Skip to content Skip to navigation

Düşüncelerimi Okuyabiliyor musun?

M. Bünyamin Yıldırım
28/08/2019 - 17:13

1999’da vizyona giren Matrix filminde ana karakter Neo, Headjack olarak isimlendirilen bir beyin-bilgisayar arayüzü sayesinde Matrix dünyasına girebiliyordu. Neo’nun kafatasının arkasında yer alan bağlantı girişi sayesinde bu cihaz binlerce küçük bağlantı boyunca beynin derinliklerine ulaşabiliyordu. Headjack bilgisayarlara bağlanıyor ve bu şekilde insanlar bir sanal gerçeklik dünyası olan Matrix'e giriş yapabiliyordu.

1973’te henüz bilgisayar teknolojisi çok yeniyken Kaliforniya Üniversitesi Beyin Araştırmaları Enstitüsünden Jacques J. Vidal, yakın bir gelecekte beyin-bilgisayar arayüzleri sayesinde insan ve bilgisayarlar arasında doğrudan iletişimin mümkün olabileceğini açıklamıştı. Günümüzde “düşünceleri” algılayabilen sistemlerin geliştirilmesine yönelik birçok araştırma yapılıyor. Peki, düşüncelerin bir beyinden başka bir beyne doğrudan aktarılması -günlük hayatta telepati olarak bilinir- mümkün olabilir mi?

Birini düşündüğünüz andan kısa bir süre sonra o kişiden size bir mesaj geldiğinde ya da bir başkası ile aynı anda aynı şeyleri düşündüğünüzde “Telepati gerçek mi?” sorusu aklınıza gelmiştir. Bir iletişim aracı olmaksızın iletişim kurabilmek, bir anlamda telepati, mümkün olabilseydi insanlar için çok faydalı olabilirdi.

İnsan beyninde elektrik sinyalleri sinir hücreleri arasında iletilebiliyor. Birbiriyle iletişim kuran sinir hücreleri sinir ağları oluşturuyor. Bu süreçte beyinde ortaya çıkan elektriksel aktivite beyin dalgaları olarak isimlendiriliyor. Beyindeki elektriksel aktivite yani beyin dalgaları EEG (elektroensefalografi) olarak isimlendirilen bir yöntemle tespit edilebiliyor. EEG yönteminde kafatasının üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla beyinde oluşan elektrik sinyalleri algılanabiliyor. Beyinde sadece elektrik sinyalleri oluşmuyor, aynı zamanda beyin elektrik sinyallerini algılayabiliyor. Bu amaçla kullanılan TMS (transkraniyal manyetik stimulasyon) yönteminde kafatası çevresinde oluşturulan manyetik alan beyinde elektrik sinyallerinin oluşmasını sağlıyor. Bu sayede bir insan kolunu ya da parmağını hareket ettirebiliyor.

2014’te yapılan bir araştırmada son yıllarda önemli gelişmeler yaşanan beyin-bilgisayar arayüzü teknolojilerinin beyin-beyin iletişimine ne kadar katkı sağlayabileceği incelendi. Araştırmada bilim insanları EEG ve TMS yöntemlerini kullanarak “düşünceleri” Hindistan’da bulunan verici kişinin beyninden Fransa’da bulunan alıcı kişinin beynine iletmeyi başardı.

Hindistan’daki verici birey ellerini ve kollarını hareket ettirdiğinde beyninde oluşan elektrik sinyalleri EEG yöntemiyle algılandı ve bilgisayarda 1 ve 0 şeklindeki ikili kod sistemine dönüştürüldü. Bu kodlar kablosuz veri aktarımı sayesinde Fransa’daki alıcı kişilere iletildi. Alıcı kişilerin kafataslarının üzerine yerleştirilen TMS cihazı aracılığıyla gönderilen kodlar sayesinde kişilerin beyinlerinin görmeyle ilgili bölgesi etkinleştirildi. İkili kod sisteminde verici kişi ellerini hareket ettirdiğinde beyinde oluşan elektrik sinyali “1” şeklinde kodlandı. Bu kod alıcı tarafından algılandığında beyinde ışık parlaması oluşturdu. Verici kişi ayaklarını hareket ettirdiğinde ise beyinde oluşan elektrik sinyali “0” şeklinde kodlandı ve bu kodun alıcının beynindeki karşılığı ışık parlaması oluşmamasıydı.

Beyin-bilgisayar ve beyin-beyin arayüzü sistemlerinin yapay zekâ teknolojisi ile bir arada kullanılması gelecekte önemli gelişmelere öncülük edebilir. Örneğin felçli insanların hareket organlarını tekrar kullanabilmesi, ilerleyen evrelerde vücuttaki neredeyse her kasın işlevini yitirmesiyle sonuçlanan ALS gibi hastalıklarda hastaların başka insanlarla iletişim kurabilmesi bu teknolojiler sayesinde mümkün olabilir.

Kaynaklar:
Yazar Hakkında:
M. Bünyamin Yıldırım
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (Mezun)

İlgili İçerikler

Beyin ve Sinir Bilim

San Francisco’daki Kaliforniya Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı, insanların hiçbir sağlık sorunu yaşamadan az uykuyla yetinebilmesini sağlayan bir genetik mutasyon keşfetti.

Beyin ve Sinir Bilim

Heyecanlandığımızda ya da kaygılandığımızda beynimizdeki amigdala bölgesi, tıpkı bir tehlike ile karşılaştığımızdakine benzer şekilde, stres-heyecan sistemi olarak da bilinen sempatik sinir sistemini etkinleştirir ve adrenalin salgılamaya başlar.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Ekim 2019 probleminin çözümüne ve Kasım 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Beynimiz hiç mola vermez, sürekli çalışır. Hayati fonksiyonları düzenler, çevreden algılanan uyarıları değerlendirir ve bilişsel becerilerden sorumludur. Beynimizde farklı işlevler için farklı sinir hücreleri vardır. Hafıza da özel bir grup sinir hücresinin yeniden etkinleşmesiyle oluşur. Peki, bu özel sinir hücrelerini diğerlerinden ayıran nedir?

Beyin ve Sinir Bilim

Anılar ve yaşam tecrübeleri sanki ayrılmaz ikililermiş gibi görünür. Ancak bir grup araştırmacı, yakın zamanlarda Nature Neuroscience’ta yayımladıkları bir makalede, beyinlerindeki sinir hücrelerini uyararak laboratuvar hayvanlarının zihninde yapay anılar oluşturmayı başardıklarını açıkladı.

Beyin ve Sinir Bilim

Bazı resim ya da fotoğraflara baktığımızda onları aslında olduklarından farklı şekilde algılarız. Görsel yanılsama ya da optik illüzyon adı verilen bu olay ışık, objenin rengi ve deseni gibi faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar. Yani bir anlamda beynimiz kandırılır.

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Eylül 2019 probleminin çözümüne ve Ekim 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Ağustos 2019 probleminin çözümüne ve Eylül 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Satranç köşesinde bu ay Temmuz 2019 probleminin çözümüne ve Ağustos 2019 problemine yer veriyoruz. 

Beyin ve Sinir Bilim

Çok acıktığınızı ve arkadaşlarınızla beraber en sevdiğiniz ev yapımı hamburgerciye gittiğinizi hayal edin. Büyük bir iştahla siparişinizi verdiniz. Ancak yan masada oturan kişi meyve suyunu höpürdeterek içiyor. Çok rahatsız oluyor ve hemen orayı terk ediyorsunuz.