Skip to content Skip to navigation

DNA’ya Kaydedilen Sinema Filmi

Dr. Mahir E. Ocak
25/07/2017 - 09:39

Bir grup araştırmacı, ilkel bir sinema filmini canlı hücrelerin DNA’sına kodlamayı ve daha sonra filmi yeniden oynatmayı başardı. Geliştirilen yöntemin gelecekte hücrelerde meydana gelen değişimlerin kaydını tutmak için kullanılması planlanıyor. Dr. Seth L. Shipman ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları Nature’da yayımlandı.

Araştırmacılar yaptıkları deneylerle ilk olarak bir insan eli görüntüsünün bakterilerin içine yerleştirilen DNA’ya kaydedilebileceğini ve daha sonra bu görüntünün geri alınabileceğini göstermiş. Daha sonra 1870’lerde çekilmiş ilkel bir sinema filminin kareleri de benzer biçimde kodlanmış ve geri alınmış.

Araştırmacılar bilgileri kodlamak için CRISPR’den yararlanmış. CRISPR bazı bakterilerde bulunan ve bağışıklık sistemi gibi görev yapan bir grup protein ve DNA’dır. Bir bakteriye virüs bulaştığında CRISPR yabancı DNA’nın bir kısmını kesip bakterinin kendi genomunda saklar. Daha sonra bu DNA’yı aynı tür virüsleri tanımak ve onlara karşı savaşmak için kullanır. Araştırmacılar CRISPR’nin bu özelliklerinden zaman içinde gerçekleşen sıralı olayları kaydetmek için yararlanmış. İlk olarak kaydedilmek istenen filmin her bir karesi tek tek DNA dizilerine kodlanmış. Daha sonra bakteriler bu DNA’lara maruz bırakılmış. Deneyler CRISPR’nin bakterinin genomunda sakladığı DNA’ları kullanarak sinema filmini %90 doğrulukla geri kazanmanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Geliştirilen yöntemden pek çok alanda yararlanmak mümkün. Dr. Shipman, kendi nihai amaçlarınınsa sinir hücrelerinde meydana gelen değişiklikleri kaydederek beyin üzerinde araştırmalar yapmak olduğunu belirtiyor. 

İlgili İçerikler

Biyoloji

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde kış ile yaz mevsimi arasındaki geçişin etkilerini gözlediğimiz nisan ayında objektiflerinizi doğada yaşanan değişimlere odaklamanızı istemiştik. Bu süreçte #CanlananTabiat etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar değerlendirildi ve ayın en beğenilen fotoğrafları belirlendi.

Biyoloji

Yeni Zelanda’da yüksek volkanik etkinliğe sahip bir bölgedeki bitkiler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda aşırı sıcak topraklarda yaşayabilen bitkilere rastlandı. Yeni Zelanda’daki Landcare Research’ten Mark Smale ve ekibi Yeni Zelanda’nın North Adası’ndaki Taupao Volkanik Alanı’nda incelemeler yaptı.

Biyoloji

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde mayıs ayında objektiflerinizi yaşadığınız bölgeye özgü bitki türlerine odaklamanızı istiyoruz. Fotoğraflarınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #EndemikBitkiler etiketini eklemeyi unutmayın.

Biyoloji

Balinaların ses çıkarabildiği ve birbirleriyle iletişim kurabildiği biliniyor. Ancak bugüne kadar bu canlıların nasıl duyduğu anlaşılamamıştı. Balinaların hem büyüklükleri hem de okyanuslarda yaşamaları bilimsel araştırmaları zorlaştırıyordu.

Biyoloji

Avustralya’nın Sidney şehrindeki Garvan Enstitüsü araştırmacıları ilk defa i-motifi adı verilen farklı bir yapıdaki DNA’nın da insan vücudunda var olduğunu gösterdi. 

Biyoloji

Bir bölgede yaşayan belirli bir canlı türünün sayısını nasıl hesaplayabilirsiniz? “Canlıların tamamını tek tek yakalayıp sayarak” şeklinde bir çözüm aklınıza gelmiş olabilir. Ancak canlıların tamamını yakalamak, özellikle canlı sayısının çok yüksek ve canlıların yaşadığı bölgenin çok geniş olması durumda, mümkün değildir.

Biyoloji

Balinalar suda yaşayan memeli türlerinden biridir. Deniz memelilerinin karada yaşayan memeli türlerinden önemli bir farkı var. Suyun altında çok uzun süre nefeslerini tutabiliyorlar. Örneğin insanlar en fazla birkaç dakika nefeslerini tutabilirken, bazı balina türleri iki saat nefes almadan suyun altında kalabiliyor.

Biyoloji

Bu yıl 49.’su düzenlenen TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın final sergisi 16-18 Nisan tarihleri arasında Antalya Kepez Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Biyoloji

Japonya’daki RIKEN Sürdürülebilir Kaynaklar Bilim Merkezi’nde çalışan bir grup araştırmacı bitkilerin su kaybetmesini önleyen bir hormon keşfetti.

Biyoloji

Japon kâğıt katlama sanatı origami ile birbirinden farklı objeler tasarlamak mümkün. Peki aynı el sanatını kâğıt yerine DNA’yı (deoksiribonükleik asit) kullanarak gerçekleştirebilir miyiz?