Skip to content Skip to navigation

Evren Genişliyorsa Gökadalar Nasıl Çarpışabiliyor?

Dr. Tuba Sarıgül
23/12/2015 - 14:35

NASA

1920’li yıllarda Edwin Hubble birçok gökadanın bizden uzaklaştığını gözlemlediğinde evrenin genişlediğine dair ilk keşiflerin öncülüğünü de yapmıştı. Andromeda ise bu durumun bir istisnası. Çünkü saatte 400.000 km hızla Samanyolu Gökadası’na doğru hareket ediyor. Ancak Hubble Uzay Teleskobu kullanılarak hassas ölçümler yapılıncaya kadar üzerimize doğru mu geldiğini yoksa bizi belli bir açıyla sıyırıp geçeceğini mi söylemek mümkün olmamıştı. Son araştırmalara göre iki gökada 4 milyar yıl sonra devasa bir çarpışma yaşayabilir.

Evrendeki olaylar farklı kuvvetler arasındaki mücadeleye göre şekilleniyor. Karanlık enerjinin evrendeki genişlemenin hızlanmasının nedeni olduğu düşünülüyor. Kütleçekim kuvveti ise gökadaları bir arada tutan kuvvet. Gökada kümeleri gibi büyük ölçekte ise gökadalar birbirinden hızlanarak uzaklaşıyor. Ancak evrenin daha yoğun bölgelerinde kütleçekimi etkisi belirgin olmaya başlıyor. Ayrıca iki gökada arasındaki mesafe yeterince küçükse gökadalar arasındaki karşılıklı kütleçekim kuvveti nedeniyle gökadalar birbirlerine doğru hareket ediyor. Bir anlamda Andromeda Gökadası’nın Samanyolu’nun üzerine “düştüğünü” söyleyebiliriz.

Ancak görünen maddenin oluşturduğu kütleçekim kuvveti gökadaları bir arada tutmak için yeterli değil. Bilim insanları, gökadalara ilave kütle dolayısıyla kütleçekim kuvveti kazandıran karanlık madde sayesinde gökadaların ve gökada kümelerinin bir arada kaldığını düşünüyor.

Evrenin bugünkünden daha yoğun olduğu erken dönemlerinde mücadelenin hem küçük hem de büyük ölçekteki kazananı kütleçekim kuvvetiydi ve gaz bulutlarının yoğunlaşarak yıldızları, gökadaları oluşturmasını sağladı. Eğer madde miktarı daha fazla olsaydı evren kendi içine çökebilirdi. Evren genişlemeye devam ettikçe artan hacmi nedeniyle yoğunluğu azaldı ve karanlık enerjinin etkisi daha belirgin olmaya başladı. Büyük Patlama’dan yaklaşık 6 milyar yıl sonra ise genişleme hızlanmaya başladı.

1

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Dergimizin 31 Aralık 2017 tarihinden beri Yayın Danışma Kurulu Üyeliğini yürüten, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bö

Gökbilim ve Uzay

NASA’ya ait Yeni Ufuklar uzay aracı Kuiper Kuşağı’ndaki bir gökcisminin yaklaşık 28.000 kilometre yakınından geçti. Dünya’ya ulaşan ilk görüntülerde Ultima Thule adı verilen gökcisminin birbirine kaynaşmış iki küreden oluştuğu görülüyor. 

Gökbilim ve Uzay

Bu yıl 22.’si düzenlenen Ulusal Gözlem Şenliği’nin başvuruları 14 Ocak-1 Mart 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 

Gökbilim ve Uzay

Bir grup gökbilimci bugüne kadar Güneş Sistemi’nde gözlemlenmiş en uzak gökcismini keşfetti. 

Gökbilim ve Uzay

Ocak ayı iki tutulma olayına ev sahipliği yapıyor. 6 Ocak’ta parçalı Güneş tutulması gerçekleşecek. Tutulma sırasında Ay, Güneş’in yaklaşık %70’ini örtecek. Kuzeydoğu Asya’dan ve Kuzey Pasifik’ten gözlemlenebilecek tutulma Türkiye’den görülemeyecek.

Gökbilim ve Uzay

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) Müdürü Doç. Dr. Lokman Kuzu ile Türksat 6A projesi ve ülkemizin uydu faaliyetleri ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gökbilim ve Uzay

İnsanların uzay keşif macerasında Ay’a, gezegenlere ve Güneş Sistemi’nin ötesine ulaşmak için uzay araçlarının ihtiyaç duyduğu enerji nasıl sağlanabilir?

Gökbilim ve Uzay

Çin, geçtiğimiz cumartesi günü Ay’a uzay aracı gönderdi. Çin mitolojisindeki Ay tanrıçasının adı verilen Chang’e-4 uzay aracının yeni yıl civarında Ay’ın Dünya’dan görünmeyen yüzüne inmesi planlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

NASA’ya ait InSight uzay aracı 5 Mayıs’ta Mars’a gönderilmişti. Yaklaşık yedi ay süren 460 milyon kilometrelik uzun bir yolculuktan sonra uzay aracı Mars’a ulaştı ve 26 Kasım’da gezegenin yüzeyine indi.

Gökbilim ve Uzay

Dergimizin 31 Aralık 2017 tarihinden bugüne Yayın Danışma Kurulu Üyeliğini yürüten Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berahitdin Albayrak’ı, 13 Aralık 2018 Perşembe günü meydana gelen tren kazasında kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.