Skip to content Skip to navigation

Fareleri Obeziteden Koruyan Bağırsak Bakterileri

Dr. Mahir E. Ocak
08/08/2019 - 17:00

ABD’deki Utah Sağlık Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, Clostridia (20-30 ayrı bakteriyi içine alan bir sınıf) bakterilerinin fareleri obeziteden koruduğunu gösteriyor. Dr. C. Petersen ve arkadaşlarının Science’ta yayımladıkları sonuçlara göre, bağırsaklarında yeterli sayıda Clostridia bakterisi olmayan fareler sağlıklı bir diyetle beslenseler bile eninde sonunda obezleşiyor. Clostridia bakterileri verilen farelerse zayıf kalmayı başarıyor. Deneyler, bakterilerin temel işlevinin bağırsakta yağ emilimini engelleyen bazı moleküller üretmek olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar obezite ile bağırsak florası arasındaki ilişki üzerine çalışmalar yapmaya, Petersen’in bağışıklık sistemiyle ilişkili myd88 geninden yoksun bırakılmış farelerin aşırı derecede kilolu olduğunu bir tesadüf eseri fark etmesiyle başlamışlar. Bağışıklık sisteminin temel işlevlerinden biri bağırsak florasındaki farklı tür bakteriler arasındaki dengeyi sağlamaktır. Bağışıklık sistemindeki sorunlar, bu dengenin bozulmasına sebep olabilir ve bazen bu durum sağlığı olumsuz etkileyebilir.

Araştırmacılar bağışıklık sistemi sorunlu olan farelerin bağırsak florasını incelediklerinde, bağışıklık sisteminin Clostridia bakterilerini tanımakta zorlandığını ve böylece bağırsak ortamının Clostridia bakterileri için yaşamaya elverişli olmaktan çıktığını görmüşler. Bu durum, bağırsaklardaki yağ emiliminin artmasıyla ve farelerin giderek obezleşmesiyle sonuçlanıyor. Ayrıca zamanla farelerde tür 2 diyabet belirtileri de ortaya çıkıyor.

Başka araştırmalar, obez insanların da Clostridia bakterilerinden yoksun olduğunu göstermişti. Ayrıca obezite ya da tür 2 diyabet sorunu olan hastaların bağışıklık sisteminin işlevini tam olarak yerine getirmediğine işaret eden bulgular da var. Dolayısıyla Clostridia bakterileriyle bağışıklık sistemi ve obezite arasındaki ilişkilerin daha iyi anlaşılması, insanlarda bu hastalıkların tedavi edilmesinde yararlı olabilir.

İlgili İçerikler

Biyoloji

2017’de Madagaskar’da keşfettiği yeni çekirge türleri ile tanınan, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Zooloji Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Ünal ile araştırmaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Biyoloji

DNA yani deoksiribonükleik asit bütün canlı organizmaların hücrelerinde bulunan ve canlının tüm genetik özelliklerini taşıyan moleküldür. DNA ikili sarmal yapıdadır. Yani DNA’nın yapısında birbirine dolanmış şekilde iki zincir bulunur.

Biyoloji

Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü tarafından düzenlenen 7. BioForm etkinliği, 27-29 Kasım tarihleri arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Elektrik-Elektronik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor.

Biyoloji

Kartallar, şahinler, doğanlar, deliceler, kerkenezler, atmacalar ve çaylaklar  Türkiye’de de sayılı türleri olan gündüz yırtıcılarıdır. Bu kuşlar yüksek strateji geliştirme yetenekleri, manevra kabiliyetleri, hızlı uçmaları ve avlarını çok uzak mesafelerden bile görebilmeleri ile her zaman insanların ilgi odağı olmuştur. Ancak ak çaylaklar bu yırtıcılar arasında en az bilinenidir. 

Biyoloji

Biyofloresan canlının ışığı soğurması ve farklı renkte tekrar yaymasıdır. Bu olay denizlerde ve karalarda yaşayan bazı canlı türlerinde görülen biyolüminesans olayından farklıdır. Biyofloresan, canlıların derilerinde veya dokularında bulunan ve ışığı soğuran proteinler sayesinde gerçekleşir.

Biyoloji

Oxford Üniversitesinden bilim insanları, şempanzelerin yüzlerini tanımak ve onları doğal yaşam ortamlarında izlemek için yeni bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Araştırmanın sonuçları Science Advances dergisinde yayımlandı.

Biyoloji

Fosfat, şeker ve azot içeren baz (adenin, guanin, sitozin ve timin) gruplarının bir araya gelmesiyle oluşan DNA hücrelerimizde kalıtsal bilgiyi taşıyan moleküldür. DNA birbirine sarmal şekilde bağlanmış iki zincirden meydana gelir. Her bir zincir nükleotid olarak isimlendirilen molekül birimlerinin bir araya gelmesiyle oluşur.

Biyoloji

Adli tıp araştırmalarında olay yerinden alınan DNA örneklerinden suçluların belirlenmeye çalışıldığına polisiye dizilerde ya da filmlerde tanık olmuşsunuzdur. DNA dizisindeki kişiye özgü sıralamaları analiz ederek bir DNA örneğinin kime ait olduğunu belirlemeye yarayan yöntem DNA parmak izi olarak isimlendiriliyor. Peki, bu yöntem nasıl çalışıyor?

Biyoloji

Belki sizi şaşırtabilir ama Türkiye’de bir zamanlar çita, aslan, Hazar kaplanı, pars gibi büyük kediler yaşıyordu. Bunlardan çita en son 13. yüzyılda, aslan 19. yüzyılın başlarında, pars ve Hazar kaplanı ise 1970’li yıllarda ülkemizde görülmüş. Günümüzdeyse kedi ailesinden vaşaklar, yaban kedileri, saz kedisi ve karakulak gibi türler, soyları tehdit altında olsa da, hâlen Türkiye’de yaşıyor.

Biyoloji

Güney Amerika’daki sularda yaşayan 250’den fazla türde balığın yön bulmak ve birbirleriyle iletişim kurmak için elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca görünüşleri yılana benzediği için elektrikli yılan balığı olarak adlandırılan türler avlanmak ve kendilerini savunmak için de elektrik kullanıyor.