Skip to content Skip to navigation

Dr. Cem Elbi ile Söyleşi

Dr. Mahir E. Ocak
11/07/2014 - 09:53

Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri kanser. Her yıl çok sayıda insan kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Modern tıp, kanser ile mücadele konusunda çok yol almış olsa da, henüz her türlü kanserin tamamen tedavi edilmesi mümkün değil. Ancak dünya genelinde pek çok araştırma grubu çok önemli çalışmalara imza atıyor. Biz de kanser araştırmaları konusunda önde gelen kuruluşlardan biri olan Bayer'de çalışan Dr. Cem Elbi ile kısa bir söyleşi yaptık.

TÜBİTAK Bilim Genç: Kendinizi tanıtır mısınız?

Dr. Cem Elbi: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1987 yılında mezun olduktan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde kanser moleküler ve hücre biyolojisi üzerine doktora yaptım. Daha sonra 1998-2005 yılları arasında Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) ve Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü’nde (NCI) üst düzey araştırma görevlisi olarak kanserin gelişme nedenleri üzerine doktora sonrası çalışmalarıma devam ettim. 2005-2011 yılları arasında Boston’daki Merck Araştırma Laboratuvarları Onkoloji Bölümü’nde grup bașkanı olarak çalıştım. Daha sonra Boston Merrimack Pharmaceuticals Onkoloji Bölümü’nde müdür olarak görevimi sürdürdüm. Şu an ise Bayer’in Kanser Tedavisi İçin İlaç Geliştirme ve Klinik Araştırmalar Bölümü’nde araştırmacıyım. Ayrıca aynı bölümde yöneticilik de yapıyorum. 

TÜBİTAK Bilim Genç: Sizi kanser ile ilgili araştırmalar yapmaya yönelten sebepler neler?

Dr. Cem Elbi: Ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde kanser, en fazla ölüme sebep olan hastalıklar arasında birinci sırada yer alırken gelişmekte olan ülkelerde ise ikinci sıradadır. Dolayısıyla kanser tüm insanlık için çok önemli bir sorun. Pek çok araştırma grubu, bu hayati önemdeki sağlık sorununa çözüm bulmaya çalışıyor. Ben de hem bir doktor hem bir bilim insanı olarak kariyerimin başında insan vücudunda kanserin gelişme nedenleri ile kanserin teşhis ve tedavisinde rol oynayan biyolojik ve genetik etkenler üzerine araştırmalar yaptım. Daha sonra, bu bilgilerimi kanser hastalarının tedavisine yardımcı olacak yeni ilaçların bulunması üzerine kullanmaya karar verdim. O nedenle şu an çalışmalarımı bu konularda önde gelen bir kuruluş olan Bayer'in Amerika’daki klinik Ar-Ge (araştırma-geliştirme) bölümünde sürdürüyorum.

TÜBİTAK Bilim Genç: Yaptığınız araştırmalar neleri kapsıyor?

Dr. Cem Elbi: Yaptığım çalışmaları iki sınıfa ayırabiliriz. Birincisi kişiselleştirilmiş tıbbi tedavi uygulamaları. İkincisi ise yenilikçi ilaçların geliştirilmesi ve kanser hastalarının tedavilerinde kullanılması. Değişik kanser türlerinin -örneğin akciğer, meme, prostat, baş/boyun ve kalın bağırsak kanserleri- tedavisinde etkili rol oynayabilecek yeni ilaçlar üzerine çalışmalar yapıyorum. Kanser türleri doğaları gereği sürekli değiştiği için, bu konularda araştırmalar yapan bilim insanlarının büyük bir bilgi birikimine sahip olması gerekiyor. Ancak bu sayede çok daha büyük bir hasta kitlesine yardımcı olabiliyoruz. Bana mesleğimde en çok ilham veren şey de kanser gibi ölümcül bir hastalıkla mücadele eden hastaların yaşamlarına devam etmelerini sağlayabilmemizdir.

TÜBİTAK Bilim Genç: Son olarak kanser araştırmalarının geleceği hakkında neler söylemek istersiniz?

Dr. Cem Elbi:  Her ne kadar kanser teşhis ve tedavisinde çok önemli adımlar atılmış olsa da henüz yürümemiz gereken uzun bir yol var. Bu uzun yolun çabuk bir şekilde katedilmesi için işbirliği çok önemli. O nedenle endüstri kuruluşları, üniversiteler, araştırma enstitüleri ve devlet makamlarının işbirliği yaparak kanserin teşhis ve tedavisinde etkili olacak ortak çalışma ve araştırmalara öncelik vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde, kanser teşhis ve tedavisinde başarılı olabilmemiz çok zor olacaktır.

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Ağrı hoş olmayan bir durum. Peki, ağrıyı hissetmesek nasıl olurdu? Şimdilik bu soruyu tekrar ele almak üzere bir köşeye bırakalım.

Tıp ve Sağlık

Enerji içecekleri genellikle uyanık kalmayı sağladıkları, fiziksel ve bilişsel performansı artırdıkları düşüncesiyle tüketilir. Enerji içeceklerinin temel bileşeni kafeindir. Bu içecekler kafein dışında taurin, glukoronolakton, bazı B grubu vitaminleri, şeker gibi başka maddeler de içerebilir.

Tıp ve Sağlık

TÜBİTAK Popüler Bilim Dergileri Müdürlüğü 8-14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası’nı 10 ilde düzenleyeceği 11 etkinlikle kutluyor. Gençlerin bilim insanları ile doğrudan iletişim kurmasını sağlayan TÜBİTAK Bilim Söyleşileri ile bilim konularına olan farkındalıklarının artırılması hedefleniyor.

Tıp ve Sağlık

Evrak işleri ile uğraşırken ya da sevdiğiniz birinden gelen mektubu büyük bir hevesle açarken parmağınızın kesildiği oldu mu? Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız kâğıdın bu denli canımızı yakması hayli şaşırtıcı olabiliyor. Peki, küçücük bir kesik canımızı nasıl bu kadar acıtabiliyor?

Tıp ve Sağlık

Aralarında genç bilim insanımız Canan Dağdeviren’in de olduğu Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bilim insanları, nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların doğrudan beynin ilgili bölgesine ulaştırılmasını sağlayan mikro ölçekte bir ilaç taşıma sistemi geliştirdi. 

Tıp ve Sağlık

Sağlıklı ve yeterli uyku, şeker yeme isteğinizin azalmasını dolayısıyla daha sağlıklı bir beslenme düzenine sahip olmanızı sağlayabilir. Bilim insanları uykunun beslenme bozukluklarından kaynaklanan sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor. Ancak bu konuda yapılan araştırmaların sayısı çok fazla değil.

Tıp ve Sağlık

“Sağlıkta Yenilik” konulu Bioinnovation IV Konferansı 10-11 Şubat 2018 tarihlerinde Bahçeşehir Üniversitesi gerçekleştiriliyor.

Tıp ve Sağlık

Ortalama ömrün cinsiyete bağlı olarak değişmesi sadece insanlarda değil başka pek çok canlı türünde de gözlemlenen bir durumdur. Ancak insanlarla diğer canlılar arasında önemli bir fark var. 

Tıp ve Sağlık

Yemekten sonra bastıran uykuyu hepimiz biliriz. Enerji vermesi gereken besinlerin uykumuzu getirmesi bize biraz garip gelebilir. Peki, bunun sebebini hiç merak ettiniz mi?

Tıp ve Sağlık

Güneş’ten Dünya’ya ulaşan morötesi dalga boyundaki ışınların (UV) özellikle cilt üzerindeki zararlı etkileri hakkında fikir sahibiyiz. Ancak UV ışınlar gözün yüzeyindeki dokulara ve gözün içindeki yapılara, örneğin korneaya, retinaya ve göz merceğine de zarar verebilir.