilerin toplanması, haritalandırılması ve saklanması için sıkça kullanılmaya başlandı. Örneğin yakın zamanda Kıbrıs’ta Athienou-Malloura arkeolojik kazı alanında yürütülen projede tablet kullanma denemeleri yapıldı.

Araştırmacılar kazı yaparken bir yandan da tablet kullanarak not alıyor ve eserle ilgili bilgilere ulaşabiliyorlar. Ayrıca elektronik çizelge oluşturabiliyor, eserin çizimlerini tamamlayabiliyor ve fotoğraflarını çekip ses ve görüntü kayıtları alarak çalıştıkları notlara bunları ekleyebiliyorlar. iDraw, Pages ve Numbers gibi hazır uygulamalar bilgilerin işlenmesine ve dijital olarak kaydedilmiş verilerin oluşturulmasına imkân sağlıyor.

Arkeologlar, kazı alanındaki zorlu şartlara dayanıklı oldukları için uzun zaman boyunca dizüstü bilgisayarları kullandı. Günümüzde ise tabletler teknolojik özellikleri, rahat taşınabilmeleri ve güç kaynağına daha az ihtiyaç duymaları nedeniyle dizüstü bilgisayarların yerini aldı. Ayrıca yüksek çözünürlüklü kameralar ile sahada edinilen bilgiyi kaydetmek daha kolay hale geldi. Ulaşılan tüm alanlarda tablet ile çalışmanın daha verimli olduğu görüldü.

Antik Çağları Üç Boyutlu Modelleme ile Yeniden İnşa Etmek

Üç boyutlu görüntüleme ve baskı teknolojileri ile geçmişin dağınık parçalarının nasıl bir araya getirilebileceği üzerine yapılan çalışmalar da gün geçtikçe artıyor. Bu yeni teknolojiler ile kazılarda çıkarılan parçalar birleştirilerek bir bütün haline getirilmeye çalışılıyor.

Dijital tarama aynı zamanda tarihi eserlerin renklerinin, dokularının ve ölçülerinin araştırmacılar tarafından detaylı bir şekilde incelenerek kültürel ve tarihi bağlamlarına uygun olarak açıklanmasını kolaylaştırıyor. Yüksek çözünürlüklü bu görüntüler, 2500 yıllık parmak izleri gibi çıplak gözle görülmesi imkânsız olan detayları daha yakından incelemeyi mümkün kılıyor.

Tüm bu gelişmelerin en dikkat çekici yanı ise, üç boyutlu tarayıcıların araştırmacılara orijinal eserleri ait oldukları ülkelerde bırakarak tarihi eserler üzerinde uzaktan çalışma imkânı vermesi. Üç boyutlu görüntüleme ve baskı teknolojileri bilim insanlarına bu nesnelerin kopyaları üzerinde çalışma fırsatı da sağlıyor.

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

536 kış mevsiminin sona ermediği yıl olarak tarihe geçti. 536 yılında gerçekleşen volkanik bir patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplamış, Güneş kara bulutların arkasında kalmış, 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçmiş, ekinler yetişememiş, Çin’de yaz mevsiminde kar yağmıştı.

Yerbilimleri

Bu etkinliğimizde maliyeti uygun malzemeler kullanarak deprem gerçekleştiğinde ses ve ışık ile uyarı veren bir deprem alarm düzeneği tasarlıyoruz.

Yerbilimleri

Yeryüzünde çok sayıda deprem meydana gelir. Bazı depremlerin gücü hissedilemeyecek kadar küçüktür. Bu nedenle herhangi bir zarara yol açmazlar. Şiddetli depremler ise büyük çapta can ve mal kaybına sebep olabilir. Deneyler köşesinin bu etkinliğinde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle basit bir sismograf düzeneği tasarlayıp çalışma prensibini öğreniyoruz.

Yerbilimleri

Türkiye önemli fay hatlarını barındıran bir deprem ülkesidir. Deprem önlenebilir bir doğa olayı olmasa da depremin yıkıcı etkilerini alacağımız önlemlerle en aza indirebiliriz. Peki depreme karşı hazırlıklı olmak için neler yapabiliriz?

Yerbilimleri

Peru’nun güneyindeki antik İnka şehri Machu Picchu, And Dağları’nda 2430 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde yer alır. 1438-1472 yılları arasında hüküm süren İmparator Pachacuti için inşa edildiği düşünülen şehir, 2007 yılında Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmişti.

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?