Skip to content Skip to navigation

Geçmişten Geleceğe Ay Görevleri

Dr. Tuba Sarıgül
21/10/2014 - 16:03

Sovyetler Birliği tarafından uzaya fırlatılan Luna 2, 14 Eylül 1959’da Ay’ın yüzeyine çarptığında Dünya dışındaki bir gökcismine ulaşan insan yapımı ilk uzay aracıydı. Luna 2 Ay yüzeyine çarpmadan önce, Ay’ın çevresinde kayda değer bir manyetik alan olmadığını gözlemledi.

Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devleti ve Sovyetler Birliği arasındaki uzay yarışında Ay keşiflerinin önemli bir yeri vardı. Ay’a ulaşan insanlı ilk uzay aracı olan Apollo 11’den sonraki üç yıl boyunca 12 astronot daha bu görevi başardıysa da Ay’daki son ayak izlerinin sahibi Eugene Cernan’dan sonra, yani 40 yıldan fazla zamandır herhangi bir insanlı uzay aracı Ay’a inmedi.

Bu tarihten günümüze ABD, Japonya, Avrupa, Çin ve Hindistan uzay ajansları başarılı insansız Ay görevleri gerçekleştirdi. Bu görevlerin çoğunda amaç -özellikle ABD dışındaki ülkeler için- ülkelerinin uzay programlarının başarısını sınamaktı. Örneğin 2006’da Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından gerçekleştirilen SMART-1 görevi sırasında iyon itkili motor, iletişim alt yapıları ve otonom konumlandırma sistemleri ve bu yeni teknolojilerin gelecekteki uzun süreli uzay görevlerinde başarılı olup olmayacağı sınandı.

Bir zamanlar ulusal bir prestij meselesine dönüşen insanlı Ay görevleri için bugün en ciddi aday Çin. Bu amaçla üç aşamalı bir program takip eden Çin, Chang’e 1 ve Chang’e 2 uzay araçlarını Dünya’nın yörüngesinin dışına çıkarabildi. 2013 yılının Aralık ayında fırlatılan Chang’e 3 uzay aracı Ay yüzeyine kontrollü bir şekilde indirildi. Programın üçüncü aşaması olan ve Ay’a, Dünya’ya geri dönebilen araçlar göndermeye yönelik çalışmaların ise 2017’de tamamlanması hedefleniyor. İnsanlı Ay görevlerinin gerçekleştirilebilmesi için bu görevin başarılı olması hayati önem taşıyor.

İnsanlı son Ay görevi: Apollo 17

ABD’lilerin Ay’a yeniden gitme planları ise 2010 yılında Başkan Barack Obama tarafından askıya alındı. ABD’nin insanlı uzay görevlerinin şu andaki öncelikli hedefi asteroitler. İnsanların yanı sıra robot teknolojilerinin de kullanılacağı bu planın amacı, Dünya için tehlikeli olabilecek asteroitlere ve uzaydaki kaynakların en verimli şekilde nasıl kullanılabileceğine yönelik araştırmalar yapmak.

Özlem Kılıç Ekici’nin TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisi 2013 Eylül sayısında yayımlanan “Uzay Madenciliği” başlıklı yazısında daha ayrıntılı anlattığı gibi, uzay keşifleri konusunda artık özel şirketler de söz sahibi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) bu şirketlerden 6’sı ile Ay’dan elde edilecek bilgilerin paylaşımı için anlaşma imzaladı.

Wikipedia

Luna 2 uzay aracıyla Ay’a gönderilen bu topun üzerinde Sovyetler Birliği'ne ait simgeler yer alıyor.

Günümüzde Ay’daki değerli maden, su, helyum-3 ve enerji elde edilebilecek diğer kaynaklara yönelik araştırmalar için Ay yüzeyinin haritalandırılması amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra kızılötesi ışığı ve radyo dalgalarını algılayan teleskopların Ay yüzeyine yerleştirilmesi de planlanıyor. NASA ve ESA gibi uzay ajanslarının insanlı uzay görevleri için öncelikli hedefinin Mars olması, gelecekte diğer gezegenlere yönelik keşifler için Ay’ın hem bir test alanı hem de bir istasyon olarak kullanılacağını gösteriyor.

İlgili İçerikler

Gökbilim ve Uzay

Satürn ve ilkdördün evresindeki Ay 8 Eylül’de gökyüzünde birlikte görülebilir. 20 Eylül’de ise Ay ve Boğa Takımyıldızı’nın en parlak yıldızı Aldebaran yakın görünümde. Her iki gökcismini gece yarısına yakın saatlerde batı ufkunun üzerinde görebilirsiniz. 23 Eylül sonbahar ılımı yani gece ve gündüz sürelerinin eşit olduğu tarih.

Gökbilim ve Uzay

Maden cevherlerinden metalleri özütlemek için mikroorganizmalardan yararlanılan yöntemler biyomadencilik olarak adlandırılır. Biyomadenciliğin yeryüzündeki tarihi 1950’lere kadar gider. Günümüzde bazı araştırmacılar Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) uzayda biyomadencilikle ilgili çalışmalar yapıyor.

Gökbilim ve Uzay

Türkiye’de tasarlanıp üretilen ilk yer gözlem uydusu olan RASAT, sekiz yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanarak görüntü almaya devam ediyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (TÜBİTAK UZAY) mühendisleri tarafından tasarlanıp büyük ölçüde ülkemizde üretilen RASAT, 17 Ağustos 2011’de Rusya’daki Yasny Fırlatma Üssü’nden uzaya fırlatılmıştı.

Gökbilim ve Uzay

Gezegenler yıldızların, uydular da gezegenlerin etrafında dolanır. Peki büyük uyduların küçük uydulara sahip olması da mümkün müdür? Eğer bu tür “altuydular” sadece etrafında dolandıkları uydunun kütleçekimi etkisinde hareket etseydi cevap kesinlikle evet olurdu. 

Gökbilim ve Uzay

Merkür, ağustos ayında, yıl içinde gün doğumundan önce gözlemlendiği zamanlar arasında en parlak görünümde. Jüpiter ve Satürn ise Güneş’in batışından sonra gökyüzünde görülebilir.

Gökbilim ve Uzay

Teknoloji mağazalarından bile kolayca satın alınabilen küçük boyuttaki döner kanatlı İHA’ların devasa yolcu uçaklarına büyük hasarlar vererek uçuş güvenliğini tehlikeye atabileceğini biliyor muydunuz?

Gökbilim ve Uzay

Konya Bilim Merkezi tarafından ilki 2018’de düzenlenen Astrofest gökyüzü gözlem etkinliği bu yıl 12-14 Temmuz tarihleri arasında Kapadokya’da gerçekleştirildi. “Herkese biraz gökyüzü!” sloganı ile düzenlenen etkinliğe gençler aileleriyle birlikte katıldı.

Gökbilim ve Uzay

20 yıldır Dünya’nın çevresindeki yörüngesinde dolanan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) geçmişten günümüze birçok araştırmacı astronota ev sahipliği yapıyor. Çoğunlukla altı ay süren görevleri boyunca Dünya’dan uzakta kalan astronotlar, su ve hava gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ISS’nin özel sistemlerinden yararlanıyor.

Gökbilim ve Uzay

Şili’deki ALMA teleskoplarıyla gözlemler yapan bir grup gökbilimci, Dünya’ya yaklaşık 1500 ışık yılı mesafedeki genç bir yıldızın etrafında tuz molekülleri tespit etti. Dr. A. Ginsburg ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal’da yayımlandı.

Gökbilim ve Uzay

Ay, Güneş’ten sonra gökyüzündeki en parlak ikinci gökcismi. Ay gökyüzü gözlemcilerine çıplak gözle gerçekleştirebilecekleri birçok gözlem imkânı sunuyor. Örneğin her gece gökyüzünde Ay’ı farklı bir şekilde görürüz. Çünkü Dünya etrafındaki yörünge hareketi sırasında Ay’ın Güneş’e göre konumu sürekli değişir.