Skip to content Skip to navigation

Dünya’nın İç Çekirdeğinin de Çekirdeği Varmış

Dr. Tuba Sarıgül
27/02/2015 - 08:47

ABD’deki Illinois Üniversitesi ile Çin’deki Nanjing Üniversitesi’nden bilim insanları, sismik dalgalardan elde edilen verileri analiz ederek gerçekleştirdikleri araştırmada Dünya’nın iç çekirdeğinin de çekirdeği olduğunu belirledi.

Yerkabuğunun altında Dünya’nın nikel ve demirden oluşan sıvı halde bir dış çekirdeği ve demirden oluşan katı halde bir iç çekirdeği var. Ay’dan biraz daha küçük boyuttaki iç çekirdeğin geçmişte demirden oluşmuş katı bir top olduğu düşünülüyordu. Ancak araştırmalar iç çekirdeğin karmaşık bir yapısı olduğunu gösteriyor.

Nature Geoscience dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları Dünya’nın iç çekirdeğinde farklı yapıda iki bölge olduğunu, çapı iç çekirdeğinkinin yarısı kadar olan iç bölgede demir kristallerinin Dünya’nın dönme eksenine dik şekilde yönlendiğini, dış kısımda ise kristallerin yönünün dönme eksenine paralel olduğunu belirledi. Bu, iç çekirdeğin çekirdeğindeki demirin kristal yapısının, dış katmandakinden farklı olabileceği anlamına gelebilir.

İç çekirdeğin yapısındaki bu farklılığın Dünya’nın oluşum süreci hakkında bilim insanlarına önemli bilgiler sağlayabileceği düşünülüyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) çalışan bir grup araştırmacı, hareketli aksamları olmayan bir itki sistemi tasarladı, üretti ve başarıyla test etti. Dr. Haofeng Xu ve arkadaşlarının Prof. Dr. Steven Barrett önderliğinde yaptığı çalışmanın sonuçları Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Gökyüzünde en kolay fark edilen takımyıldızlardan biri olan Avcı (Orion) Takımyıldızı, kış aylarında Kuzey Yarımküre’de gökyüzünün en önemli simgelerindendir. Bu nedenle de kış mevsiminin gelişinin habercisi olarak kabul edilir.

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz “Güneş Sistemi’nde başka bir gezegende yaşabilir miydik?” sorusunu, en yakınımızda olan Merkür, Venüs ve Mars’ın iklimi ve bu gezegenlerde yaşama imkânı üzerinden açıklıyor.

Gökbilim ve Uzay

Yerli uyduların mercek, prizma ayna gibi optik bileşen ihtiyacını karşılayacak Optik Sistemler Araştırma Laboratuvarı TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü çatısı altında kuruldu.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) 20. yaş gününü kutluyor. ISS’yi oluşturan ilk modül olan Zarya, 20 Kasım 1998’de fırlatılmış ve Dünya’nın çevresindeki yörüngesine yerleşmişti.

Gökbilim ve Uzay

1772 yılında Wittenberg Üniversitesi’nden Johann Daniel Titius gezegenlerin Güneş’e olan ortalama uzaklıkları arasında bir ilişki olduğunu keşfetti.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler genç yıldızların etrafında dönen gaz ve toz bulutlarının içinde doğar. Bir araya gelen toz zerreleri giderek büyür; çakıl taşı, kaya ve dağ büyüklüğünde parçalar oluştururlar. 

Gökbilim ve Uzay

Boğa Takımyıldızı’ndaki Ülker (Pleiades) ve Boğa (Hyades) yıldız kümeleri kasım ayında Güneş’in batışından sonra doğu ufkunun üzerinden yükseliyor.

Gökbilim ve Uzay

Enerji kaynağı olarak güneş panellerinin kullanıldığı Vanguard 1 uydusunun fırlatılmasından bugüne güneş panelleri sayesinde uydular uzun yıllar görev yapabildi. Peki, uzay araçlarında kullanılan güneş panelleri uzaydaki zorlayıcı koşullara nasıl dayanabiliyor?

Gökbilim ve Uzay

Bilim Genç sesli yayınının yeni bölümünde Prof. Dr. Levent Kurnaz Güneş’te meydana gelen değişimlerin Dünya’nın iklimini nasıl etkilediğini anlatıyor.