Skip to content Skip to navigation

Dijital Dünyanın Vazgeçilmezi Ekranlardan Yayılan Mavi Işığın Etkileri

Selin Çorba
06/02/2019 - 19:08

İnsan gözüne farklı kaynaklardan yayılan (örneğin Güneş, yapay aydınlatmalar, ekranlar) belirli dalga boylarında ışınlar ulaşır. Vücudumuzdaki fizyolojik, psikolojik ve davranışsal birçok süreç doğal aydınlık-karanlık döngüsüne bağlı olarak düzenlenir ve maruz kalınan ışığa göre vücudumuzda farklı hormonlar salgılanır.

Günlük hayatta uzun süreler kullandığımız telefon ve tablet gibi taşınabilir cihazların, bilgisayarların ve televizyonların ekranlarında çoğunlukla LED'ler (ışık yayan diyot) kullanılıyor. Beyaz LED’lerde ışık yoğunluğunun en yüksek olduğu dalga boyu mavi ışığın dalga boyu aralığında.

Farklı aydınlatma kaynaklarında ışık yoğunluğunun en yüksek olduğu dalga boyları

Işık tayfının görünür bölgesindeki mavi ışığın (dalga boyu 400-480 nanometre aralığındadır) gözümüzdeki hücrelere zarar vererek hasara neden olduğunu ve ışık gözdeki ışığa duyarlı hücreler tarafından algılandığında oluşan sinyalleri beyne ileten gangliyon hücrelerini olumsuz etkilediğini gösteren araştırmalar var. Örneğin İngiltere’ de 2014 yılında yapılan bir araştırmada 25 yaş altı katılımcıların %55’inde dijital ekranlara maruz kalındığında göz yorgunluğu oluştuğu belirlendi.

Dijital cihazlar günümüz dünyasının vazgeçilmez araçları. Dolayısıyla bu cihazları uzun süreler kullandığımızda, maruz kaldığımız mavi ışık bizi çok fazla etkiliyor.

Mavi ışığa özellikle geceleri maruz kalmak sadece göz sağlığına zarar vermiyor. Ayrıca uyku düzenini bozarak vücutta gerçekleşen psikolojik ve fizyolojik süreçlerin işleyişini de olumsuz etkiliyor. Uyku bozukluklarının ise obezite ve diyabet gibi bazı hastalıklarla ilişkili olduğunu gösteren araştırmalar var. Yapılan bir başka araştırmada ise katılımcılardan tablet kullananların normalden ortalama yarım saat daha geç uyudukları, sabahları uyandıktan sonra uykulu hissettikleri belirlendi. Bu durum akşamları tablet kullanmanın sağlığımızı, günlük hayattaki performansımızı ve güvenliğimizi etkileyebileceği anlamına geliyor. İlk bakışta ciddi gibi görünmese de uykusuzluk ve psikolojik faktörler yaşam kalitesini düşürerek insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Vücudumuzdaki fizyolojik, psikolojik ve davranışsal birçok süreç (örneğin uyku-uyanıklık döngüsü, vücut sıcaklığı, kan basıncı, hormonların salgılanma düzeni) doğal aydınlık-karanlık döngüsüne göre düzenlenir. Yaklaşık 24 saatlik zaman aralıklarını takip eden bu süreçler günlük ritim olarak adlandırılır. Işık bu mekanizmayı düzenleyen temel etkendir.

 

Peki, mavi ışık sağlığımız için tam anlamıyla zararlı mı?

Cevap: Hayır. Çünkü mavi ışık gündüz saatlerinde zihinsel olarak zinde olmamıza ve vücudumuzun performansının artmasına yardımcı olur. Maruz kalınan ışığa göre vücudumuzda farklı hormonlar (örneğin mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin, uyku hormonu olarak bilinen melatonin, stres hormonu olarak bilinen kortizon) salgılanır. Dalga boyu kısa ışınlar (özellikle mavi ışık) melatoninin salgılanmasını azaltır. Bu nedenle gündüz saatlerinde vücudumuz yeterli düzeyde mavi ışığa ihtiyaç duyar.

Dijital ekranlara ne kadar süre maruz kaldığımız önemli. Yapılan bir araştırma mavi ışığın göze zararının ışığın şiddetiyle ve ne kadar süre maruz kalındığıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Sağlığımız için dijital ekranları gün içinde belirli süreler kullanmalı ve göz sağlığımızı korumaya yönelik önlemler almalıyız.

Dijital ekranlardan yayılan mavi ışığın olumsuz etkilerinden gözünüzü korumak için çeşitli yöntemler var. Bu yöntemlerden biri 20-20-20 kuralı. Yani her 20 dakikada bir 20 saniye boyunca 20 feet (yaklaşık 6 metre) uzaktaki bir objeye bakın.

 

Kaynaklar:

 
Yazar Hakkında:
Selin Çorba
Gazi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Rochester Teknoloji Enstitüsünde çalışan Nicholas Conn, Karl Schwarz ve David Borkholder, konjestif kalp yetmezliği hastaları için yararlı olacak bir klozet oturağı geliştirdi. Çeşitli ölçüm cihazlarıyla donatılmış oturak, henüz semptomlar ortaya çıkmadan hastanın sağlığındaki bozulmaları tespit edebiliyor.

Tıp ve Sağlık

Ergenlik dönemi bilişsel, fiziksel ve duygusal olarak çok hızlı değişimler geçirdiğimiz, kendine has özellikleri olan bir dönemdir. Peki, bu dönemde beslenme konusunda nelere dikkat etmek gerekiyor?

Tıp ve Sağlık

Prof. Dr. Ramazan Akdemir ile üç boyutlu yazıcıyla üretilen eriyebilen damar stenti projesi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Tıp ve Sağlık

“Her şeyin azı karar çoğu zarar” denir. Bu söz bağışıklık sistemimiz için de geçerli olabilir. Çünkü bağışıklık sisteminin aşırı aktif olması otoimmün hastalıklara (öz bağışıklık hastalıkları) sebep olabiliyor.

Tıp ve Sağlık

Sindirim sistemimizi yakından tanıyıp yiyeceklerin vücudumuza girdikten sonra hangi süreçlerden geçtiğini ve nasıl enerjiye dönüştüğünü öğrenmek i

Tıp ve Sağlık

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışan bir grup araştırmacı, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri öldürmeye imkân veren bir yöntem geliştirdi. Dr. Hokyung K. Chung ve arkadaşlarının Prof. Dr. Michael Z. Lin önderliğinde yaptığı araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Tıp ve Sağlık

Geçmişte yapılan araştırmalar, yüksek tansiyonun hafif bilişsel bozukluklar ve demansla ilişkilendirilebileceğini göstermişti. Peki, bu doğru mu?

Tıp ve Sağlık

ABD ve Çin’de çalışan bir grup araştırmacı, vücuttaki tüm organları ve dokuları aynı anda bir saniye kadar kısa bir süre içinde görüntülemeye imkân veren bir sistem geliştirdi.

Tıp ve Sağlık

Obezitenin ve beslemenin uyku sağlığı üzerine etkilerine gelin yakından bakalım.

Tıp ve Sağlık

Bacağı kırılan bir atın iyileşmesi mümkün olmadığı için vurulduğunu filmlerde görmüş olabilirsiniz. Atlardaki kemik kırıklarının iyileşmesi küçük boyuttaki hayvanlardakinden ve insanlardakinden çok daha zordur. Çünkü atlar çok ağır (kütleleri 1 tona yaklaşabilir) ve büyük hayvanlardır.