Skip to content Skip to navigation

Geçmişte Kullanılan İlginç Tıbbi Aletler

Dr. Özlem Ak İkinci
22/12/2014 - 09:39

Günümüzden çok daha önce yaşadığınızı ve bir cerrahın anestezi yapmadan sizi ameliyat ettiğini hayal edin. Ameliyat sırasında hiç hareket etmeden ya da çığlık atmadan durabilir miydiniz? Geçmişte kullanılan ve bugün pek de alışık olmadığımız tıbbi aletler o dönemlerde yaşayan kişilerle empati kurmanıza yardımcı olabilir.

Osteotom (Kemik Keskisi)

Osteotom denilen bu alet 1830’larda Bernard Heine tarafından keşfedildi. Her ne kadar ağaç budama aletine benzese de ameliyatlarda kullanılıyordu. Cerrahlar, osteotom sayesinde kemiklere zarar vermeden daha az güç ve zaman harcayarak hastayı ameliyat edebiliyordu.

İdrar Kanalı Genişleticisi

Bir erkek hastanın idrar yolu, idrar akışını sağlayamayacak kadar daraldıysa doktorlar bu idrar kanalı genişletici aleti kullanıyordu. Temel olarak vidanın döndürülmesiyle aletin iki kanadı ayrılıyor ve idrar yolu mümkün olduğunca genişletiliyordu.

Diş Modeli

Bu tür modeller doktorların teknikleri öğrenmesi ve pratik yapması için kullanılıyordu. 1930’lu yıllarda kullanılan ve pek de sevimli görünmeyen bu eklemli diş modeli H.R. Giger’in Alien filmi için yaptığı tasarımlara benziyor. Bu alüminyum modelin şimdi nerede olduğu bilinmiyor. Diş modellerinde genellikle kadavralardan çıkarılan dişler kullanılıyordu. Günümüzde diş hekimliği okuyan öğrencilerin eğitimlerinde hâlâ benzer modeller kullanılıyor.

Bademcik Giyotini

Antibiyotiklerin keşfinden önce herhangi bir enfeksiyon hayatı tehdit etme potansiyeline sahipti. Bademcik iltihabını ve bu iltihabın neden olduğu anjin gibi diğer boğaz hastalıklarını tedavi etmek için bademcik giyotini geliştirildi.

Hemoroid Kıskacı

Hemoroid tedavisi için kullanılabilen ilaçlardan önce hastalar ciddi bir probleme yol açmadığı sürece can sıkıcı hemoroid ile yaşamak zorundaydı. Eğer problem büyürse hemoroidin bağlanması ya da kesilerek alınması tercih edilen bir tedavi şekliydi. Bu hemoroid kıskacı dış hemoroidi sıkıca kavrayarak ve ezerek çalışıyordu, böylece kanama önleniyordu. Zarar görmüş doku sonunda ölüyor ve kayboluyordu.

Ezici

Hemoroidin alınmasında ya da yemek borusunda, boğazda, rahimde veya yumurtalıklarda bulunabilen poliplerin, tümörlerin ve kistlerin alınmasında ezici olarak adlandırılan bu alet kullanılıyordu. Aletin ucundaki kıvrımlı bölüm testere dişli bir zincir ya da basit bir tel olabiliyor; bastırmak, ezmek ve hemoroidde turnike görevi yaparak kan ulaşımını durdurmak için kullanılıyordu.  

Diş Anahtarı

Diş çürüklerinin ve diş eti hastalıklarının nedenlerinin bilinmediği dönemlerde diş ağrısı çeken çoğu kişinin yardımına en yakın berber koşardı. 18. yüzyılın başlarında yani diş anahtarının keşfinden önce ise diş çekimi bilek gücüyle yapılırdı. Bu sırada olur da diş kırılırsa kemik keskisi kullanılarak parçalar diş etinden ayrılırdı. Diş anahtarının kullanılmaya başlanmasıyla birlikte doktorlar, artık bu aletin ucu ile dişi kavrayıp anahtarı çevirerek kökü ile beraber dişi çekebiliyordu, tabii herhangi bir anestezi uygulamadan.

20. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde makineler teşhis ve tedavi sürecinin en önemli parçaları haline geldi. Bilim insanları ve doktorlar gerçekten çok ilginç aletlerle deneyler yapıyor ve çok sayıda görünüşü tüyler ürperten araçlar ve makineler geliştiriyordu. İşte bunlardan bazıları…

ABD Ulusal Brookhaven Laboratuvarı’ndaki araştırmacılar tarafından beyin ile ilgili araştırmalar yapmak için geliştirilen ve bir nükleer görüntüleme tekniği olan günümüzdeki PET’in öncüsü (Pozitron Emisyon Tomografi)

İki küçük motor ile çalıştırılan büyük ölçekli göz modelleri

Radyoaktivite ölçmek için kullanılan sodyum klorür çözeltisi ile doldurulmuş plastik, insansı zırhlar

Psikonörotik vakalarda özellikle I. Dünya Savaşı sırasında elektrik verilerek yapılan tedavilerde kullanılan sandalye

Yapay böbrek makinesi

Retinanın elektrik potansiyelini ölçmek için kullanılan elektroretinogram denilen alet

1940’larda beyin dalgaları bu şekilde ölçülüyordu.

Tel kullanılarak tasarlanmış bu giysi 1690’larda yüksek hızın ve uzay yolculuklarının fizyolojik etkilerini araştırırken vücut sıcaklığını ölçmek için kullanılıyordu.

1

İlgili İçerikler

Tıp ve Sağlık

Ortalama ömrün cinsiyete bağlı olarak değişmesi sadece insanlarda değil başka pek çok canlı türünde de gözlemlenen bir durumdur. Ancak insanlarla diğer canlılar arasında önemli bir fark var. 

Tıp ve Sağlık

Yemekten sonra bastıran uykuyu hepimiz biliriz. Enerji vermesi gereken besinlerin uykumuzu getirmesi bize biraz garip gelebilir. Peki, bunun sebebini hiç merak ettiniz mi?

Tıp ve Sağlık

Güneş’ten Dünya’ya ulaşan morötesi dalga boyundaki ışınların (UV) özellikle cilt üzerindeki zararlı etkileri hakkında fikir sahibiyiz. Ancak UV ışınlar gözün yüzeyindeki dokulara ve gözün içindeki yapılara, örneğin korneaya, retinaya ve göz merceğine de zarar verebilir.

Tıp ve Sağlık

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre grip, her yıl dünya genelinde 3-5 milyon insanın ciddi sağlık sorunları yaşamasına sebep oluyor. Bu insanların 300.000-650.000 kadarı da ölüyor. Peki, grip virüsü tam olarak nasıl öldürüyor?

Tıp ve Sağlık

Dün gece bir şeyler yediniz ve bu sabah uyandığınızda karnınız dayanılmaz şekilde ağrımaya ve mideniz bulanmaya başladı. Peki, buna sebep olan şey gerçekten dün gece yedikleriniz mi?

Tıp ve Sağlık

Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nün 2017 yılındaki sahipleri Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young oldu. Nobel komitesinden yapılan açıklamada, araştırmacıların sirkadiyen saatin moleküler mekanizmaları üzerine yaptıkları çalışmalar nedeniyle ödüle layık görüldükleri açıklandı.

Tıp ve Sağlık

Sarılık yeni doğan bebeklerde sıkça görülen ve çoğunlukla tehlikeli olmayan bir durumdur. Genellikle bebekler 2-4 günlükken fark edilir ve iki hafta içinde geçer.

Tıp ve Sağlık

İlki 2014 yılında düzenlenen Bilim Genç Bilim Söyleşileri yeni eğitim öğretim döneminde de hız kesmeden devam ediyor.

Tıp ve Sağlık

Sınav stresi hayatınızı çekilmez hale mi getirdi? Bu haberde stresle baş etmenize yardımcı olabilecek bazı tavsiyeler bulabilirsiniz.

Tıp ve Sağlık

Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden bilim insanları, yüzeylerini nano ölçekte yarı iletken kristallerle kapladıkları bakterilerin güneş ışığını kullanarak karbondioksit ve suyu ekonomik olarak değerli kimyasal maddelere dönüştürmesini sağladı.