Skip to content Skip to navigation

Gayzerler

İbrahim Özay Semerci
07/01/2014 - 15:37

Bir püskürmede yüzlerce litre suyu onlarca metre yükseğe taşıyan gayzerler, erimiş kayaçların ve sıcak suyun yeraltındaki yarık ve mağaralar boyunca yukarı doğru hareketiyle oluşur. Gayzer kelimesinin kökeni İzlanda’daki Geysir isimli, püsküren sıcak su kaynağıdır. Geysir kelimesi ise İzlanda dilinde "püskürmek" anlamına gelen geysa kelimesinden türetilmiştir. Birçoğu düzensiz zaman aralıklarıyla püsküren gayzerlerin oluşumu şöyle özetlenebilir:

Yağmur veya kar suları küçük çatlaklar boyunca yeryüzünden binlerce metre aşağıya sızar. Sızan su yeraltındaki mağaralarda birikir. Yeraltındaki bu mağaralarda su 300oC’den fazla bir sıcaklığa ulaşsa da, o derinlikte kayaların ve daha üstte bulunan suların oluşturduğu çok yüksek basınçtan dolayı gaz halde bulunmaz. Aşırı sıcak su, bulduğu açıklıklardan yukarı doğru hareket eder ve bu esnada üzerine etki eden basınç azalmaya başlar. Bu durumda su daha düşük sıcaklıklarda kaynamaya başlar. Basınç azalması çok hızlı gerçekleşirse kaynamakta olan su yeryüzünde buhar olarak açığa çıkar ve bu durum gayzer püskürmesine neden olur. Ancak basınç yavaşça azalırsa veya suyun yeryüzüne ulaştığı açıklık yeterince genişse, su yeryüzünde ılıca veya kaynarca denilen sıcak su kaynağını oluşturur. Kaynarcadan farklı olarak gayzerde sıcak suyun çıktığı yarığın özellikle yeryüzüne yakın kısımlarında daralma gözlenir. Bu dar kısmın üstünde kalan su bir kapak gibi alttaki sıcak suya basınç uygulamaya devam eder. Sıcak suyun basıncı çok arttığında gayzer püskürür ve üstünde kapak gibi duran suyu iter. Suyun yeryüzüne doğru ilerlediği yarık ne kadar darsa gayzer de o kadar yükseğe püskürür.

Gayzer püskürdükten sonra yeraltında boşalan mağara, etrafında bulunan daha soğuk su ile dolmaya başlar ve gayzer püskürmesi ile son bulacak döngü bir kez daha başlamış olur.  Bazen gayzer püskürmesine neden olan yarıklar tıkandığı için suyun yukarı doğru hareketi kesilebilir, ancak yer sarsıntılarıyla tıkanan bölgeler tekrar açılır. Gayzer püskürmelerinde depremler, insan müdahaleleri ve gayzer yolunda biriken mineraller nedeniyle değişimler olabilir.

Gayzerlerin püskürttüğü suyun içinde farklı kimyasal maddeler vardır. Suyun içinde, ilerlediği yoldaki yapıya göre silisyum dioksit (SiO2), kalsiyum karbonat (CaCO3), arsenik (As), cıva (Hg), karbondioksit (CO2), hidrojen sülfür(H2S) ve başka kimyasal maddeler bulunabilir.

Dünya genelindeki 1000 kadar gayzerin yaklaşık yarısı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yellow Stone Milli Parkı’nda bulunuyor. Tüm gayzerler arasında en bilineni ise bu parkın içindeki Old Faithful’dur. Yine aynı park içinde yer alan Steamboat isimli gayzer ise yaklaşık 100 m ile şu an için en yükseğe su püskürten gayzerdir.

Gayzerlere Rusya, Şili, Yeni Zelanda ve İzlanda’da sıkça rastlanır. Ülkemizde ise gayzer bulunmuyor.

 

 

1

İlgili İçerikler

Yerbilimleri

Geçmişi günümüzden yaklaşık 12.000 yıl öncesine kadar uzanan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı’nda yapılan kazı çalışmaları hızla devam ediyor. Göbeklitepe uygarlık tarihi ile ilgili bildiklerimizi tamamen değiştirebilir.

Yerbilimleri

İstanbul’da geçmişte çok büyük depremler meydana geldiği biliniyor. 22 Mayıs 1766 yılında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki son büyük deprem, kentte çok büyük bir yıkıma sebep olmuştu.

Yerbilimleri

Uluslararası Yerbilimleri Birliğinin bir parçası olan Uluslararası Katmanbilgisi Komisyonu yaklaşık on yıl önce Antroposen Çalışma Grubu adlı bir kurul oluşturmuştu. Otuz dört üyeden oluşan kurulun görevi, Antroposen olarak adlandırılan, insan etkinliklerinin yerküreyi şekillendirdiği yeni bir jeolojik çağın başlayıp başlamadığı hakkında karar vermekti. 

Yerbilimleri

Volkanik patlamalar sonucu ağaçlar, evler, tarlalar, yollar ve fabrikalar zarar görebilir. Hatta can kayıpları bile yaşanabilir. Peki tarihten bu yana birçok yeri yaşanmaz hale getiren bu doğal afet nasıl gerçekleşiyor?

Yerbilimleri

Binlerce yıl toprak altında kaldıktan sonra gün yüzüne çıkarılan arkeolojik eserlerin yüzeylerindeki doğal aşınmalar arkeologlar ve yazıt bilimciler için eserleri incelemeyi zorlaştırabiliyor. Peki, araştırmacılar bu zorluğu aşmak için neler yapıyor, hangi yöntemleri uyguluyor?

Yerbilimleri

Princeton Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar yeryüzünün 660 kilometre altındaki, yukarı manto ile aşağı mantoyu birbirinden ayıran katmanda devasa “dağlar” olduğuna işaret ediyor. Wenbo Wu, Sidao Ni ve Jessica Irving tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Science’ta yayımlandı.

Yerbilimleri

Deprem konusunda uluslararası düzeydeki üstün nitelikli çalışmalarıyla 2018 yılı TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Mustafa Erdik ile deprem ve Türkiye’deki deprem çalışmalarıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yerbilimleri

Fotoğrafta gördüğünüz neredeyse dikdörtgen prizma biçimindeki beyaz yapı tamamen doğal yollarla oluşmuş bir buzdağı.

Yerbilimleri

Geçmişte  Britanya Adası’nın iki antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğu düşünülürdü. Ancak Plymouth Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar Britanya Adası’nın iki değil üç antik kıtanın çarpışması sonucunda oluştuğuna işaret ediyor.

Yerbilimleri

Mavi delikler, deniz seviyesinin günümüzden daha düşük olduğu buz devirlerinde oluşmuş obruklardır. Genellikle kenarları dik, ağzı daire biçimdeki bu çukurlar deniz seviyesi yükseldikten sonra su altında kalmış.