Skip to content Skip to navigation

Geleneksel Bir Savaş-Strateji Oyunu: Matrak

Nurulhude Baykal
26/07/2019 - 14:27

Vücudumuzu zinde tutmanın en iyi yollarından biri spor yapmak. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” atasözü, spor yapmanın kültürümüzde ne kadar önemli bir yeri olduğunun kanıtı. Peki, bizden yüzyıllarca önce yaşayanlar hangi sporları, niçin yapıyordu?

Geçmiş dönemlerde yapılan sporların mutlaka askerlik ve savaşla ilişkili bir yönü bulunuyordu. Örneğin okçuluk, at binme, atlı okçuluk, gülle atma, güreş ve benzeri sporlar kişinin kendisini savaş stilleri konusunda geliştirmesini sağlar. Dünyada farklı kültürler incelendiğinde eskrim ve kendo gibi kılıç kullanma; disk fırlatma ve cirit atma gibi isabetli atış yapma; güreş ve karate gibi öz savunma ve yakın dövüş becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayan geleneksel sporların yapıldığı görülür.

Bambu sopaların kılıç gibi kullanıldığı Kendo, Japonlara özgü geleneksel bir spordur.

Geleneksel bir spor olan matrak da askeri amaçlarla geliştirilmiştir. Çeşitli kaynaklarda matrak sporunun “Matrakçı” (Matrakî) adıyla bilinen, 16. yüzyılda yaşamış ünlü hattat ve minyatürcü Nasuh bin Karagöz el-Bosnevî (Bosnalı Karagöz’ün oğlu Nasuh) tarafından icat edildiği yazar. Tarih ve matematik alanında yazdığı eserlerle de bilinen Matrakçı Nasuh’un bütün Osmanlı coğrafyasında eşine rastlanmayan usta bir silahşor olduğunu belirten ve onu öven Kanuni Sultan Süleyman tarafından imzalanmış 1529 tarihli bir belge de vardır. Bu belgeye göre Matrakçı Nasuh, Mısır’da ünlü silahşorların katıldığı bir yarışmada farklı silah kategorilerinde yarışmış ve rakiplerine her alanda üstün gelmiştir.

Matrakçı Nasuh tarafından çizilmiş bir İstanbul minyatürü

Matrak kelimesi Arapça tark kökünden gelir. Tark aslında Türkçedeki “tak” gibi bir yansıma kelimedir ve vuruş sonrası çıkan sesi ifade eder. Matrak ise “vurmaya yarayan nesne” anlamına gelir. Matrak sporunda kişiler özel üretilmiş sopaları kullanarak birbirlerine vurmaya çalışır. Hem karşı tarafın vuruşlarından kaçınmak hem de bu sırada karşı tarafı alt etmek için çeşitli taktikler uygulanır. Bu taktiklere oyun denir. Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde IV. Murad’ın bu oyunlardan 70 kadarını bildiğini söyler. Matrak sporunda rakipten gelen vuruşlardan kaçınmak için atik ve esnek olunmalıdır. Ayrıca matrak sopasını yalnızca saldırı için değil savunma için de kullanmayı bilmek gerekir.

Matrakçı Nasuh’un Menazilnâme eserinde yer alan, matrak sporuyla ilgili kendi çizdiği bir minyatür

Seyahatname eserinde yaşadığı dönemin kültürel özellikleri hakkında pek çok bilgi aktaran Evliya Çelebi, matrak sporunu tanıtırken kullanılan sopa ile ilgili de bilgi verir. Seyahatname’de yazılana göre matrak sopası genellikle şimşir ağacından yapılır. Sopa büyükçe bir lobut biçimine getirilir ve cilalanır. Evliya Çelebi matrağın ağır olduğunu da belirtir. Yani matrak sporunu yapanların kol kaslarının da güçlü olması gerekir.

Şimşir ağacı ülkemizde yetişen en ağır ve sert ağaçlardandır. Yoğun ve sıkı yapısı sebebiyle zor işlense de kolay kolay çürümez. Sürtünme, aşınma ve darbe gibi fiziksel etkilere ve hava koşulları, böcek ve mikroorganizmalar tarafından bozulmaya karşı dayanıklıdır. Şimşir cilalandığında kullanım ömrü uzar.

Matrak sporu 16. yüzyılda yeniçerilerin savaş stillerini iyileştirmek ve onları kılıç kullanımı konusunda eğitmek amacıyla yapılıyordu. Günümüzde de sürdürülen matrak sporunun güncel versiyonunda sporcuların birbirine zarar vermemesi için matraklar yumuşak bir malzeme ile kaplanıyor. Ayrıca kılıç-kalkanı andıracak biçimde oyuncuların ellerinde bir kalkan da bulunuyor. Bununla birlikte, baş bölgesine gelecek vuruşlardan korunmak üzere bir kask takmak da zorunlu. Matrak sporunun güncel versiyonu ile ilgili daha fazla bilgiye Dünya Matrak Derneği’nin internet sitesinden erişebilirsiniz.

 

Kaynaklar:

İlgili İçerikler

Sosyal Bilimler

24 Temmuz - 9 Ağustos 2020 tarihlerinde Japonya’da düzenlenecek 2020 Tokyo  Yaz Olimpiyat Oyunları’nın madalyaları geri dönüşümlü elektrikli aletl

Sosyal Bilimler

Bilim Genç Fotoğraflar köşesinde temmuz ayında seyahat anılarınızı fotoğraflarınıza yansıtmanızı istemiştik. Bu süreçte #Seyahat etiketiyle Bilim Genç’te paylaştığınız fotoğraflar Bilim Genç ekibi tarafından değerlendirildi. Seçilen fotoğraflar aynı zamanda Instagram’da, Twitter’da ve Facebook’ta Bilim Genç okurları tarafından oylandı.

Sosyal Bilimler

6 Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima şehrine atom bombası atıldığında Sadako Sasaki 2 yaşındaydı. 11 yaşında halk arasında “atom bombası hastalığı” denilen kan kanseri teşhisi kondu. Sadako yaşama dileğinin gerçekleşmesi için kâğıttan turnalar yapmaya başladı.

Sosyal Bilimler

TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri ve 2019 Yılı Fuat Sezgin Bilim Tarihi Ödülü sahiplerini buldu. TÜBİTAK tarafından bu yıl 4 Bilim Ödülü, 11 Teşvik Ödülü ile Prof. Dr. Fuat Sezgin Bilim Tarihi Ödülü verildi.

Sosyal Bilimler

Bilim Genç olarak ağustos ayında objektiflerinizi çevrenizdeki tarihî mekânlara odaklamanızı istiyoruz. Fotoğrafınızı Bilim Genç’te paylaşırken açıklama bölümüne #TarihiMekanlar etiketini eklemeyi unutmayın. 

Sosyal Bilimler

936 ile 1013 yılları arasında Endülüs’te yaşayan Ebü’l Kasım Halef bin Abbas Zehrâvî isimli müslüman bilgin, Et-Tasrif isimli tıp ansiklopedisinin cerrahiye ayırdığı bölümlerde 200’den fazla cerrahi aleti resimli olarak açıklamıştı.

Sosyal Bilimler

Birçoğumuz tatilin başlamasıyla birlikte uçakla, otomobille, trenle ya da otobüsle yola çıktık.

Sosyal Bilimler

Picasso gibi ressamların şaheserlerinin altındaki gizli resimleri ortaya çıkarmak ancak bilimsel yöntemlerle mümkün. Gizli sanat eserlerini keşfetmeye çalışan araştırmacılar dijital görüntüleme ile spektroskopik yöntemleri bir araya getiriyor.

Sosyal Bilimler

Hayranlıkla baktığımız tablolar çoğu zaman tek bir seferde ortaya çıkmaz. Sanatçılar, genellikle işe bir eskiz çizerek başlar. Ancak tablonun yapım aşamasında bazen fikir değiştirip planda olmayan figürler ekler ya da önceden planladıkları figürleri çıkarırlar. Bazen de boyamaya başladıkları bir figürün yerini ya da biçimini değiştirirler.

Sosyal Bilimler

Mutluluk, öfke, korku, üzüntü… Bu temel duyguların hepsi tüm insanlarda bulunur. Ancak yoğunlukları bireyden bireye değişir. Normal kabul edilen sınırlarda yaşanıldığında bu duygular bireyin sağlıklı bir hayat sürmesine yardımcı olur. Ancak bu duyguların aşırı uçlarda yaşanması veya bastırılması bireyde psikolojik problemlere yol açabilir.