Skip to content Skip to navigation

Evren: Dev Zaman Makinesi

Uğur Çontu
05/03/2015 - 10:50

Zamanda yolculuk yapmak insanoğlunun en büyük hayallerinden. Ancak bırakın zamanda yolculuk yapmayı, henüz zamanı tanımlamayı bile başarabilmiş değiliz. Yine de bir zaman makinesinin içinde yaşadığımızı söyleyebiliriz. Evren, Büyük Patlama’dan bugüne kadar geçen süreyi adeta gözlerimizin önüne seriyor.

Isaac Newton’ın mutlak zaman ve mekân kavramları, Newton mekaniğinin temel yapı taşlarını oluşturur. Newton’a göre zaman mutlaktır ve uzayın her noktasında aynı hızla akar. Basitçe söylemek gerekirse bizim 1 saniyemiz ile başkalarının 1 saniyesi arasında fark yoktur.

Einstein ise özel görelilik kuramı ile ışık hızına yakın hızlarda hareket eden nesneler için zamanın daha yavaş ilerlediğini ortaya koymuş, ardından genel görelilik kuramı ile kütleçekimini yeniden tanımlamıştır. Einstein’a göre kütleçekiminin kaynağı, kütlelerin uzayzamanın dokusunda sebep olduğu eğilmelerdir. Buradan da, kütlenin zamanın akış hızını etkilediği sonucuna ulaşılır.

Konumumuzu belirlememizi sağlayan GPS uyduları, Dünya’nın etrafında, yeryüzündeki insanlara oranla daha hızlı hareket eder. Uyduların göreceli hızından ötürü, zaman uydular için farklı akar. Bu fark herhangi bir sinyal kaymasından ya da saatlerin bozuk olmasından kaynaklanmaz. Einstein’ın genel görelilik kuramı tarafından çok büyük bir kesinlikle tahmin edilebilir. Uyduların bize göre daha hızlı hareket etmesi uydulardaki saatlerin daha yavaş çalışmasına ve her gün yeryüzündeki saatlere göre 7 mikrosaniye (0,000007 saniye) geri kalmasına neden olur. Diğer yandan Dünya’nın kütleçekiminin etkisi uydulardaki saatlerin daha hızlı çalışmasına ve her gün yeryüzündeki saatlerden 45 mikrosaniye ileri gitmesine neden olur. Sonuç olarak uydulardaki saatler her gün yeryüzündeki saatlerden 45-7=38 mikrosaniye ileri gider. Dikkate değer gibi görünmese de, eğer bu fark giderilmeseydi GPS sistemi hiçbir işe yaramazdı. Örneğin 24 uydunun tümündeki saatleri, Dünya’daki saatlere göre ayarladığınızı ama görelilik kuramlarını hesaba katmadığınızı düşünün. Bunun sonucunda uydular konumlandırma yaparken 1 gün için 10 km hata vermeye başlayacak ve bu hata katlanarak büyümeye devam edecektir. Benzer şekilde, kozmonot Sergei Avdeyev, uzayda geçirdiği 747 günün sonunda yeryüzündeki insanlardan 0,02 saniye daha az yaşlanmıştır. Bütün bunlar zamanda yolculuk anlamına mı geliyor?

Gökyüzüne baktığımız her an aslında geçmişi seyrediyoruz. Bize en yakın yıldız olan Güneş, Dünya’dan 150 milyon km uzakta. Güneş ışınları ışık hızı nedeniyle yeryüzüne 8,4 dakikada ulaştığı için Güneş’in şu anki konumunu değil 8,4 dakika önceki konumunu görürüz. Güneş Sistemi’ne en yakın yıldız Proksima Erboğa ise 4,24 ışık yılı uzakta. Eğer bu yıldızı 2015 yılının Mart ayında gökyüzünde görebilirsek, aslında onun ancak Ekim 2010’daki halini görmüş olacağız.

Güneş Sistemi, Samanyolu Gökadası’nın bir üyesidir. Samanyolu’nun en yakın komşusu ise 3,75 milyar yıl sonra çarpışacağımız Andromeda Gökadası. Andromeda, ay ışığının ve yapay ışıkların olmadığı bir gecede çıplak gözle görülebiliyor. Bizden tam 2,5 milyon ışık yılı uzakta, yaklaşık 1 trilyon yıldıza ev sahipliği yapan bir gökadayı seyredebilmek büyüleyici değil mi? Peki Andromeda’nın, çok detaylı olmasa da, 2,5 milyon yıl önceki halini izlemek bir nevi zamanda yolculuk sayılmaz mı?

Hawking’in dediği gibi “Eğer zamanda yolculuk mümkünse, gelecekten gelen misafirlerimiz nerede?”

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Gökbilime biraz da olsa ilgi duyuyorsanız sizin de gökyüzünde ilk bakışta fark ettiğiniz yıldızların oluşturduğu şekiller vardır. Gözlem yaptıkça gökyüzündeki daha fazla şekil ve bu şekilleri oluşturan gökcisimleri hakkında bilgi sahibi olursunuz. 

Gökbilim ve Uzay

2018 TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Lisans Öğrencileri Yaz Programı başvuruları 4 Mayıs’ta sona eriyor.

Gökbilim ve Uzay

Karanlık maddenin doğası bugün hâlâ tartışma konusu. Ancak fizikçilerin çoğunun üzerinde anlaştığı bir nokta varsa o da karanlık maddenin gökadaların oluşumu açısından çok önemli olduğudur. 

Gökbilim ve Uzay

Yıldırım bir uçağa çarptığında hiç zarar vermeyebileceği gibi ciddi hasarlara da yol açabilir. Yıldırımların sebep olduğu son kaza 1988 yılında meydana geldi. Sonraki yıllarda ise yıldırımların uçaklar üzerinde etkilerinin belirlenmesi sayesinde etkin koruma teknikleri geliştirildi.

Gökbilim ve Uzay

2014’ten beri düzenlenen ODTÜ Bilim Günleri bu yıl 28-28 Nisan’da gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Gökbilimciler Samanyolu’nun merkezindeki devasa karadeliğin etrafında onlarca karadelik keşfetti. Sonuçlar, yıllar önce öne sürülmüş, çok büyük kütleli karadeliklerin binlerce karadelik tarafından çevrelendiğini öne süren bir kuramı destekliyor. Dr. Charles J. Hailey ve arkadaşlarının konu hakkında yazdığı makale Nature’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Güneş ışığı beyazdır fakat içinde birçok farklı rengi barındırır. Bu farklı renkleri, beyaz ışığı bir prizmadan geçirdiğimizde ya da bir gökkuşağı oluştuğu sırada görebiliriz. Güneş’ten gelen beyaz ışık Dünya atmosferinde yol alırken birçok parçacıkla çarpışarak saçılır.

Gökbilim ve Uzay

Ankara Üniversitesi Kreiken Rasathanesi her yıl olduğu gibi bu yıl da kapılarını 7'den 77'ye tüm  gökyüzü meraklılarına açıyor. 21 Nisan’da başlayacak Halk Günü etkinlikleri ekim ayı sonuna kadar devam edecek ve ayda bir gerçekleştirilecek.

Gökbilim ve Uzay

Uluslararası bir araştırma grubu yeni bir ötegezegen keşfetti. K2-229b adı verilen, Dünya’ya yaklaşık 340 ışık yılı mesafedeki gezegenin çok yoğun bir çekirdeğe sahip olması bakımından Merkür’e benzediği belirtiliyor. 

Gökbilim ve Uzay

Dünya üzerindeki bir noktanın konumunu enlem ve boylam bilgilerine göre veririz. Peki, gökcisimlerinin örneğin yıldızların, gezegenlerin ve uyduların gökyüzündeki konumlarını nasıl belirleyebiliriz?